• …Çıkarmakta olduğu Markopaşa, Merhum Paşa gibi gazeteleri ve matbaası kapatılmış olan Sabahattin, cezasını çektikten sonra işsiz kalmış ve İstanbul’dan Melek Celal tarafından satın alınan kamyonu şoför Salim’in idaresine vererek çalıştırmaya başlamış ve 1948 Şubatında kamyon tüccar malı yükleyerek Sabahattin Ali de beraber olmak üzere Urfa’ya hareket etmiş, 28 Şubatta İstanbul’a dönmüştür. Bu sıralarda Sabahattin Ali başka bir suçtan yeniden mahkum olarak zabıta tarafından yeniden aranmakta idi.
    Mart ayı içinde kamyon İstanbul’da çalışmakta ve Sabahattin Ali de beş on günde uğrayarak şoförden hesap almaktadır. Zabıtaca şiddetle takip edilen Sabahattin Ali memleketten kaçmaya karar vermiştir. Bu kararını bazı dostlarına açıklamış ve bazılarına da ima etmiştir. Daha evvel hükümetin izni ile Türkiye’den çıkmaya karar verdiği halde izin ve pasaport alamamış. Takipten kurtularak rahat bir nefes alabilmek için her gece başka bir dostunu, bir Vala Nurettin’in, bir gece Mehmet Ali Aybar’ın, bir gece Mehmet Ali Cimcoz’un evinde kalıyordu.
    Son günlerde pek meyus ve sinirli idi. Akşamları mutadı olmadığı halde içki alıyordu. Bir gece Mehmet Ali Cimcoz’un evinden pek neş’eli bir halde gelmiş ve gece saat bire kadar konuşmuş, Alman edebiyatından bahsetmişti. O gece Mehmet Cimcoz ve karısının muhtelif poz resimlerini çekmişti. Yatıp uyumak aklına bile gelmiyordu. Ev sahibinin ikazı üzerine yatmış ve sabah erkenden veda etmeden evden çıkmıştı. Bu İstanbul’da son gecesi idi. Bir gün evvel şoför Salim’i görmüş, ertesi günü Edirnekapı’dan peynir komisyoncusunu alıp Kırklareli’nde bir çiftlikten peynir yükleyeceğini söylemiş ve 1 Nisan günü Trakya’ya hareket etmiştir.
    Sabahattin Ali Kırklareli’ne hareketin bir gün önce dostlarına 28 Mart 1948 tarihini taşıyan şu mektubu yazmıştı, “Mehmet Ali bu mektubu aldığınız zaman ben müddet ortadan yok olmuş olacağım. Herkesin beni geçen seferki gibi tebdil dolaşır bilmesi münasiptir. Bu kararı vermeden çok düşündüm. Fakat cephemi tayinde daha fazla tereddüt edemezdim.”

    [Gerçek, haftalık sosyalist, siyasi gazete, sayı 2 -22 Şubat 1950]
  • Babası :Sultan İbrahim
    Annesi : Saliha Dilâşub Valide Sultan
    Doğumu :İstanbul , 15 Nisan 1642
    Vefati :Edirne ,22 Nisan 1691
  • Babası :3. Mehmet
    Annesi : Handan Valide Sultan
    Doğumu : Manisa , 18 Nisan 1590
    Vefati : İstanbul , 22 Kasım 1617
  • 1. Açıkgenç, Alparslan, “İslam Ahlakı ve İslam’da Mutluluk Anlayışı”, Adıyaman Uluslararası Safvan Bin Muattal ve Ahlak Sempozyumu, 2013, s. 14-30.
    2. Akdoğan, Ali, “Bireysel ve Toplumsal Hayatta Ahlaka Olan İhtiyaç ve İslam”, EKEV Akademi Dergisi - Sosyal Bilimler -, 2004, cilt: VIII, sayı: 18, s. 179-194.
    3. Algül, Hüseyin, “Hz. Peygamber'in Ahlakı ve Adabı”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet Dergisi], 1989, cilt: XXV, sayı: 4, Özel Sayı, s. 81-91.
    4. Altıntaş, Hayrani, “İslâm Ahlâkı ve İnsanî Davranışlar”, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1997, cilt: XXXVI, s. 15-27.
    5. Altundağ, Mustafa, “Kuran Vahyinin İlk Mesajlarında Ahlaki Boyut”, Bakü Devlet Üniversitesi İlahiyat Fakültesinin İlmî Mecmuası, 2004, cilt: I, sayı: 2, s. 109-149.
    6. Ateş, Mustafa, “Resûlullah’ın Örnek Ahlâkı”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet Dergisi], 1992, cilt: XXVIII, sayı: 3, s. 3-28.
    7. Aydın, İbrahim Hakkı, “Hz. Peygamberin Ahlakında Evrensellik”, VIII. Kutlu Doğum Sempozyumu: (Tebliğler), 18 Nisan 2005, 2006, s. 41-54.
    8. Baysa, Hüseyin, “Hz. Peygamber Dönemindeki Sosyoekonomik Hayatta Yaşanan Dönüşümde İnanç ve Ahlakî İlkelerdeki Değişimin Etkisi”, Diyanet İlmî Dergi, 2013, cilt: XLIX, sayı: 3, s. 43-64.
    9. Bilgen, Osman, “Sahabenin İslam’ı Tercihinde Nebevi Ahlak’ın Rolü”, Adıyaman Uluslararası Safvan Bin Muattal ve Ahlak Sempozyumu, 2013, s. 393-411.
    10. Cebeci, Lütfullah, “Hz. Peygamber’in Örnek Ahlakı Çerçevesinde İslam ve Müslüman İmajı”, Müslüman İmajı [Kutlu Doğum Haftası: 1995], 1996, s. 233-257.
    11. Cerrahoğlu, İsmail, “Peygamberimizin Örnek Ahlakı ve İnsanî Esaslar”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet Dergisi], 1992, cilt: XXVIII, sayı: 1, s. 29-40.
    12. Çağrıcı, Mustafa, “Ahlaki Müeyyide”, İslâm Ahlakı Temel Konular Güncel Yorumlar, 2014, s. 173-198.
    13. Çağrıcı, Mustafa, “Eğitim-Ahlâk İlişkisi”, Eğitim ve Verimlilik Sempozyum Tebliğleri, 1994, s. 23-29.
    14. Çağrıcı, Mustafa, “İslâm Ahlâk Düşüncesinde Adalet”, Din ve Hayat: İstanbul Müftülüğü Dergisi, 2013, sayı: 18, s. 16-19.
    15. Çağrıcı, Mustafa, “İslam Ahlakı’nın Temel Kaynakları”, Türkiye IV. Dini Yayınlar Kongresi: Dini Klasikler: Tebliğler-Müzakereler (30-31 Ekim 2009 / Ankara), 2011, s. 209-235.
    16. Çağrıcı, Mustafa, “Kur’an ve Ahlak”, Kur’an ve tefsir araştırmaları / Sadreddin Gümüş ...[ve öte.].- 2. c. (349 s.), 2000, s. 171-187.
    17. Çaksu, Ali, “İslam ve Ahlak Felsefesi: “Kötülükten Sakındırma” Prensibinin Yardıma Koşmaya Etkisi”, Kelam Araştırmaları Dergisi, 2013, cilt: XI, sayı: 2, s. 11-22.
    18. Çetintaş, İbrahim, “İslâm Medeniyetinin Kırılan Dinamiği: Ahlâk”, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2014, cilt: XII, sayı: 23, s. 85-114.
    19. Dar, B. A., “Kur’an’ın Ahlaki Öğretileri”, çev. Fatma Bostan, İslam Düşüncesi Tarihi, 1990, cilt: I, s. 185-209.
    20. Davudi, Muhammed, “Peygamber ve Ehl-i Beyt’in Sünnetinde Ahlaki Eğitimin Hedefi”, çev. Nurcan Altun, Misbah: İslamî Düşünce ve Araştırma Dergisi, 2012, cilt: I, sayı: 2, s. 125-135.
    21. Demirel, Ahmet, “Hz. Peygamber ve Birlikte Yaşama Ahlakı”, Farklı İnanç ve Kültürlerle Bir Arada Yaşama Ahlâkı, 2015, s. 93-98.
    22. Doğan, Lütfi, “Peygamberimiz Hazret-i Muhammed'in Ahlakı”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi], 1970, s. 18-28.
    23. Durmuş, Zülfikar, “Kur’ân’a Göre İnsanın İlişkilerinde Sorumlu Olduğu Temel Ahlâkî İlke: Ahde Vefâ”, Din Bilimleri Akademik Araştırma Dergisi _ [http://www.dinbilimleri.com], 2002, cilt: II, sayı: 3, s. 77-95.
    24. Erdem, Hüsameddin, “İslâm Ahlâkı ve Özellikleri”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1986, sayı: 2, s. 229-234.
    25. Erdem, Hüsamettin, “İslam Ahlakında Hak ve Vazife”, İslâm Ahlakı Temel Konular Güncel Yorumlar, 2014, s. 125-146.
    26. Erkaya, Musa, “Hz. Peygamber (S.A.V)’in Örnek Ahlâkının Günümüze Taşınmasında Hadis/Sünnetin Rolü”, Modern Çağda Ahlak Sempozyumu, 7-8 Mayıs 2010 Konya,', s. 327-364.
    27. Görmez, Mehmet, “Ahlak ve Hadis”, İslam’ın Anlaşılmasında Sünnetin Yeri ve Değeri, Kutlu Doğum Sempozyumu 2001, 2003, s. 577-586.
    28. Güneş, Yusuf, “İslam Ahlakının Temel Özellikleri, EKEV Akademi Dergisi - Sosyal Bilimler -, 2011, cilt: XV, sayı: 49, s. 93-104.
    29. Gür, Süleyman, “Kur’ân’a Göre Müslüman Gençte Bulunması Gereken İki Önemli Ahlaki Değer: İffet ve Haya”, Uluslararası Gençlik ve Ahlâk Sempozyumu Bildiriler, 6-7-8 Ekim 2016, 2016, cilt: II, s. 1035-1046.
    30. Hoşab, Fahri, “Hz. Peygamber’in Hadislerinde Ahlâk Mefhumu”, Uluslararası Gençlik ve Ahlâk Sempozyumu Bildiriler, 6-7-8 Ekim 2016, 2016, cilt: I, s. 321-327.
    31. İpek, Muammer, “Hz. Muhammed”in Eğitimciliği, Ahlakı ve Kişiliği Üzerine”, Toplum Bilimleri Dergisi, 2014, cilt: VIII, sayı: 16, s. 321-331.
    32. Karaman, Hüseyin, “İslam Ahlakının Kaynakları”, İslâm Ahlakı Temel Konular Güncel Yorumlar, 2014, s. 51-68.
    33. Kaya, Mahmut, “Çağlar-üstü Bir Değer Olarak Ahlâk”, İslâmî Sosyal Bilimler Dergisi, 1995, cilt: III, sayı: 3, s. 123-128.
    34. Kharchafi, Muhammed, “el-Vahy ve Mealim Mine’l-Ahlak ve’l-Kıyem li-Rasulillah Sallallahu Aleyhi Vessellem fi’l-Kur’an ve’s-Sireti’n-Nebeviyye”, Vahyin Nüzulünün 1400. Yılında Hz. Muhammed (s.a.v) -Milletlerarası İlmi Toplantı-, 2011, s. 17-46 [“Kur’an-ı Kerim ve Siyer-i Nebevi’de Vahiy, Peygamber’e (s.a.v) Ait Ahlaki Yol İşaretleri ve Değerler”, Vahyin Nüzulünün 1400. Yılında Hz. Muhammed (s.a.v) -Milletlerarası İlmi Toplantı-, 2011, s. 47-72].
    35. Kılıç, Recep, “İslam Ahlakının Tanımı ve Kapsamı”, İslâm Ahlakı Temel Konular Güncel Yorumlar, 2014, s. 17-48.
    36. Kılıç, Ünal, “Hz. Peygamber’in Ahlâkı ve Güzel Ahlâka Verdiği Önem”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2009, cilt: 13, sayı: 1, s. 79-97.
    37. Koca, Suat, “Hadis Rivayetlerinde Ahlak Kavramı: Literal-Semantik Bir Analiz”, İslami Araştırmalar, 2016, cilt: XXVII, sayı: 2, s. 173-182.
    38. Koçyiğit, Talât, “Peygamberimiz (s.a.s)’in Ahlakı Kur'an İdi”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi], 1971, cilt: X, sayı: 108-109, s. 156-159.
    39. Kutluer, İlhan, “Yeni Bir Ahlaki Bilgeliğe Doğru: İslam Ahlakının Nazari Boyutları Üzerine Bazı Mülahazalar”, Çağımızın Ahlak Bunalımı ve Çözüm Arayışları -Milletlerarası Tartışmalı İlmi Toplantı-, 24-26 Nisan 2009, 2009, s. 137-178.
    40. Martı, Huriye, “Hz. Peygamber’i Ahlâkî Bir Model Olarak Benimsemenin Önündeki Engeller Üzerine”, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2014, cilt: XXIII, sayı: 1, s. 1-12
    41. Mutluel, Osman, “İslam Düşüncesinde Ahlaki Bir Kavram Olarak Ortayol”, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi = Journal of Social Sciences, 2012, cilt: XII, s. 239-253.
    42. Oktay, Ayşe Sıdıka, “Hz. Muhammed’in İslâm Ahlâkının Örneği Olmasının Ahlâk Düşüncesi Bakımından Önemi”, VII. Kutlu Doğum Sempozyumu: Teblilğler, 19 Nisan 2004 [Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi], 2006, s. 165-174.
    43. Okumuş, Mesut, “Hz. Peygamber'in Örnek Ahlaki Kişiliğinden Kesitler”, Diyanet İlmi Dergi, 2003, cilt: XXXIX, sayı: 2, s. 29-52.
    44. Önal, Recep, “Kur’an’da Îmânî ve Ahlâki Bir Tavır Olarak Sabır”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2008, cilt: XII, sayı: 2, s. 439-466.
    45. Özdemir, Abdurrahman” “Peygamberlik Misyonu, Hz. Peygamber ve Örnek Ahlakı”, Örnek İnsan Hz. Muhammed, 2006, s. 217-227.
    46. Özdeş, Talip, “Ahlak-Vahiy İlişkisi ve Kur’an’da İman-Ahlak-Amel Bütünlüğü”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2006, cilt: X, sayı: 2, s. 5-21.
    47. Özdeş, Talip, “Kur’an’da İman-Ahlak İlişkisi”, Konya’da Kur’an Günleri, IX. Kur’an Sempozyumu Kur’an’da Ahlâkî Değerler, 14-16 Nisan 2006/Konya, 2007, s. 79-94.
    48. Özgün, Hüseyin, “Peygamberimizin Yüce Ahlakı”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi], 1970, cilt: IX, sayı: 102-103, s. 386-388.
    49. Özgün, Hüseyin, “Peygamberimizin Yüce Ahlâkı”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet İşleri Başkanlığı Dergisi], 1971, cilt: X, sayı: 104-105, s. 33-36.
    50. Polat, Selahaddin, “Hadislerle Resulullah'ın Ahlakından Örnekler”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet Dergisi], 1977, cilt: XVI, sayı: 4, s. 197-215.
    51. Polat, Selahaddin, “Hadislerle Resulullah'ın Ahlakından Örnekler”, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet Dergisi], 1977, cilt: XVI, sayı: 5, s. 261-281.
    52. Reçber, Mehmet Sait, “Kur’an ve Ahlâk Metafiziği”, Konya’da Kur’an Günleri, IX. Kur’an Sempozyumu Kur’an’da Ahlâkî Değerler, 14-16 Nisan 2006/Konya, 2007, s. 53-68.
    53. Salih, Muhammed Mustafa Muhammed, “Sıfatü’n-Nebi Sallallahu Aleyhi Vessellem ve Ahlakuhu ve Hayatuhu min Hilali’l-Kur’ani’l-Kerim”, Vahyin Nüzulünün 1400. Yılında Hz. Muhammed (s.a.v) -Milletlerarası İlmi Toplantı-, 2011, s. 199-240.
    54. Sandıkçı, S. Kemal, “İslam Ahlak Öğretisinin Temel Dayanağı Olarak Sünnet”, İslam’ın Anlaşılmasında Sünnetin Yeri ve Değeri, Kutlu Doğum Sempozyumu 2001, 2003, s. 51-64.
    55. Saruhan, Müfit Selim, “İslam Ahlâkında İsraf ve Cimriliğin Tedavisi”, İslâmî Araştırmalar, 2003, cilt: XVI, sayı: 4 [İslâm ve İktisat -I-], s. 640-647.
    56. Saruhan, Müfit Selim, “Kur’an’da Din Ahlâkı Kur’an’ın Öngördüğü İdeal Din ve Dindarın Özellikleri -Bir Kavram Denemesi-”, Dinî Araştırmalar, 2000, cilt: III, sayı: 8, s. 189-198.
    57. Şahin, Hasan, “Hz. Peygamber ve Ahlak”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 1994, sayı: 5, s. 441-446.
    58. et-Tancî, Muhammed b. Tavît, “Ahlakın Önemi ve İslam Dinine Göre Temelleri I”, İslam Düşüncesi Üzerine Makaleler, 2011, s. 393-396.
    59. et-Tancî, Muhammed b. Tavît, “Ahlakın Önemi ve İslam Dinine Göre Temelleri II”, İslam Düşüncesi Üzerine Makaleler, 2011, s. 397-402.
    60. Tanci, Muhammed, “Ahlâkın Önemi ve İslâm Dinine Göre Temelleri”, İslâm Medeniyeti, 1973, cilt: III, sayı: 33, s. 3-8 [ “Ahlakın Önemi ve İslâm Dinine Göre Temelleri I”, Düzenleyen Ebru Koçak, e-Makâlât Mezhep Araştırmaları, 2011, cilt: IV, sayı: 1_[Muhammed b. Tavît et-Tancî özel sayısı], s. 393-396; “Ahlakın Önemi ve İslâm Dinine Göre Temelleri II”, Düzenleyen Ebru Koçak, e-Makâlât Mezhep Araştırmaları, 2011, cilt: IV, sayı: 1_[Muhammed b. Tavît et-Tancî özel sayısı], s. 397-402].
    61. Tartı, Nevzat, “Dindarlık ve Ahlak İlişkisi”, IV. Din Şurası Tebliğ ve Müzakereleri 12-16 Ekim 2009 Ankara, 2009, cilt: I, s. 349-361.
    62. Tohar, Ruhi, “İslâm Ahlâkı”, Kur’an Mesajı: İlmi Araştırmalar Dergisi, 1999, cilt: II, sayı: 13,14,15, s. 207-215.
    63. Türkgülü, Mustafa, “İslam Ahlak Öğretisinin Sünnet Boyutu”, Diyanet İlmi Dergi, 1999, cilt: XXXV, sayı: 3, s. 103-116 [Türkgülü, Mustafa, “İslâm Ahlâk Öğretisinin Sünnet Boyutu”, Diyanet İlmi Dergi, 2007, cilt: XLIII, sayı: 3, s. 109-124].
    64. Türkgülü, Mustafa, “İslâm Ahlakı ve Kur’anın Ahlaki Öğretisi Üzerine Bir İnceleme”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1996, sayı: 1, s. 179-206.
    65. Uysal, Enver, “Dindarlığın Ahlâkî Temeli Üzerine Bazı Düşünceler”, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2005, cilt: XIV, sayı: 1, s. 41-59 [Uysal, Enver, “Dindarlığın Ahlâkî Temeli”, Dindarlık Olgusu (Sempozyum Tebliğ ve Müzakereleri) [25-26 Aralık 2004, İSAM Konferans Salonu, Üsküdar-İSTANBUL], 2006, s. 85-95].
    66. Ürkmez, Ahmed, “Hadis-Ahlâk İlişkisinin Literatürdeki Yansımaları (Hadis Mecmualarının Ahlâk Bölümleri ve Müstakil Eserler Üzerine Bir İnceleme)”, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2008, sayı: 25, s. 137-168.
    67. Yalçın, Mikdad, “İslam'da Ahlak Anlayışı”, çev. S. Hayri Bolay, Diyanet İlmi Dergi [Diyanet Dergisi], 1976, cilt: XV, sayı: 5-6, s. 298-315.
    68. Yaman, Ahmet, “İslam Ahlakının Ameli Boyutu: İlkeler ve Uygulamalar”, Çağımızın Ahlak Bunalımı ve Çözüm Arayışları -Milletlerarası Tartışmalı İlmi Toplantı-, 24-26 Nisan 2009, 2009, s. 191-218.
    69. Yaman, Ahmet, “Kur’an’da Yasamanın Arka Planı Olarak Ahlak”, Konya’da Kur’an Günleri, IX. Kur’an Sempozyumu Kur’an’da Ahlâkî Değerler, 14-16 Nisan 2006/Konya, 2007, s. 169-180.
    70. Yaran, Cafer Sadık, “İslama Göre Ahlaki Davranış ve Kıstasları”, İslâm Ahlakı Temel Konular Güncel Yorumlar, 2014, s. 71-96.
    71. Yenibaş, Hasan, “Peygamberimizin Davranışlarının Ahlakî Temelleri”, Dicle Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2011, cilt: XIII, sayı: 1, s. 123-142.
    72. Yıldırım, Enbiya, “Hz. Peygamber Örnekliğinde İnanç-ahlâk Bütünlüğü”, Hz. Muhammed ve evrensel mesajı sempozyumu, 20-22 Nisan 2007 [İslami İlimler Dergisi Yayınları], 2007, s. 93-104.
    73. Yıldırım, Enbiya, “Hz. Peygamber Örnekliğinde İnanç-Ahlâk Bütünlüğü”, Hz. Muhammed (sav) ve Mesajı, 2014, s. 125-136.
    74. Yüksel, Emrullah, “Hazreti Muhammed’in Getirdiği Ahlâkın Cihanşumüllüğü”, Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1986, sayı: 7, s. 77-85.
    Not: Bu makalelere http://ktp2.isam.org.tr adresinden ulaşılabilir.
  • Hafız Yaşar Okur, Ezan'ın, Kur'an'ın (ibadette) ve Hutbe'nin Türkçeleştirme çalışmalarını şöyle anlatmaktadır:

    "...Atatürk tekbir tercümesinin sadeleştirilmesi hususunda gösterilen arzu üzerine, 'Peki arkadaşlar' dedi; 'Tekbir'in tercümesini okuyunuz bakalım!'

    Okundu: Tanrı uludur! Tanrı uludur! Tanrı'dan başka Tanrı yoktur! Tanrı uludur! Tanrı uludur! Hamd O'na mahsustur!

    Atatürk bu tercüme şeklini çok beğendi. (...) O gece geç vakte kadar hep Kur'an-ı Kerim'in Türkçe tercümesinin camilerde okunması mevzuunda konuşuldu. Atatürk Türkçe Ezan, Türkçe Kur'an, Türkçe Hutbe ve Türkçe Tekbir ile 'dinde inkılab' yapmak istiyordu." [11]

    [11] Hafız Yaşar Okur, Atatürk'le Onbeş Yıl / Dini Hatıralar, İstanbul 1962, sayfa 12-15; Atatürk'ten Bilinmeyen Hatıralar 1: Kur'an-ı Kerim'in Tercümesi, Yerebatan Camisinde Tören, Türkçe Ezan, Mehmetciğin Mezarında Mevlut, "Bütün Hafta", sayı: 1, sayfa 9-10, 22 Nisan 1949; Atatürk ve Bayram Tekbiri: Dinde Ilk Kemalizm Reformun Başlaması, "Dinde Reform: Kemalizm", Mart 1960, sayı: 28, sayfa 7,8; Yaşanmış Olaylarla Atatürk ve Müzik: Riyaset-i Cumhur Ince Saz Hey'eti Şefi Binbaşı Hafız Yaşar Okur'un Anıları (1924-1938), Haz. Halill Erdoğan Cengiz, Ankara 1993, sayfa 109,110.
  • İŞTE GENE BEN ve SİZLERE YİNE OKUMUŞ OLDUĞUM ESKİ BİR KİTAPTAN, GÜZEL BİR İNCELEME DAHA. :) AMA UNUTMAYIN Kİ BU GÜZEL İNCELEMEYİ, BENİ PASO ENGELLEYEN ve İŞSİZLİĞİME SEBEP OLAN 1K’YA BORÇLUSUNUZ !!!

    Savaşın tüm algısı tek bir kitapla değişebilir mi? İşte “Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” adlı eserimiz dünya edebiyat tarihinde, savaşın korkularına ışık tutabilecek nitelikte bir romandır. 1928 yılının Kasım ve Aralık aylarında Alman gazetesi Vossischen Zeitung'da yayınlanan hikâye sonradan bir roman haline getirilmiş ve Ocak 1929'da yayınlanmıştır. Sadece ilk 18 aylık baskısında, kitap 2,5 milyon kopya sattı ve eser 22 farklı dilde diğer ülkelerde tercüme edildikten ve yayınlandıktan sonra çok daha popüler hale geldi. Kitabın Birinci Dünya Savaşı’na dair tasviri, o sırada hala Almanya'da yaşayan, savaşla ilgili olan eski askerlerin birçoğunu doğrudan etkiledi. Nazi’ler 1930'larda iktidara geldiğinde ve sonrasında gücü ele geçirdiklerinde, Alman Nasyonal Sosyalist Partisi bu kitabı bir hayli eleştirdi ve yine Nazi rejiminin iktidarda olduğu bu dönemde, halk tarafından yakılan birçok kitaptan birisi de Remarque’ın eseri oldu.

    I. Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda, Atlantik'in iki yakasındaki yaşayanların çoğu güçlü duygularla savaş karşıtıydılar. Her ne kadar durum böyle görünüyor gibiyse de, savaş ilan edildiğinde, savaş için asker alım kayıtları başladıktan, savaş düzenine geçildikten, siperler kazıldıktan, her iki tarafın da coşku ile “bir daha asla” diye bağırdığı idealizmin bu çatışmayı önleme konusundaki evrensel arzusu, savaşın yükselişiyle birlikte resmen ölmüştü. Alman liderler beklenilen savaşın sadece birkaç ay süreceğini düşünüyor ve uzayacağını beklemiyorlardı. Bütün generallerin ve yöneticilerin beklentisi bu yöndeydi ve savaşın 1914 yılının sonlarına doğru sona ermesiydi. Alman savaş literatüründe, zafere ulaşmanın ifade edilebilir en açık ve net yolu, altı hafta içinde Fransa'nın yenilgisi sonrasında, Doğu Cephesi'nde zayıf bir rakibe, “Rusya’ya” karşı bir savaş harekâtı yürütülmesiydi. Bu mesele Alman savaş çabalarının başarılı olması için çok büyük önem arz etmekteydi.

    Büyük umutlar ile girilen bu savaşta, Eylül 1914'te, Alman güçleri Marne'de hendek savaşında durdurulup, felce uğratıldıktan ve genç erkek asker neslinin yok edilmesinden sonra, bu savaşın Almanlara bir acı sonucu daha oldu. Savaşın ve çatışmanın en büyük baş sorumlusu olarak görülen Almanları acı ve büyük bir hayal kırıklığı ile birlikte acımasız barış şartları bekliyordu. Erich Maria Remarque'nin romanı, Birinci Dünya Savaşı'nda, Batı Cephesi'ndeki Almanya'da ön saflarda savaşan Paul Bäumer adlı genç bir askerin yaşadığı sıkıntıları ele almaktadır.

    Savaş sloganları, tüm sınıfıyla birlikte, öğretmenin ısrarı sonrasında bir vatanseverlik patlaması yaşamakta olan idealist lise öğrencisi Paul’u da etkisi altına almaktadır artık. Bir öğrenci olarak, öğretmeninin “Demir Gençlik” diye nesline atıfta bulunmasının verdiği gurur ve vatanseverlik ile şimdi, bir asker olarak, kendisini bekleyen çok daha sert şeylere layıktır, ama kendisi bu savaşta ölmektense hayatta kalmayı amaçlamaktadır. Paul burada biz okuyuculara bazı asker ve arkadaşları hakkında bilgi aktarır. Pavlus ve sınıf arkadaşları Leer, Muller ve Kropp okul yöneticileri tarafından baskı altına alındıktan sonra gönüllü olarak birlikte orduya katılmaya karar verirler.

    Hikâyemiz, grubun Klosterberg'deki temel eğitimini ve Onbaşı Himmelstoss'tan gördükleri sadist muameleyi de anlatmaktadır. Grup, kendileriyle aynı üniformayı giyen Himmelstos'un tacizine maruz kalır ve sonunda intikam alırlar. Bäumer ve dost askerleri, Paul'un arkadaşlarından biri olan Franz Kemmerich'in bacağının kesiminden sonra öldüğü sırada, ölümün artık kendilerine daha yakın olduğunu görürler. Bu genç askerler sonunda süngü, el bombası ve bilenmiş küreklerle savaştıkları yere, ölümün her yerde kol gezdiği cepheye gönderilirler.

    İzin için eve dönen Pavlus, savaşta yaşamış olduğu korkunç manzaralar ve bu süreçte maruz kaldığı savaşa dair tüm seslerin hayatını değiştirdiğini anlar. Hayatında daha önce sahip olduğu şeylerde ve yapmış olduğu, yaşadıklarından tat almamaya başlar. 17 günlük izin bittikten sonra, daha fazla eğitim adı altında dağlarda bir kampa yollanır. Hikâyemizin bu noktasında, açlıktan kurtulmaya çalışan Rus savaş esirleriyle tanışır. Pavlus, kendi birimine geri döndüğünde, artık kendisini daha rahat hissetmektedir. Bir gün Fransız askeri olan Gérard Duval ile karşılaştığı ve ölümcül yaraladığı devriyeye gönderilir. En nihayetinde “Savaş savaştır” ve sonuçları olacaktır düşüncesinde olan Pavlus, bir insanın, askerin çektiği acıyı hafifletmeye çalışır.

    Bu genç erkeklerin, savaştan sonra eve dönebilecekleri aileleri ve çocukları yoktur. Artık gençliklerinin masumiyetine sahip değillerdir ve savaştan önce dört gözle kurdukları hayallerinin gerçek olmasını bekleyemiyorlardır. Paul, insanlıktan tamamen uzaklaşmış hissetmektedir ve sadece duygularını savaşta olan arkadaşlarıyla paylaşabileceğini düşüncesi daha ağır basmaktadır. Bu savaş onların bütün hayatları olup çıkmıştır. Hikâyemiz, 1918 yazına doğru ilerler ve bu noktada, hayatta, geride kalan Alman birlikleri, erzak yetersizliği, barınak yokluğu ve Müttefikler tarafından tekrarlanan topçu bombardımanları nedeniyle tükenmiş ve yıpranmış durumdadır ve hikâyemiz daha fazla spoiler vermemek adına böylece sürüp gider. :))

    Erich Maria Remarque Hakkında Biyografi
    - Erich Maria Remarque, bir Alman asıllı bir yazardır ve 1898 yılının Haziran ayında Almanya'nın Osnabrück şehrinde doğmuştur. 16 yaşında şiir ve denemeler yazmaya başlayan Erich, bir süre Münster Üniversitesi'nde eğitim aldı ve 18 yaşındayken I. Dünya Savaşı'na katılmak zorunda kaldı.

    - Torhout ve Houthulst arasındaki batı cephesinde yer aldı ve savaştan sağ kalarak kurtulmayı başaran Remarque, cephe sonrasında öğretmenlik, kütüphanecilik, gazetecilik ve editörlük yaptı.

    - 1920'de, kendisinin ilk kitabı olan “Die Traumbude - The Dream Room” romanını (ülkemizde satışta göremedim) Erich Remark adı altında yayınlandı. 1928'de, 19 yaşındaki genç bir askerin gözünden anlattığı, savaşın mutlak kötülüğü ele aldığı en ünlü eseri, "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” “Im Westen nichts Neues - All Quiet on the Western Front” olan ikinci kitabını yayınladı. Belki birçoğumuzun bilmesine rağmen, bilmeyenler için hatırlatmakta fayda görüyorum. Kendisinin asıl adı Erich Paul Kramer’dir ve bir dönem sonra annesinin adı olan Maria’yı almış, sonrasında da Kramer’in tersten okunuşu olan Remark’ı soyadı olarak kullanmaya başlamıştır. Dünya edebiyat tarihine be insanlara Fransız kökenine işaret etmek istercesine, Remark’ı, Fransızca’da okudunduğu Remarque olarak değiştirmeyi de ihmal etmemiştir.

    - Remarque, ileri romanın yayınlanmasından sonra, İsviçre'nin Porto Ronco (benim için cennettir) şehrine yerleşir. 1930'lu yıllarda Nazi Almanya'sında halkın yaktığı pek çok kitap arasında Remarque'nin eserlerinin olduğu ifade etmiştim. Nasyonal Sosyalistler Remarque'i vatan haini ve sahtekâr ilan ettiler ve 1938'de Remarque'nin Alman vatandaşlığı parti tarafından iptal edildi. Remarque, Amerika’ya gidebilmek için İsviçre'den ayrıldı ve vatandaşlık işlemleri kabul edilerek Amerikan vatandaşı oldu, ama 1948 yılında İsviçre'ye geri dönerek edebiyat hayatına burada devam etti.

    - ilk evliliğini 1925'te Lise Jutta Zambona'ya ile yaptı ve 1930 yılında kendisinden boşandı. Fakat daha sonra Zambona'nın savaş sırasında Almanya'ya geri dönmesini önlemek için yeniden evlendiler. Remarque Amerika'ya geçtikten sonraysa tekrar boşandılar.

    - Remarque 1958'de, Amerikalı sinema ve tiyatro oyuncusu Paulette Goddard ile yeni bir hayata ve evliliğe merhaba dedi. Mutlu çiftimiz, Remarque 25 Eylül 1970'te ölene kadar birlikte yaşadılar. Yazarımız, 72 yaşında hayatın vermiş olduğu onca yorgunluk sonrasında, aylardır sıkıntısını yaşamakta oldu anevrizmadan dolayı hayata gözlerini yumdu. Ölümünden yaklaşık 20 yıl sonra, 23 Nisan 1990’da hayatını kaybeden eşi Paulette Goddard, İsviçre’de Remarque’ın yanına defnedildi.

    Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

    Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

    ~ Adem YEŞİL ~