Selam, nihayet okumasını bitirdiğim Kefen kitabının incelemesini giriyorum. İncelemeye girmeden önce naçizane bir ricam olacak sizlerden.
İncelemelerinize duygularını, yaşadığınız hisleri katmaktan lütfen ama lütfen çekinmeyin. Çoğu kez buradaki incelemeler sayesinde kitapları aldım. Bir çocuğunda pişman olmadım. Belki duygularınızı aktaramıyor, iyi anlatamıyorsunuz onu da anlıyorum. En azından etkilendiğiniz bölümlerde sayfalarda onu ifade etmeye çalışın. Ben epey uzun girdim ama yetmedi. Zor tuttum kendimi. Daha çok anlatırdım fakat benim hissettiklerimi sizler hissetmez veya beklentilerinizi çok yüksek tutarsınız diye bitirdim.
•SPOİLER İÇERİR ONA GÖRE OKUYUN•
Galiba ağlamaktan okuyamadığım tek kitaptı. Yer yer bırakmaya zorladım kendimi sonra küçük Efraz’ın, küçük Aden’in, küçük Azze’nin, küçük Rohan’ın, küçük Rawa’nın birebir bunları yaşadığını aslında bir karakter olsalar bile dünyanın hemen hemen her yerinde bunlara maruz kalan ve yaşayan çocuklar olduğunu hatırladığımdan, okumaya devam ettim. Küçük diyorum çünkü hepsi 18 yaşının çok altındalar. Ve yaşlarının çok üstünde sorumlulukları acıları var.
Hikaye Lübnan’ın sefil sokaklarında sürünen çocuklarla başlıyor.
İsyan eden ve onları aç bırakan sisteme karşı Efraz El-Khatip. Daha on iki yaşında bir çocuk sisteme kafa tutuyor ve o kadar bilinçli ki.
Nasıl ya diye sorguladım kendimi. İnsanlığımdan ben utandım. İçeriğiyle alakalı konuşmaktan çok aslında duygularımı aktarmak istiyorum.
Çünkü Azze’nin babası tarafından zorla evlendirilmesine karşı çıkan tek kişi o. Azze dayak yediğinde sayıp döken o. Susmayan, konuşan, bağıran kadınlara hakkınızı alın, kendinizi koruyun diyen yine bir tek o.
İnanılmaz bir çocuk.
Beni inanılmaz etkiledi.
Bir köpeğin önünden yemeğini çalmayı vicdanına yediremeyen, aç kalmasında suçu
Ölüm var, Banu. Evlat acısı, anne baba acısı hiçbir acıyla mukayese edilemez ve asla bir acı bunların üstünde tutulamaz. Biz ölsek, üstümüze evladım öldü diye toprak atanımız da yok, o zaman kimsesizlik de hiçbir acıyla mukayese edilemez.