Pal Sokağı’nın daracık kaldırımında, Nemecsek rüzgârın içinde yine sessizce yürüyordu. Üzerinde eski ceketi, yüzünde ise çocukluğun masumiyeti vardı. Köşeyi dönünce, elinde küçük bir portakal ağacı fidesi taşıyan Zezé’yi gördü. Zezé, gözlerindeki yaramaz ışıltıyla fidanı havaya kaldırdı.
‘Bunu dikmek için bir yer arıyorum,’ dedi. ‘Belki büyürse, kimse bana kızmaz.’
Nemecsek hafifçe gülümsedi. ‘Bizim Pal Sokağı’nda her şey zor ama kalbin iyi olunca her yer senin olur,’ dedi.
Pal Sokağı Çocukları benim için gerçekçi eserlerden biriydi. İçinden geçtiğimiz sıra dışı günlerde bu boğucu gerçeklikten uzaklaşmanın en iyi yolunun çocukluğun büyülü dünyasının kapılarını aralayabilecek bir esere sığınmak olacağını düşündüm ve kitabı okumaya başladım.çocuk psikolojisinin güzel ve sade anlatıldığı bir kitap.:) Pal Sokağı Çocukları