Ya ne var bu mavide? Bizi alıp alıp uzaklara götüren. Sevgiliyle göğe baktıracak, ummanların sonundan dönmesini beklediğimiz gemileri sırtımızda hasretten nakışlı bir gömlekle beklerken neden vazgeçemeyiz ondan, dönüp de gidemeyiz? Alelacele yolda yürürken, tam da kulağımızda ayrılığa dair türküler çınlayıp kalbimizin üzerine üzerine bir çekiç darbesiyle vururken her bir nota, nedir içimize yürüyüşümüzü bölen beyaz bulutlarla kaplı mavi gökte? Neyin sırrını aramaktayız ki ya da neyin içerisinde kaybolmaktayız?