Başka insanlar için bir şeyler yaparak, kendinden bir şeyler vererek yükselmeli, başkalarının yazgısını anlamaya çalışarak, her acıyı paylaşarak kendi ruhunu zenginleştirmelisin.
Başkalarının duygularını paylaşmamın sadece beni heyecanlandıran bir duygu değil, aynı zamanda başka insanlar üzerinde de olumlu etki yapan bir güç olduğunu fark ettiğimden bu yana içimde garip bir dönüşüm gerçekleşmişti. Başkalarının duygularını paylaşmak gibi bir yeteneğim ortaya çıktığından beri adeta kanıma zehir karışmış, kanım daha sıcak, daha kırmızı, daha hızlı, daha şiddetli, daha sert akmaya başlamıştı. Bir anda o güne kadar böylesi gri ve karanlık bir dünyada nasıl olup da rahat rahat yaşadığımı anlayamaz oldum. Eskiden hiç dikkat etmeden önünden geçip gideceğim yüzlerce şey beni heyecanlandırmaya ilgilendirmeye başlamıştı. Yabancı birinin acısını paylaşmamla birlikte gözlerim sanki daha keskinmiş, daha bilinçlenmiş her yerde beni meşgul eden, heyecanlandıran, sarsan şeylerin farkına varır olmuştum.
Şarkı söylemek istiyor, içimdeki coşku nedeniyle saçma sapan şeyler yapıyordum; insan ancak başkaları için de bir şey ifade ettiğini anlayınca kendi varlığının değerini ve anlamını anlıyor.
İnsan yeryüzündeki acıları düşünmeye başlarsa gözüne uyku girmez, atacağı her kahkaha ağzın içinde boğulup kalır, bunun bilincindeyim. Ancak insanı sarsan ve mahveden, düşündüğü ve kafasında kurduğu hayali ıstıraplar değildir; gözüyle gördüğü ruhunda hissettiği acılardır.