Modern bir hızlı okuma ayinine dönüşen bu 1K'da, kütüphaneler artık zihinsel birer sığınak değil, birer muhasebe defteri muamelesi görüyor. İnsanlar, Kafka'nın dehlizlerinde kaybolmak ya da Dostoyevski'nin suç ortaklığına soyunmak yerine, yıllık okuma hedeflerinin çetelesini tutan birer veri giriş operatörüne dönüştü. Bin sayfalık bir hakikati sindirerek okumak, istatistik tablosunda sadece 1 hanesini doldurduğu için platform sakinleri, ruhlarını doyurmak yerine skor tablolarını şişirecek incecik kitapların peşinde koşuyor. Kitapların üzerine sinen o kadim sessizlik, yerini beğeni ve takipçi gürültüsüne bıraktı. Artık bir eseri gerçekten anlamak değil, o eseri okurken ne kadar entelektüel göründüğünü, yanına iliştirilmiş bir kahve fincanı ve doğru ışık açısıyla tescillemek asıl mesele haline geldi. Derinlikli bir analiz yazmanın zahmetine katlanamayan kitle, şablon cümlelerin ve aforizma avcılığının arkasına saklanarak edebiyatı bir durum güncellemesi seviyesine indirgedi. Nihayetinde burası, kitabın kendisinden çok kitap okuyorum imajının pazarlandığı, her puanın ve her yorumun aslında yazarın kalemine değil, okurun kendi egosuna verildiği devasa bir illüzyon sahnesi.