İlişkisinde her zaman problemler yaşıyordu.
O, ona yakın olmak isterken…
Onun ilgisini beklerken…
Mutlu olmak isterken…
Neredeyse sadece üzülüyordu.
Öyle garip bir ilişkisi vardı ki, bir gün inanılmaz güzel geçerken, dünya yarım saat sonra cehennem oluyordu sanki.
Ortada hiçbir şey yokken, sevdiği adam olayı büyütüyordu, abartıyordu.
Araya bulmak için uğraşırken, o adam daha da uzaklaşıyordu.
Sonra bir gün tartıştılar. Üç gün konuşmadılar.
Ona karşı özlemi her geçen gün daha da güçlendiği için, sonunda mesaj atmaya karar verdi. Merak ettiğini söyledi.
Yarım saat sonra cevap geldi:
“Ben sana istediğini veremeyeceğim. En iyisi yollarımızı ayırmak.”
Kalbinin kırıldığını iliklerine kadar hissetti.
Beklemediği bir cevap gelmişti. Ne istemesinden bahsediyordu?
Halbuki istediği tek şey, ondan küçücük bir ilgi. Onu sevdiğine dair bir işaret.
Hayır!
“Bu ilişki bu kadar kolay bitemez. Beni seviyor, biliyorum. Yoksa…”
Yoksa diyerek, bugüne kadar yaşadıkları bütün güzel senaryoları aklına getirdi.
Sevmeyen bir erkek, o güzellikleri yapar mıydı?
Sevmeyen bir erkek, gözlerinin içine bakarak ondan ne kadar hoşlandığını söyler miydi?