Hayat karşısında büyük bir kapasitesinin olduğunun bilincinde, ama erken yaşta başına bir musibet gelmiş, kısa bir ömür biçilen, ölüme mahkûm ama dünyaya tutkun bir genç var; mahkûmiyetinin farkında ve yok olmadan önce tutkuyla ve mümkün olduğunca fazla, iyi titreşimi “ içeri alma”, ne kadar kısa ve kırık da olsa, yaşamışlığı tatmış olma derdinde.
Cahil kişilerin ruhu gübrelenmemiş, sürülmemiş topraklar gibi katıdır. Ön yargılar ruhlara, kaya diplerinde biten otlar gibi sımsıkı yapışır, inatla büyürler. Bunlara söküp atmak, kökünü kurutmak güç mü güçtür; bunu biliyordum.
Gel gör ki içimde hâlâ hayat vardı… Bütün istekleri, meşakkatleri, sorumluluklarıyla, çaresiz, bu yükü çekecek, ihtiyaçlarımızı giderecek, meşakkatlere katlanıp sorumluluklarımızı yerine getirecektik. Yola düzüldüm.