Para bizim eğitimimiz, kitabımız, üstümüz başımız için harcanırdı. Sinemaya, tiyatroya, konsere gitmemiz bir zorunluluk sayılırdı. Bunlardan kalan da evin ihtiyaçlarına ayrılırdı.
Küçük kız, o gün, orada parasızlığın ne olduğunu öğrendi. Ana babasının parası yoktu, ona istediği şeyleri alamazlardı, üstelik bu yüzden çok üzülüyorlardı. Adını bilmediği bir duyguyla tanıştı:merhamet. Ana babasına merhamet etti, bir daha onlardan yapamayacakları bir şey istemedi.
Halbuki çocuklukta olan biten birçok şeyi fark etmeden beynimizin küçük çekmecelerinde saklarız. Bazen bir ses, bir görüntüyle, bazen bir koku ya da kelimeyle çekmecenin kilidi açılır.