Sınırını aşarak nasların ve ilâhî düzenin mutlaklığını redde yeltenen bilim çağı, bu kez, Marksizm inkârcı mutlakçılığına, ya kapitalist dünyanın duygu mutlakçılığına, ya da bu ikisi arasında sallanan absürdite mutlakçılığına saplanma tehlikesi ile karşı karşıya geldi.
Her şey tersine dönmüştü: erdemin yerini terör, düzenin yerini başkaldırı, dinin yerini devrim, vb. alıyor ve bütün bunları bilim onaylıyordu, onaylamak zorunda kalıyordu.
Tanrıevinde saf bağlayarak, mihrab yönünde, kıble doğrultusunda, Allah önünde, daha doğrusu huzurunda secdeye kapanmaktan kaçan insan yığınları, tanrılaştırdıkları kişilerin tabutlarının önünden geçerek onu ölüme teslim ederken anısı önünde eğiliyorlar.