15 Temmuz darbesinden sonra ne olduysa Osmanlı'da da oldu. II. Abdülhamit, askere güvenmeyip şüphe duyduğu için emir komutayı hep elinde tutmak istedi. Bu amaçla Seraskerlik ve Erkân-1 Harbiye-i Umumiye (Genelkurmay Başkanlığı) kurumlarını denetim altına almak için sarayda bunlara paralel görev ve yetkide Teftiş-i Askeri ve Maiyet-i Seniye-i Erkân-ı Harbiye'yi kurdu! Buraya seçilen subayların askeri başarılarına, kabiliyetlerine, birikimlerine değil, sadece saraya bağlılıklarına bakıldı. Oysa mevkileri padişaha bağlı subayların II. Abdülhamit'e sağlıklı tavsiyelerde bulunmaları bile imkânsızdı. Bu durum, büyük küçük tüm kararların padişah tarafından alınmasına ve sonunda ordunun çöküşüne neden oldu.
Bakınız; Kemalist Devrim sırtını emperyalizme dayamış orta çağ dogmalarına son vermeyi hedeflemiş bir burjuva devrimiydi.
Fransız İhtilali başta olmak üzere, her aydınlanmacı demokratik devrimin hedefi nasıl feodalizm ve onun en büyük dayanağı olan dinciliği yok etmek ise, Kemalist ideolojinin hedefi de toprak ağalığı ve onun orta çağ karanlığını yıkmak, yani toprak ağalarının ve şeyhlerin, şıhların iktidarına son vermekti. Halkı gericiliğin prangalarından kurtarmak, toplumsal hayata bilimi hâkim kılmaktı. Oysa dini düzenleyici olarak toplumsal hayatta güç ve kendi çıkarlarına hizmet eder hale getirdiler.
Ali Şeriati dedi ki: "Onların hak yolunda olduklarına dair kendilerince ayet ve hadislerden bin bir türlü delilleri vardır. Ancak tüm bu delillere ve güvene karşın geri kalmışlık tüm görkemiyle karşımızda durmaktadır. Sonuçtaysa kendilerine karşı bir kuşkuları, bir şeyler yapma, kendilerini değiştirme, kusur ve hastalığın nerede olduğuna bakma çabaları yoktur. Bu yüzden, ineğe tapan, Allah'a tapandan ileri geçer; Allah'a inananın ise haberi olmaz.”Tabii ki Ali Şeriati yi hapse attılar...
Şaşırmamak gerekir; dünyanın her yanında İslam, bu anlayış sonucu devlet katına hapsedildi. Müslümanlığı Allah'a değil iktidarlara / egemenlere biat eder hale getirdiler. Tehid dini, şirk dinine dönüştürüldü.
Atatürk Türk’e kimlik verdi. Mustafa Kemal Osmanlı'nun son kuşağındandı. Türk'ün, Osmanlı iktidarı tarafından nasıl aşağılandığını bizzat gördü. Osmanlı münevverlerinin Babıâlí’de "Türk" sözünü Arap aksanıyla ifade ederek "Terk" diye yazdıklarını unutmadı. "Terk" sözcüğünün çoğulu Arapçada "Etrâk" demekti ve Türklere "Etrâk-ı bi idrak" yani anlayışsız Türkler denirdi!
Oysa Atatürk'e göre Türk yıldırımdı, kasırgaydı, dünyayı aydınlatan güneşti.
Tarih: 23 Mayıs 1928.
Böylece asırlardır hor görülen Türk, yurttaşlık payesiyle onurlandırıldı. Osmanlı ile Cumhuriyet farkı buydu.