Karışık geldi ilk başlarda anlatım. Arada geri sayfalara döndüğüm oldu. Neyden bahsediyordu şu an diye. Çünkü Mehmetin kendiyle konuşmasından oluşuyor kitap, olaylar karşısından zihninden geçenler, zihninden ‘asıl’ geçenler.. yaşanan bir olay var kitapta ve o olaya Mehmetin tepkisi , tepkisinin kendince nedeni.. Bazı yerlede bir birinden kopuk gibi gözüken cümleler var, kitabın sonuna doğru anlaşılıyor, hangi cümleyi kim neden kurmuş, anlaşılmayan yerlerde var tabi..
İşin özü kim mi Mehmet, ‘Serseri mehmet’. Serseri değil aslında içine sığdırdıklarından artık sığamayan dışarı da taşamayan biri, uzak durmak istesede insanlardan insanlar ondan uzak durmuyor..Her şeyde başına biraz da bu yüzden geliyor. kalbini görüp yardım etmek için yanında olmak isteyenler var ama Mehmet onları da kendisi gibi “ziyan etmek” istemiyor. Umudu içinde büyütemeyen hep mutsuz olan mehmet..
Sevdiği ama ziyan olmasın diye uzak durduğu kızın, ilk defa tenine dokunan serçe parmağıydı mehmeti yaralayan.. (?)
Peki ya, Faruk’un sevdasına ne oldu.. “Ziyan edersen o kızı iki cihanda da elim yakandadır” diyen.. Mehmetin kalbini görüp desteğini çekmeyen.. Mehmeti iyi edecek serçeyi kendi elleriyle mehmete getiren. Ki bence o serçe çiğdem di. Ama Mehmetin hikayesi bu Faruk’un değil sonuçta..