• Kitabın yazarı olan Prof. Dr. Cem Behar, Klasik Türk Müziği konusunda çalışmalar yapmış olup, şu anda Boğaziçi Üniversitesi'nde öğretim görevlisidir.

    Kitabın konusu Polonya asıllı olup, esir düştükten sonra müslüman ve Osmanlı olarak azat edilmiş olan Wojciech Bobowski, nam-ı diğer Ali Ufkî Bey'dir. Polonya asilzadesi olduğu tahmin edilen ve gençliğinde iyi bir eğitim almış olan Bobowski, esir alındığı 30 yaşlarında Osmanlı'ya hizmet etmeye başlamış ve saray müzisyenlerinin üst kademelerinde görev almıştır. Daha sonra kazandığı özgürlüğüyle beraber Avrupa'ya geri dönmüş ve Osmanlı ülkesinde-sarayında gördükleriyle ilgili yazılar yazmıştır. En yaygın olarak bilinen eserleri; Kutsal Kitap'ın Türkçe'ye ilk tercümelerinden olan Kitâb-ı Mukaddes, bir Osmanlıca gramer kitabı ve son olarak da incelemesini yazdığım bu kitaptır. Bu kitap, Kutsal Kitap'ın Mezmurlar bölümünün hem bir tercümesi hem de melodi eklenerek müzik haline getirilmiş güfte kitabıdır.

    Kitabı üç bölümde incelemek mümkündür; ilk bölüm Bobowski'nin hayatı ile ilgili bilinen ve bilinmeyen bir çok konuya değinir. Hayatının büyükçe bir bölümü hakkında bilgi bulunmadığı için çok sayıda spekülatif tarih yazılmıştır. Behar, bu tarihleri karşılaştırarak tahmini sonuçlara varır.

    İkinci bölüm Bobowski'nin "Mezmurlar" kitabıdır. 14 mezmurun çevirisi verilmiştir. Son bölüm ise bu bestelerin nota transkripsiyonları ve orijinal kitabın tıpkıbasımıdır.

    Akademik bir kitaptır ve sadece ilgili olanların okumasını tavsiye ederim.
  • Örneğin bezelye ve vicia türleri, deniz suyunda birkaç gün kalınca bile canlılığını yitirir; ama şaşırarak gördüm ki, 30 gün yapay tuzlu suda kalmış ölü bir güvercinin kursağından çıkarılan tohumların neredeyse tamamı çimlenmişti.
  • 16 Şubat 2011...

    Akşamında eve gelmiştim. Her zamanki gibi odama geçip, bir şeyler ile meşgul olmaya başlamıştım. Yan odada ablam televizyon izliyor, sıklıkla gülüyordu. Odaya girip, gözümü televizyona dikmiştim:

    "Ne izliyorsun, neye gülüyorsun abla?"
    "Baksana yeni bir dizi başlamış, ona gülüyordum."

    İşte o akşam Leyla ile Mecnun ile tanışmıştım. İlk izlediğim sahne, Mecnun'un Leyla'yı düğünden kaçırma sahnesiydi. Beş on dakika izler kalkarım, hep aynı şeyler diye düşünürken, izlemeden duramaz olmuştum bitene kadar. "Garip bi' dizi, izlemeye devam edelim bakalım," demiştim ve izlediğim bölümün 2. Bölüm olduğunu öğrenmiştim. İlk defa bi' diziye böylesine güldüğümü fark etmiştim.

    13 Haziran 2011...

    Aradan dört ay geçmiş, ben ise daha çok bağlanmıştım diziye. 17. bölüm biter bitmez evde, sokakta "Mahallede takılırdım dokuza kadarrrr, bu kıza kadarrrr," diye dolaşır olmuştum. O zamanki telefonum olan Nokia 5130 Xpressmusic'e şarkıyı atıp, mahallenin parkına gidip deli gibi dinliyordum.

    4 Temmuz 2011...

    20. Bölüm gelip çatmıştı. Sezon finaliydi ama-nedendir bilmiyorum-ben final bölümü sanmıştım. Sakızımla birlikte, "Yalaaaaannnn kim ne dediyseee ne duyduysannn hep yalaannn," diye dolaşıyordum mahallenin sokaklarında. Ayrıca bu bölüm içimi parçalamış, beni sakıza düşürmüştü. Pislik beee....

    30 Temmuz 2011...

    Aylak aylak kanalları gezinirken, Şimbilli karşıma çıktı. "Ramadan is coming," diyordu. Demek 2. sezon geliyordu, dizi bitmemişti. Geliyordu dizilerin efendisi.

    4 Ekim 2011...

    Her güzel şeyin bir sonu varmış demek...

    Malumunuz sette kavga olayı. Leyla, Arda, Zeynep'in diziden ayrılması. Ama dizinin devam edeceği haberleri. Benim ise "Olsun izlemeye devam hacı," seslenişlerim.

    31 Ekim 2011...

    30. Bölüm... Leyla'sız, Arda'sız, Zeynep'siz... O gün şunu anladım, hayatın ta kendisini. Hayatta da ayrılıklar vardır ya hani, öyle bir şeydi işte. Belki gitmeseler, hayatın penceresinden birisi olduğunu anlamayacaktım bu dizinin. Aslında hayatın ta kendisini anlatıyordu, ben yeni fark etmiştim.

    Leyla ile Mecnun, bir dizi değildi. Hayattı, gerçeklikti. Acıdan, hüzünden, sevinçten, aşktan, insanı insan yapan şeylerden besleniyordu. Kendimizi çok net bir şekilde izliyorduk orada, ikinci bir göz gibi izliyorduk kendimizi.

    İlk 29. Bölüm benim için çok özel olarak kalsa da Leyla ile Mecnun'un yeri benim için her zaman farklı ve baş köşede olmuştur. İnsanı ortaya çıkardıkları ve izleme fırsatı sundukları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız güzel insanlar.

    "Arda'yım ben, Arda."
    "Nerdesin?"

    "Erik çok güzel erik."
    "İsmail Abi pardüsün nerde?"
    "Kim?"

    Gelelim kitap incelemesine. Burak Aksak bu kitabı için, "Leyla ile Mecnun'un 39. Bölümlük asıl senaryosu, asıl anlatmak istediğim. İçimde kalan, ilk Leylalı bir son," diyor. Kitap, diziden bolca öge barındırmasına rağmen tamamen farklı bir işleyiş ve sonla bitirilmiş. Burak Aksak'ın tarzına yakışır bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitaptan da dizideki keyfi ve hüznü aldığımı belirtmek istiyorum. Bir puanı da kitaptaki küfürlerden dolayı kırdım. Küfre karşı olduğumdan değil, dizide küfür olmaması ve dizideki o ruhu bozduğu için diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Unutmayın;

    "O gemi mutlaka bir gün gelecek."

    Unutmadan, aşağıya en sevdiğim dizi müziklerini de bırakayım;

    1. Bu Kıza Kadar - https://www.youtube.com/watch?v=8j91Y5-EBok
    2. Yalan - https://www.youtube.com/watch?v=JmeGMIw7D-4
    3. Geri Dönme - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    4. Eksik Bir Şey - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    5. Sevdalılar Beni Anlar - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    6. Hüzün - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=15
    7. Elindedir Bağlama - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=24
    8. Yeniden - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=32
    9. Gökte Yıldız Ay Misun - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=33
    10. Mecnun - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06

    "İsmail Abiiiiii..."
  • Film önerisi isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum..

    1- Yağmur Adam (Otizm)
    2- Benim Adım Sam (Zeka geriliği olan bir baba ve kızı)
    3- Sol ayağım (Fiziksel engeli olan bir adam)
    4- Guguk Kuşu (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    5- Aklım Karıştı (Psikiyatri kliniğinde geçen olaylar)
    6- Akıl Oyunları (Şizofreni)
    7- Wilber Ölmek istiyor (İntihar ve Depresyon)
    8- İçimdeki Deniz (Ötenazi isteyen bir adam)
    9- Kimlik (Çoklu kişilik bozukluğu)
    10- Şanslı
    11- Atlı Karınca
    12- Zenne
    13- Siyah Kuğu (Mükemmliyetçilik psikolojik gerilim)
    14- Gözlerimi de Al (Karı koca ilişkisi)
    15- Karanlıktakiler (Sosyofobi- cinsel taciz)
    16- Otomatik Portakal (Vicdan deneyi- vicdan var mıdır? var edilebilir mi?)
    17- Sineklerin tanrısı (İnsanların medeniyetten uzaklaştıklarında “id” lerinin nasıl devreye giridğini anlatıyor)
    18- Babam Büfe (Fakir bir aile yapısı)
    19- Benny’nin Videosu (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    20- Funny Games (Psikolojik gerilim – Aile ilişkileri)
    21- Hayat güzeldir (Nazi Almanyası, baba oğul ilişkisi)
    22-İnsomnia (Polisiye , gerilim uyuyamayan bir polisin maceraları)
    23- Akıl defteri (Hafıza Kaybı)
    24- Tehlikeli ilişki (Freud- jung)
    25- Dövüş kulübü (Saldırganlık)
    26- Ceket (Psikolojik gerilim)
    27- Truman şov (Kurgu bir yaşamda insan psikolojisi)
    28- Makinist (Uykusuzluk problemi- insomnia)
    29- Gizli pencere (Paranoya)
    30- Nietzsche Ağladığında
    31- Sen ne dilersen (İki kız kardeşin ilişkisi
    32- Dönüş (Aile içi ilişkiler)
    33- Yirmi Üç (Takıntılı kişilik)
    34- Sil Baştan (İki farklı kişiliğin beraberliği- bilinçte yolculuk)
    35- Piyano öğretmeni (Aşırı tutucu bir kişilik ve beraberinde getirdiği cinsel sapkınlığı anlatan bir film)
    36- Takva
    37- Büyük balık (Baba- oğul ilişkisi)
    38-Abim evin tek çocuğu (Aile ilişkileri- özellikle kardeş ilişkisi üzerinde durulmuş)
    39- Beyza’nın kadınları (Çoklu kişilik bozukluğu)
    40- Max ve Mary (Asperger sendromu)
    41- Babam ve Oğlum
    42- Benim Adım Khan / Konusu: Rizwan Khan Otizm türü rahatsızlığı olan sperger sendromu hastasıdır..
    43-Beşir'le Vals
    44- İnception
    45- 3 İdiot
    46- Her Çocuk Özeldir
    47- 28 Gün (Bağımlılık ve Alkol)
    48-Yukarıya Bak (Animasyon)
    49- Sybil
    50- Oğul Odası
    51) Ekim Düşü
    52) Muhteşem Üçlü
    53) Gökten İnen Melek
    54) Son Armağan
    55) Kırmızı Köpek
    56) Tavuklar Firarda
    57) Neşeli Günler
    58) Yumurcak (Yabancı Film)
    59) Altına Hücum
    60) Düşler Ülkesi
    61- Gen
    62- Ölü Ozanlar Derneği
    63- The Game
    64- Black (Kör bir kız çocuğunun hayatı)
    65- Billy Elliot
    66- Forrest Gump
    67- Atlıkarınca
    68- Tavşan Deliği
    69- Herkes Mi Aldatır?
    70- Mozart ve Balina
    71- Good Will Hunting (Can Dostum)
    72- American Psycho
    73- Rüzgar gibi geçti
    74- İn Treatment (Dizi Film, her bölüm bir danışma seansıdır)
    75- Lie To Me (Beden Dilini Anlatmaktadır)
    76- Sherlock Holmes (Psikolojik analizler ve vaka çözümlemeleri)
    77- Umudunu Kaybetme
    78- Zindan Adası
    79- Zoraki Kral
    80- Öğretmenim Mori
    81- Özgürlük Yazarları (Varoş bir okulda bir idealist öğretmenin verdiği mücadele)
    82) The Mentalist (Dizi)
    83- Uçurtmayı Vurmasınlar
    84- Kelebek Etkisi
    85-Çıldırış
    86- Ghajini
    87- Kuzuların Sessizliği
    88- Kır Zincirlerini
    89- Aile Babası
    90- Başkalarının Hayatları
    91) K Pax (Uzaydan geldiğini söyleyen bir adamın ilginç anlatıları)
    92) Shine (Pırıltı) (Sıradışı kabiliyetli bir çocuğun müzikteki başarısı ve ailesini bir arada tutma çabası anlatılmaktadır)
    93) Tabutta Rövaşata (Evsiz barksız bir adamın (hüzünlü) hikâyesini konu edinir)
    94) Anayurt Oteli (Otel müdürünün birbirine benzeyen olaylar içinde, iç dünyasındaki fırtınaları dizginlemeye çalışmasını anlatır)
    95) Kader ve Masumiyet (Hayat kadınına saplantılı bir adam olan Bekir (Haluk Bilginer), hapisten yeni çıkmış amaçsız biri olan Yusuf (Güven Kıraç) ve annesinin hamileyken yediği dayaktan dolayı sağır ve dilsiz doğan Çilem (Melis Tuna) etrafında gelişen sıradan olayları ele alır)
    96) Six Feet Under (Dizi) (Geçimlerini başkalarının ölümlerinden kazanan bir ailenin hikâyesi)
    97) Fil (Elephant) (Okulda şiddeti konu alıyor
    98) Prestij (Önceleri birlikte çalışan iki sihirbazın daha sonra rekabete ve hatta düşmanlığa dönüşen öyküsü anlatılmaktadır
    99) Korkuyorum Anne (İnsan nedir ki? Film bunu merak ediyor)
    100) Mama-Anne-(2013): Anne babalarının öldürülmesinden sonra ormanda kaybolan iki kız kardeşin hikayesi. Kızlar yıllar sonra kurtarılır ancak yeni hayata adapte olabilecekler mi ?
    101) Life Of Pi -Pi'nin Hayatı- (2012): Okyanusun ortasında bir salda mahsur kalan Pi'nin hayatta kalma savaşı. Pi keskin zekası ile bu savaşı kazanacak mı acaba ? Dev kaplan ile birlikte yaşamayı öğrenip adaya varacak mı ?
    102) Lorenzo'nun Yağı(1992): 7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    103) Fil Adam-The Elephant Man (1980): Genetik şekil bozukluğu. John Merrick'in hayatının anlatıldığı filmde John Merrick' in görünüşünden dolayı gördüğü kötü muamele ve biz insanların yapabileceği kötülüğün sınırının olmadığını gözler önüne seren bir baş yapıt.
    104) Yazı- Tura (2004): Doğu Anadolu bölgesinde askerlik yapan iki gencin hayatları boyunca atlatamadıkları travmalarını ele alıyor film.
    105) Cennetin Rengi (1999): Dramatik bir İran filmi. Görme engelli Muhammed'in çevresini sadece dokunarak ve duyarak anlamaya çalıştığı masalsı hikayesi. Baba evlilik planlarını bozacağından korktuğu Muhammed'ten kurtulabilecek mi ?
    106) Cennetin Çocukları (1997): Yoksul bir ailenin çocukları olan Ali ve Zehra'nın aynı ayakkabıyı paylaşmasının öyküsü.
    107) Mozart ve Balina(2005): Otizmin bir türü olan Asperger sendromlu olan iki gencin aşk hikayesi. Donalt ve Isabella toplumun baskısını, asperger sendromunun getirdiklerini yenip ortak bir hayat kurabilecekler mi ?
    108) 21 Gram(2003): Bir kaza sonucu yolları kesişen 3 kişinin yaşadıklarını ele alan filmde ayrıca "şans" denen şeyin geçmiş, şimdi ve gelecek zamanda hayatları nasıl etkilediği ele alınmıştır.
    109) Şifre Merkür(1998): 9 yaşında otistik bir çocuğun Amerikan hükümeti güvenlik birimi tarafından yapılan hiç kimsenin çözemeyeceği bir şifre olan "merkür"ü kırması ve başından geçenler anlatılmaktadır.
    110) Maraton-Marathon(2004): otistik Cho-won' un yılmamak ve yorulmamak prensibi ile devam ettirdiği hayatını ele alıyor film.
    111) Kelebekler Hürdür- Butterflies Are Free(1972): Don, ailesinde, toplumdan uzak hayatını devam ettirmeye çalışan bir genç. Yaşadığı yerde hippi bir kız olan Jill ile tanışır aşık olurlar. Jill Don'a yaşama sevinci aşılayabilecek mi ?
    112) Kelebeğin Rüyası(2013): Veremli iki şairin 2. dünya savaşı döneminde halka şiiri sevdirme çabası ve kendi geleceklerini kurabilme adına gösterdikleri çabayı ele alıyor film.
    113) Ben X(2007): Ben otistik bir gençtir. Çevresiyle uyum sorunları yaşamaktadır. Ben, internet ortamında oynanan bir oyunda gerçek hayatında olduğunun tam tersi bir hayat kuracaktır kendisine.
    114) Koro(2005): Müzik öğretmeni Clement yatılı bir okula müdür olarak atanır. Kendisinden bu yatılı okuldaki çocukları rehabilite etmesi beklenilir ancak çocukların umursamazlıkları ve baskıcı eğitim sistemi başlarda onu hayal kırıklığına uğratır ancak Clement müziğin gücünü kullanacaktır.
    115) Ron Clark'ın Hikâyesi-The Ron Clark Story(2006): Gerçek bir hikayeden alınan filmde öğretmen Ron Clark'ın öğrencilerinin hayatını nasıl etkilediğini izleyiciye sunan biyografi filmi.
    116) İnception-Başlangıç(2010) : Rüya içinde rüya. Bilim kurgu ve aksiyon dolu bir film. Filmin başrol oyuncusu Leonardo Dicaprio için zihnin bilinçaltı derinliklerinde saklı değerli bilgileri çalmak için rüya görme anı kadar daha değerli bir an olamaz.
    117) Erkek Severse (1994): Alkolizmin pençesinde bir aile ve bu ailenin bu büyük soruna rağmen sevgi ve aşk ile birbirlerine destek olma çabaları
    118) Saklambaç(2005): Annesi intihar ettikten sonra Emily depresyona girer psikiyatrist olan babası kızına yardımcı olmaya çalışır ancak kendisi de çeşitli sorunlar yaşamaktadır. Yeni taşındıkları evde Emily hayali bir arkadaş edinmiştir.
    119) Benden Bu Kadar(1997): Udall "obsesif kompülsif" başarılı bir yazardır.
    120) Kevin Hakkında Konuşmalıyız(2011): Çocuk gelişimi ve anne çocuk ilişkisini ele alan filmde anne Eva kariyerini ve planlarını bir kenara bırakarak çocuğu Kevini dünyaya getirir. Ancak Kevin toplumsal normlardan uzak kurallara aykırı bir hayat yaşar, çete gruplarına katılır. Anne Eva çocuğunun davranışlarından dolayı derin bir sorumluluk duymakta ve nerde hata yaptığını sorgular.
    121) Tehlikeli Oyun-Die welle (2008): 1967 yılında Kaliforniya'da geçen gerçek bir olayı perdeye aktaran filmde insanları robotlaştıran ideolojilerin insanlar ve toplum üzerindeki etkisi ele alınıyor. The Wave grubu ilk başlarda dayanışma, saf bir birliktelik olarak ortaya çıkmışsa da durum kontrolden çıkmaya başlar ve farklı boyutlara ulaşır
    Toplum psikolojisi nasıl harekete geçirilir nasıl bir tehlikeli bir hal alır, bunu anlatıyor. Olay bir lisede geçiyor. Basit bir proje ödevi olarak başlayan hareket, çok tehlikeli bir hale dönüşüyor.
    122) Experiment (Deney): Bir bilim adamı grubunun, hapishane ortamına deney yapmak amacıyla girmesini ve sonrasında işlerin çığırından çıkmasını konu almaktadır.
    123) Billy Elliot(2000): Billy 11 yaşında bir çocuktur ancak yaşına fazlasıyla olgundur. Yeri geldiğinde babası ve abisi ile birlikte grevlere katılmaktadır. Ancak Billy bir gün bale yapmak istediğini söylediğinde ailesi nasıl bir tepki verecektir ?
    124) 12 Kızgın Adam-12 angry man (1957): Grup psikolojisinin, yabancı düşmanlığının kararları vermede ne kadar etkili olduğunu ortaya koyan bir film. Filmde babasını öldürmekle suçlanan latin amerikalı genci suçlu bulan 11 jüri üyesi ve genci suçsuz bulan 1 jüri üyesinin arasında geçen muhteşem diyologlar.
    125) İçinde Yaşadığım Deri(2011): Tarantula adlı romandan çevrilen filmde Ünlü bir plastik cerrahın kaza sonucu yanan eşine deri yaratmak için 12 yıl boyunca uğraşması, eşinin intiharı ve bu intihar sonucu psikolojik travma yaşayan küçük kızını konu alır ancak olanlar sadece bunlarla sınırlı kalmayacaktır. Plastik cerrahın kızı tecavüze uğrar ve baba intikam için tecavüzcü üzerinde deri deneyleri yapar.
    126) Amedeus (1984):8 dalda Oscar ve birçok ödül kazanan filmde ünlü besteciler Amadeus Mozart ile Antonio Salieri' nin başından geçenlere tanık olacaksınız.
    127) Beethoven'i Anlamak -Copying Beethoven (2006): Beethoven' ı daha iyi, daha yakından tanımak isteyenler için güzel bir film. Sağırlığı giderek artmakta olan Beethoven son bestesini bitirmeyi hedeflediği sürede bitirip başarısına başarı katabilecek mi ?
    128) Küçük Gün Işığım(2007): Hoover ailesinin küçük bireyi yarışmaya katılmak için ailesini ikna eder ve calofirniya' ya doğru eğlenceli bir yolculuk başlar.
    129) Bir Zamanlar Anadolu'da(2010): Bir Nuri Bilge CEYLAN filmi. Filmde cinayet soruşturmasında doktor ve savcının 12 saatlik gerilimli hikayesi.
    130) Baran -Yağmur(2001): Majid Majidi yapımı bir iran filmi. Büyük bir kinin derin bir aşka dönüşmesinin hikayesi.
    131) Kulübe-Enter Nowhere(2011): Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    132) Kız kardeşimin Hikâyesi(2009): Kate adından çocukları olan çift kısa bir süre sonra çocuklarının lösemi olduğunu ve ilik nakli yapılmazsa bir kaç yıldan fazla yaşayamayacağı bilgisi ile hayatları altüst olur. Çift bir çare olarak Anna adında bir bebek daha yaparlar ve 11 yaşında kate'e böbrek nakli yapılması gerekmektedir. Ancak anna kendisinin bu amaçla kullanılmasına karşı ailesine dava açar.
    133) Dorothy Mills(2008): Ailesini trafik kazasında kaybeden bir psikiyatrist ve daha sonrasında yolları kesişen aynı kazadan kurtulan bir kız çocuğu ile yaşadığı garip olaylar.
    134) Uyanış -Awakenings- (1990) (Dr. Sayer, uzun süre bilincini kaybetmiş hareketsiz bir nevi koma durumunda olan hastalarını iyileştirmek amacıyla çabalamaktadır. L-Dopa adlı ilacı deneyecektir ancak pahalı olduğu için sadece bir kişi üzerinde deneyecektir. Ancak ilacın yan etkileri de kaçınılmazdır.
    135) Behzat Ç. -Seni Kalbime Gömdüm-
    136) Aynı Yıldızın Altında (2014) – 3 yıldır troid kanseri ile boğulan 16 yaşındaki bir genç kız ve kanserli hastalar için oluşturulan terapi grubunda yaşadıkları.
    137) Lorenzo’nun Yağı(1992) –7 yaşına kadar diğer çocuklar gibi normal bir hayat yaşayan Lorenzo amansız bir hastalığın pençesinde bulur kendisi. Gerçek bir hikayeden alınan filmde lorenzonun ailesinin mücadele azmini göreceksiniz. Ailesi Lorenzoyu bu amansız hastalıktan kurtaracak ilacı bulabilecek mi ?
    138) Sevgili Öğretmenim (1967) – Asıl mesleği mühendislik olan Thackeray iş bulamadığından öğretmenlik yapar. Ancak idealist öğretmenimizi okulun haylaz öğrencileri rahat bırakmayacaktır. Thackeray pes edecek midir ?
    139) Tedavi – The Great Hypnotist(2014) – Xu, alanında uzman bir o kadar da ukala çinli, bir psikiyatristir. Hayalet gördüğünü iddia eden hastasına inanmamakta ve hastasını hipnoz terapisine alacaktır.
    140) Musaranas (2014) – 1950 İspanyasında geçen psikolojik gerilim filminde Montse agorafobisi (açık alan korkusu) bir bireydir. Hayatı bir apartman dairesinde geçmektedir. Montse hayatının kalanını bu apartman dairesinde mi geçirecek yoksa başına çok daha farklı olaylar mı gelecek ?
    141) Edit ve Ben (2009)– Psikoloji bölümü okuyan genç zekasını arttırmak amacıyla kendisine çip taktırır ancak içinde yapay bir benlik olması nedeniyle birçok tuhaf olay yaşayacaktır. Bir yandan da otistik olan matematik dehasının gizli araştırmanın formülünü çözmesi Edit ile yakınlaşmasını sağlar.
    142) İnfaz-Calvary (2014)– Psikolojik ögelerin yer aldığı bir kara komedi filmi. Günah çıkartmak için Rahibi ziyaret eden bir adam rahibe onu öldüreceğini söyler ancak rahip adamın yüzünü görememiştir. Rahip bir yandan ölüm hazırlıkları yaparken bir yandan da bu adamın kim olduğunu bulmaya çalışır.
    143) Koku -
    144) Yalanın İcadı –
    145) 12 yıllık esaret
    146) Şeytan Üçgeni -Triangle (2009) – Arabasıyla giderken çaptığı bir martı nedeniyle trafik kazası geçiren Jess, bu kazanın hayatının değiştireceğini sonradan öğrenecektir.
    147) İhtiyarlara Yer Yok (2007)- Birçok ödül alan filmde uyuşturucu çetelerinin kanlı bir pazarlığına denk gelen Moss'un hikayesine yer verilmektedir. Moss parayı alıp gidecektir ancak akşam yaralı birisine yardım amacıyla tekrar dönecektir. Ancak başına neler geleceğinin farkında değildir
    148) Yüksek Tansiyon (2003)– Psikopat bir katilin evdekileri teker teker öldürmesini ele alan gerilim dolu bir film.
    149) İhtiyar Delikanlı -Old Boy (2003)– Muhteşem bir psikolojik film. 15 yıl boyunca tek başına bir odada esir tutulan bir adam ve yaşadıklarının hikayesi. Aklını yitirmemesi için Oh Dae-Su' ya şizofreni ilaçları verilmektedir. Oh Dae-Su bu esaretten kaçıp kurtulabilecek mi ?
    150) Yalın Ayak -Barefoot(2014) – Annesini kaybetmiş, psikiyatrik bir hasta olan Daisy, zengin bir ailenin çocuğu olan Joy ile tanışır. Romantik komedi tadında saflık ve masumiyet dolu bir film.
    151) Kayıp Otoban -Lost Highway (1997) – Fred, eşinin geçmişinden habersiz onunla evlenir ancak işler yolunda gitmeyecektir. Fred' in kişilik bölünmesi yaşaması, cinayet, bir korku hikayesi ..
    152) Enter Nowhere -Kulübe (2011) – Gizem dolu izlenilesi bir film. Film ormanda kaybolan 3 gencin bir kulübede buluşması ve bir türlü kurtulamamalarını ele alıyor. Bu gençler farklı zamandan ve mekandan mı gelmişler ?
    153) Onur Savaşı (2012)– Küçük bir kız tarafından cinsel istismar ile suçlanan ve sonrasında da toplumsal histeriye maruz kalan bir adamın dramatik hikayesi. Film birçok ödül almıştır.
    154) Etki Altında Bir Kadın (1974) – Bir ev kadınının eşi ve çocuklarıyla kendini var etme çabası. Mabel'in manik davranışları, çok fazla gülmesi gibi bir çok psikolojik rahatsızlığı ile eşi baş edebilecek mi ? Toplumsal eleştiri ögelerini de barındıran film ağır gelebilir ancak izlenilmesi tavsiye edilir.
    155) Trainspotting (1996)-(Psikolojik, Macera, Uyuşturucu kullanımı)
    156) Öldüren Sis -The Mist (2007) – Tutucu insanların bulunduğu bir kasaba ve bu kasabada bulunan hür düşünceli gençler..
    157) İntihar Odası (2011) – ( Farklı bir birey olan Dominik depresyonun eşiğine gelmiştir. Ailesinden ilgi görmeyen ve sürekli dışlanan Dominin kendini internet oyununa verir. İşte bundan sonra olanlar olur.
    158) Davetsiz -The Uninvited (2009) – Annesinin ölmesi üzerine travma yaşayan ve bir süre psikiyatri kliniğinde yatan genç bir kızın hikayesi. Babasının bir hemşire ile evlenmesi genç kızın depresyon yaşamasına neden olacaktır.
    159) Bir Rüya İçin Ağıt (2000)– Uyuşturucu bağımlılığı olan bir genç ve televizyon bağımlılığı olan annesi arasında giderek yükselen bir uçurum ve iletişimsizlik.
    160) Şampiyon -The Wrestler (2008) – Ünlü bir güreşçinin kalp krizi sonrası şov dünyasına veda etmesi ve tezgahtar olarak işe başlaması. Ailevi bağları bozulmuş bir adamın hikayesi.
    161) Bipolar (2014) - Harry çekingen bir adam ve aynı zamanda bipolar bozukluğu olan bir hastadır. Yeni bir tedaviyi denemek üzere bir kliniğe yatar ve tüm günü kamera ile izlenilecektir. Harry düzelme gösterebilecek mi ?
    162) Kukla - The Beaver (2011) – Sıkıntılarla dolu günler sonrası hayatını ve ailesini yeniden keşfe çıkan bri adamın hem esprili hem de duygu yüklü hikayesi.
    163) Phobe Harikalar Diyarında (2008) – Geniş bir hayal gücüne sahip olan bir çocuk ve kendini Alice Harikalar Dünyasında piyesi için olan rolüne fazlasıyla kaptırması nedeniyle kendini birden bu dünyanın içinde buluverir.
    164) Sineklerin Tanrısı (1963) - Bütün yetişkin insanların öldüğü bir uçak kazasında hayatta kalan küçük bir grup küçük çocuk ve hayatta kalma savaşları.
    165) Aklım Karıştı (1999) Bir gencin 18 ay boyunca akıl hastanesinde kalışı ve yaşadıkları
    166) Ara (2008) - Tek bir apartman dairesinde geçen filmde 4 kişinin birbirini seven ve aldatan, kıran ama bırakmayan hikayelerini ele alınmaktadır.
    167) Aç Gözünü (1997) – Psikolojik gerilim filmi. Çok güvendiği güzel yüzünü kaybedince Cesar'ın hayatı çok farklı bir yöne doğru gidecektir.
    168) Beyaz Köpek (1982) (Klasik Koşullanma) Eski sahipleri tarafından sadece siyahları saldırması ve öldürmesi yönünde eğitilmiş bir köpek. Yeni sahibi bu köpeğin koşullamasını söndürebilecek mi ?
    169) Büyük Yalnızlık –
    170) Cennet –
    171) Gölgesizler –
    172) Güneş Yanığı –
    173) Küçük Kıyamet
    174) Solaris –
    175) Gerçeğe Çağrı –
    176) Küp –
    177) Ölüm Kitabı (Misery)
    178)Esaretin bedeli
    179)godfather 1-2
    180)kaplumbağlarda uçar
    181)bajrangi bhaijaan
    182)rab ne de bana di jodi
    183) Ekşi Elmalar
    184)Azap yolu
    185) Öteki
    186) Kadın kokusu
    187) La la land
    188)Benim komşum bir melek
    189)Bay hiçkimse
    190) Yaralı yüz
    191) Paramparça köpekler ve aşklar
    192) Ateş böceklerinin mezarı
    193) Cesur yürek
    194) Gladyatör
    195) Özgürlük yolu
    196) The İntouchables ( Can dostum )
    197) Aynı Yıldızın Altında
    198) Leon ( Sevginin gücü )
    199) Lucy
    200) Karanlıkta dans
    201) Remember ( Hatırla)
    202) Zorba
    203) Peekay
    204) Ekmek ve çiçek
    205) Sarhoş atlar zamanı
    206) Kirazın tadı
    207) Kış uykusu
    208) Üç maymun
    209) Şimdi yada asla
    210) Piyanist
    211) Yeşil yol
    212) Prestij
    213) Çingeneler zamanı
    214) August Rush
    215) Amelie
    216) Otomatik Portakal
    217) Ucuz Roman
    218) Rezervuar köpekleri
    219) Zincirsiz
    220) Kanlı elmas
    221) Adalet
    222) Schindler'in listesi
    223) Er Ryan'ı kurtarmak
    224) V for vandetta
    225) Köprüdeki kız
    226) The revenant ( Diriliş)
    227) Gone girl ( Kayıp kız )
    228) Titanic
    229) Nostalghia
    230) Libertarias
    231) Özgürlüğe giden uzun yol

    Film listesi Facebook/Yeraltı Edebiyatı Sayfası Admin’inin kişisel tercihleri ve sayfa üyelerinin desteği ile oluşturulmuş, yaklaşık bir yıldır faydalanmakta olduğum listedir. Ben sadece aracıyım, sitede böyle bir ihtiyaç gördüğüm için paylaştım. Teşekkürler oluşturulmasında emeği geçenleridir.
  • (Not: İnceleme biraz uzun oldu. Ama bu eser için az bile diye düşünüyorum. Keşke biraz daha fazla üstünde çalışma fırsatım olsaydı. Fakat amatör bir inceleme anca bu kadar olur deyip üzerinde fazla durmanın manası yok. Çok beğendim kitabı. İncelemeyi gelir de okuyan olursa İÇERİK bölümüne dikkat etsin. Orada spoiler bulunuyor maalesef. Kitabı okumayanlar o başlığı şimdilik okumasın. İyi okumalar dilerim.é

    TANIŞMA HİKAYEM

    Kitap, kütüphanemde keşfedilmeyi beklerken ben askere gittim. Acemi birliğine sadece bir kitapla gitmiştim. Okumaya da pek fırsatım yoktu. Usta birliğine geçerken öğretmen bir arkadaşımla rastgele bu eser hakkında sohbet etmeye başladık. O, bu kitabı daha önce okumuş ve tesirinde kalmıştı. Açıkçası ben de merak ettim. Fakat o esnada imkan kısıtlığı yüzünden kitabı edinmem çok zordu. Bir an ailemle konuşurken bir şeye ihtiyacımın olup olmadığını sordular. Benim çok fazla ihtiyacım vardı. Bunların hepsini sıraladım. Ertesi gün kitap istemediğimin farkına vardım. Mesai saatleri içinde olduğumdan dolayı ailemle kısa bir görüşme yapıp bana birkaç kitap göndermesini söyledim. Asla kitap ismi vermedim. Rastgele birkaç tane seçip yollasın istedim. O da önüne gelen 3-4 kitabı seçip kargolamıştı.

    Kargo geldiği vakit kitaplar arasında bir de ne göreyim: Genç Werther’in Acıları. Gerçekten buna çok sevinmiştim. Hemen okumak için fırsat yaratmaya çalıştım. Genellikle gazinoda okuma yapıyordum. Kitabı masaya bırakırdım. Kimse de karışmazdı. Kitabın ilk 30-40 sayfasını okumuşken birden kitap ortadan kayboldu. Kim aldı diye etrafta dolansam da bulamadım. Günler sonra ben, başka kitaplara başladım. Birden bizim komutanımız: “Bir kitap vardı, üstünde adın yazılı. Ben aldım onu. Okumak istedim.” Dedikten sonra gerçekten içime serin sular serpilmişti. Bulduğuma sevindim fakat komutanın bu izinsiz davranışına da içten içe kızmıştım.

    Daha sonra ben teskere almaya yakın kitabı getirdi. Bitirememiş, zaman bulamamıştı. Aldım, çantaya bıraktım. Askerden geldikten sonra tekrar gözüme ilişti ve okuma fırsatına eriştim. Ama ne okuma! Tam da zamanıymış mübarek. Tabii bir şey gibi adeta. Okunacak zamanını kendi seçmiş gibiydi. Karşımda dipdiri dururken bana sunduğu hikaye tam da hayatımın hapsolduğu bir hikayeydi. Tıpa tıp olmasa da resmen yaşadığım anların benzerini günü gününe tekrar ederek okuyordum.

    Ve nihayet bitti. Keşke bitmeseydi dediğim kitaplardan biri. Okuduğum eserler arasında ilk beşe, başucuna koyacağım bir eser. Bugün oturmuş onun hakkında naçizane hikayemi yazıyorum.

    BİÇİM AÇISINDAN

    Goethe’nin alışık olduğumuz sade bir dili var. Okunası yazarlar köşesine yıllar önceden bu işin kurtları tarafından yerleştirilmiş bir yazar için yorum yapmayacağım. Sadece naçizane kitabi bilgilerimle yorumlarımı sunmaya çalışacağım.

    Kitap, ilk bakışta ince olmasıyla çoğu tembel okuyucunun dikkatini çekse de ileride sırf inceliği için seçilmiş olmasından dolayı biraz hüsrana uğratıyor. Evet, 18.yy.da yazılmış sade bir kitap. İlk bakışta mektup tarzında kurgulanmış bölüm bölüm -ki bu da birçok soluk almaya olanak sağlıyor- ayrılmış kitabın bu kadar geç biteceğini tahmin etmemiştim.

    Goethe’nin inkâr edemediğimiz şair kimliği, tek nefeste okunacak kalınlıktaki bu eseri maalesef bana bir haftada okuttu. Düzyazılarında bile şair kimliğinden, felsefi bakış açısından vazgeçemeyen yazar kitabı hikaye içerisine dağıtılmış bir nevi ‘aforizmalar’ külliyatına çevirmiş.

    İçinden birçok yeri alıntıladığım doğrudur. Ki ben, alıntı yapmakta biraz cimri biriyimdir. Fakat imkânım olsa kitabın hemen hemen her sayfasından birkaç paragrafı kesip alacaktım.

    Biçim açısından son olarak söyleyeceğim şu ki, gerçekten içine çekip uzaklara götürebilen bir tarzla yazılmış. Çeviriyi yapanın da hakkını vermek lazım. Öyle ki günümüzde birçok eserin gerçek değerine ulaşamamasının en büyük müsebbipleri çevirmenler olduğu kadar tam tersi durumun da sağlayıcıları onlardır.



    İÇERİK AÇISINDAN

    Genç Werther’in Acıları, biraz kaba bir isim gibi duruyor. Bugün bana soracak olurlarsa kitap için önereceğim en makul isim ‘Lotte’nin Aşk ve Vefası’ olurdu. Niye diye soracak olursanız içeriğe değindikten sonra beni daha iyi anlarsınız.

    Daha önce de belirttiğim gibi kitap, resmen aforizmalar saldırısına uğramış gibi. Hikaye görünümlü bir aforizma kitabı. Bu kitap, maddi kaygıları taşımayan ve kendini az çok geliştirmiş genç bir bireyin hikayesinden ziyade insan ruhundaki ezeli kavgayı temsil eder. Bu kavgada kazanan yoktur. Hep kaybeden vardır. Bu kavga, akıl ile yürek kavgasıdır. Aşk ile vefa, aşk ile sevgi, aşk ile mantık kavgasıdır. Gördüğünüz üzere, sürekli bir tarafta aşk ve diğer taraflarda daha çetin ve daha gerçekçi düşmanlar vardır.

    Werther, arkadaşına yazdığı mektuplarla ısrarla üstüne gittiği bir sonunu anlatmaktadır. Daha ilk başta Lotte hakkında uyarılmasına rağmen bunun farkında olarak üstüne gitmektedir. Lotte’nin nişanlı olması ya da bahsedildiği kadar tehlikeli bir güzelliğe sahip olması aslında onu daha da cezbeder. Sonuçta aşk, kavuşamamaktır temasını her gerçek hikaye konu edinmiştir.

    Evet, kavuşamamayı bile bile kavuşmak için yola koyulur. Çok efendi, ahlaklı ve dürüst biridir. Nitekim yazdığı mektuplarda bunu çokça görüyoruz. Müşkül durumdaki insanlara karşılıksız yardımları, Lotte’ye olan beklentisiz bağlılığı ve hatta Lotte’nin mutluluğu için evliliğini dahi kabul edebilmesi onun ne kadar naif bir karakter olduğunu sunar bize.

    Lotte’ye kavuşamamıştır. Fakat bu, ona acı verse de onu hırçınlaştırmaz, uzaklaştırmaz; aksine sevdiği kadına daha da büyük saygıyla yaklaşmasını ateşler. Hatta kocası olan Albert ile bile samimi bir arkadaşlık kurar.

    Bir zaman sonra çektiği acılara katlanamayacağını hisseder ve başka yerlere göç eder. Bu göç, onu öyle kararlı bir hale sokmuştur ki bir daha asla geri dönmeyeceğini düşünür. Ama öyle mi dersiniz? Werther, benim de anlam veremediğim bir biçimde Lotte’ye geri dönmüştür. Ondan daha fazla uzak kalamamıştır. Hatta kendisi için büyük bir mesleği reddederek bunu yapmıştır. Burada hem Werther’in ne kadar kendinden emin olduğunu hem de aşkın bir insanı ne kadar da kör ettiğini görürüz.

    Bu bölümlerde çok fazla alıntı yapmak isterim. Werther’in hayatı sorgulayan cümleleri gerçekten de isabetli bir alıntı olacaktı.

    “Şu zavallı varlığımızı sürdürmekten başka hedefimiz yok. Salt ihtiyaçlarımızı gidermekle uğraşıyoruz, başka bir şey yaptığımız yok. İçimizin rahat ettiği zamanlardaki sakinlik boyun eğişten geliyor.”

    “Ne diyeceğimi bildiğim için işte sana itiraf ediyorum; bebeklerini sürükleyen, onları soyup giydiren, annelerinin pastaları sakladığı dolabın etrafında ağır ağır dolaşan, bu pastalardan biraz elde edince de aç gözlülükle yiyip, ‘daha isterim’ diye bağıran çocuklar gibi yaşayanlar en mutlu kişilerdir. Bunlar talihli yaratıklardır. Değersiz uğraşılan veya basit heveslerine büyük payeler veren, bunların insanlığın kurtuluşu ve iyiliği için yapılmış büyük fedakârlık gibi gösterenlere ne mutlu! Ne mutlu böyle olabilene! …”

    Burada yazar daha çok bilgilenmenin getirdiği sıkıntılardan, bilgisizlikten dem vurmaktadır. Nitekim çoğu filozofun dediğine geliriz. Bilgi, daha çok bilgisizliği meydana getirir. Bilgi aslında yüktür insana. Werther’in yakındığı da buydu. Nitekim ileride de Werther, ‘Ah, ne olurdu biraz gamsız olabilseydim…” diye iç geçirecektir.

    Daha sonraları ise Lotte’ye duyduğu aşkla ruhunu saran serkeşliği öyle güzel betimliyor ki hayatında aşkı tadamamış, ayrılığa erememiş insanın anlayacağı cinsten basit değildir bunlar. Henüz Lotte’yi tanımasına rağmen şu cümleyi kurar:

    “Tanrı’nın sadece sevgili kullarına bağışladığı mutlu günler yaşıyorum, her an sarhoş gibiyim. Bundan sonra başıma ne gelirse gelsin, yaşamın en güzel sevinçlerini tatmadım diyemem.”

    Buradaki naifliğe bakar mısınız? Bu aşk ile sonunu hazırladığını bile bile bunları söylüyor. Hatta bu aşk uğruna son nefesini verirken dahi bu duygularından asla vazgeçmiyor. O, bir aşk şehidi olarak kabul ediyor kendini. Sevdiği dostu Albert ve sevdiği kadın Lotte için kurban ediyor kendini. Canına mal olsa da bu aşk, ona asla kızmıyor. Asla pişman olmuyor. Düşünsenize, sizden canınızı hangi bedel karşılığında alabilir tabiat? Hangi bedel ki hiçbir şekilde ona kavuşamayacağınız?

    “Lotte, bir hastayı nasıl görüyorsa; benim zavallı kalbimin de öyle görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu kalp, yatağında inleyen herhangi bir hastadan daha çok acı çekiyor.”

    “Aşksız yaşamak neye yarar Wilhelm! Sihirli fener ışıksız olur mu?”

    “Mutluluk da bir aldanış mıdır dersin, Wilhelm?”

    Werther, bu ruh halini bu yoğun aşk ve farkındalık halini şöyle ifade ediyor:

    “Ben eğer bir deli olmasaydım, şüphesiz dünyanın en rahat, en mutlu adamı olurdum.”

    Evet, Werther, acemi bir aşık değildir. Hayatın getirilerine kulaklarını kapamış, cahil bir adam da değildir. Her şeyi farkında olarak yaşıyor. Acılarını farkında olarak kabul edip çekiyor. O, asla farkında olmadan bir kara sevdaya tutulmamıştır. O, bile bile bütün yüreğini bir insana vermenin mutluluğu içinde acıdan kıvranmıştır. Gerçek de böyle değil midir? Farkında olmak… Bilerek ve farkında olarak bir şeyleri yapmak ne kadar da asil bir şeydir! O, asla şikayet etmez, isyan etmez. Sadece arzular. Arzuları bir süre sonra kendisine karşı suç buyursa da bunu bastıracaktır.

    Hikaye öyle kurgulanmış ki Werther, aslında sonucu bildiren cümleleri alttan alttan sezdirerek okuyucuya vermektedir. Nitekim Werther, intihar edecektir. Fakat bunu, kitabın sonlarında değil de daha 47. Sayfada Albert ile yaptığı tartışmadan yakalıyoruz:

    “Yaşamına son veren bir insana korkak demekle ateşler içinde yanıp kavrularak ölen bir kimsenin korkak olduğunu söylemek arasında bir fark göremiyorum.”

    “Nasıl oluyor da insanı mutlu eden bir şey aynı zamanda onun felaketinin de kaynağı oluyor?”

    Bir süre sonra bir nevi de Lotte’nin iyiliği adına mekan değiştirmeyi dener. Fakat aslında insanın mekanlarla ilgili bir sorununun olmadığını ve asıl sorunun insanın kendinde olduğunu fark eder. Mekan değiştirmek, bir nevi kaçmaktır. Fakat kaçılan şeyin kendi gölgesi olduğunun farkında olamamaktır. Zaten bunu fark ettikten sonra tekrar geri dönmeye karar veriyor.

    “Ah, sevgili dostum, belki içinde bulunduğum durumu değiştirmek isteyişim, hiçbir yerde peşimi bırakmayacak olan bir sıkıntı yüzünden değil mi?”

    Daha önce de belirttiğim gibi Werther, bilginin bilgisizliğinden ve sıkıntısından yakınır. Fakat bilgiden ziyade her zaman yürekte yaşanan yani daha doğru bir ifadeyle manevi yaşantılardır esas olan. Duygusallığı, romantikliği; bilime ve mantığa tercih eder. En açık ifadeyle Werther, aşk ile sevgi arasında aşkı seçer, mantığı ve soğuk getirilerini reddeder. Daha doğru bir ifadeyle o, sonsuzluğu ister. Dünya içinde geçici, suni kazançları değil; ebedi arzuları, ilahi arzuları kovalar.

    “Her şeyin kaynağı, bütün gücü kuvveti, bütün sevinçleri ve acıları veren kalptir. Benim bildiklerimi herkes bilir ama bu kalp yanız benimdir.”

    “Bu sevgi, bu bağlılık, bu düşkünlük bir şairin uydurması değil. Cahil ve kaba dediğimiz insanların gönlüde bu duygular bütün kuvvetiyle ve temizliğiyle yaşıyor. Asıl biz aydınlar adamakıllı bozulmuşuz.”

    İşte, romantik Werther! Aşkta matematiği reddeder. Mantığı, çıkarı, hesabı, planı alaşağı eder.

    “Çok şeye sahibim. Ama onu düşünmek her şeyimi silip süpürüyor. Nelerim var! Fakat onsuz bana her şey hiç oluyor.”

    Romantik olduğu kadar naif, saygılı ve bir o kadar da şerefli olan Werther, istenmediği ve rahatsızlık verdiğini gördüğü anda artık ne pahasına olursa olsun ortamdan uzaklaşmak gerektiğini anlar. Çamura yatmaz, pislik yapabilecekken asla yeltenmez. Çünkü o, aşık olduğu kadar naif bir kişidir de. Nitekim ölümünde de göreceğimiz gibi, şerefli bir ölüme nail olacak.

    “Bütün mesele, perdeyi kaldırıp öteki tarafa geçmek. Peki neden titremeli, neden tereddüt etmeli? Perdenin arkasında ne olduğu bilinmediği için mi? Bir daha geri dönülmediği için mi? Yoksa, bilmediklerimizi korkunç ve karanlık görmenin ruhumuzun bir özelliği olmasından mı?”

    Artık kesin gitmenin, dönüşü olmayan nihai yola çıkmanın kararını vermiştir. Nitekim Werther, ölüme gitmenin kararını verdiğini unutmuş gibi sadece karar verebildiğine dahi mutlu olmaktadır. Artık uzun bir aradan sonra ne yapacağını bilmektedir. Ne zaman ve nasıl olacağına kendisi karar vereceği bir gün doğmuştur onun için. Lotte’ye kesik kesik yazdığı son mektubunu okumanızı tavsiye ederim. Bu acıklı ve bir o kadar da güçlü bir aşığın son seslerini duymakta fayda vardır.

    Werther, ölmek üzereyken bile harçlık verdiği çocukları, aileleri unutmayacak kadar naif bir insandır. Öperken bile çocukları, öpemeyeceği günler yerine de birkaç defa daha fazla öpmektedir. Bu, bir idam mahkumunun vedası gibi olmaz. Bu daha çok idam edilmiş mahkumun ruhunu yansıtır. Dikkat toplamak, bilinmek, üstüne gelinmesinden hoşnut olmak gibi aşağılık halleri yoktur. Bu kararı kendi vermiştir. Yalnız başına uygulayacaktır.

    Albert’ten yolculuk bahanesiyle silahları ister. Fakat daha öncesinde Lotte’ye kavuşma sahnesi vardır ki her insanın içini burkar. Lotte’den fazla bahsetmedik. Lotte, Albert’e sadakat ile bağlı kalmanın sorumluluğunu gayet yerine getiriyor. Hani namuslu, helal süt emmiş kız tabiri vardır ya, tam da ona uyar bu tabirler. Fakat Werther’e duyduğu ilgi, -reddetse de- derinden derine duyduğu bağlılık ve önemlisi önüne geçemediği aşk, onu da bir anlığına ele geçirir. Ve kendini kısa süreliğine Werther’e bırakır. Werther’e değil; ısrarla kaçtığı, reddettiği ve mantığıyla düşman ettiği aşkın kucağına atılır o. Zincirlerini kırmış ve kendini bir anda Werther’in dudaklarında bulmuştur.
    Werther’in bu hareketten doğan mesudiyetinin haddi yoktur. Öyle güzel anlatır ki mutluluğunu hemen orada ölmekten vazgeçip Lotte için mücadele edecek diye bekliyor okur. Fakat şerefli Werther, ne kadar aşka kurban gitse de sevdiği kadını ve saygı duyduğu adamı bu aşka kurban etmez. Ona umutların en yücesini vermeye yetecek güçte olan bu öpücük bile onu aşağılık biri yapmaz. Kararından vazgeçmez. Sadece ölüme giderken daha mesut gidecektir. Lotte’nin onu sevdiğini sayıklayarak günahlarından arınacaktır.

    “Lotte, onun kollarının arasından kurtulduktan sonra perişanlık içinde ve sevgiyle karışık bir öfkeyle titreyerek, ‘bu artık sonuncu, Werther! Beni bir daha görmeyeceksiniz’ dedi. Onu şefkat dolu bir bakışla süzdükten sonra bitişik odaya koştu, kapıyı kapattı.”
    “… elveda Lotte, sonsuza kadar elveda!”

    “Albert senin için sadece bu dünyada bir koca. Ne çıkar! Sonsuz evrende benim olacaksın.”

    Werther Ölüyor…

    “Bunlar bana senin elinden geldi. Tozlarını sen almışsın. Onları öpmeye doyamıyorum. Ellerin değmiş onlara. Sen, ey göklerin meleği, benim kararımı onaylıyorsun. Sen, Lotte, bu silahları bana elinle veriyorsun. Ölümü bana senin sunmanı isterdim. İşte, bu isteğim de oldu.”

    “Kader bu, önüne geçilmez. Lotte! Elveda!”

    Ve gerçekten de Lotte’nin onayıyla kendini huzur içinde sonsuzluğa bırakıyor Werther. Silahları isteyen uşağa titrek ellerle silahları vermişti. Biliyordu. Fakat engel olacak kuvveti asla bulamıyordu içinde. Belki de Lotte, bunu istiyordu. Bir ölüm, aşkı meşrulaştırırdı. Yoksa yaşamak değildi aşk.
  • DEVLET MEMURLARI KANUNU

    Kanun Numarası : 657

    Kabul Tarihi : 14/7/1965

    Yayımlandığı R.Gazete: Tarih : 23/7/1965 Sayı: 12056

    Yayımlandığı Düstur : Tertip: 5 Cilt: 4 Sayfa: 3044

    KISIM - I

    Genel Hükümler

    BÖLÜM: 1

    Kapsam, Amaç, Temel İlkeler, İstihdam Şekilleri

    Kapsam:

    Madde 1 - (Değişik:30/5/19(74-KHK-12/1 md.Aynen kabul 15/5/1975-1897/1 md.)

    Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır.

    Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümler uygulanır. (1)

    (Değişik: 19/2/1980-2261/5 md.) Anayasa Mahkemesi üye ve yedek üyeleri ile raportörleri; hakimlik ve savcılık mesleklerinde veya bu mesleklerden sayılan görevlerde bulunanlar, Danıştay ve Sayıştay meslek mansupları ve Sayıştay savcı ve yardımcıları, Üniversitelerin, İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerinin, Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademilerinin, Devlet Güzel Sanatlar Akademilerinin, Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün öğretim üye ve yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri, Genelkurmay Mehtaran Bölüğü Sanatkarları, Devlet Tiyatrosu ile Devlet Opera va Balesi ve Belediye Opera ve tiyatroları ile şehir ve belediye konservatuvar ve orkestralarının sanatkar memurları, uzman memurları, uygulatıcı uzman memurları ve stajyerleri; Spor-Toto Teşkilatında çalışan personel; subay, astsubay, uzman çavuş ve uzman jandarmalar ile Emniyet Teşkilatı mensupları özel kanunları hükümlerine tabidir.

    Amaç:

    Madde 2 - (Değişik: 23/12/1972 - KHK-2/1 md.)

    Bu Kanun, Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını ve ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenler. Bu Kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği hususları belirtmek üzere tüzükler çıkarılır. Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulur.

    Temel ilkeler:

    Madde 3 - Bu kanunun temel ilkeleri şunlardır:

    Sınıflandırma:

    A) (Değişik: 31/7/1970 - 1327/2 md.) Devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan Devlet memurlarını görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır.

    Kariyer:

    B) Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır.

    Liyakat:

    C) Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.

    İstihdam şekilleri:

    Madde 4 - (Değişik:30/5/1974-KHK-12;Değiştirilerek kabul:15/5/1975-1897/1 md.)

    Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.

    A) Memur:

    Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır.

    Yukarıdaki tanımlananlar dışındaki kurumlarda genel politika tespiti, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim gibi işlerde görevli ve yetkili olanlar da memur sayılır.

    B) Sözleşmeli personel:

    Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, kurumun teklifi üzerine Devlet Personel Dairesi ve Maliye Bakanlığının görüşleri alınarak Bakanlar Kurulunca geçici olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir. (36 ncı maddenin II - Teknik Hizmetler Sınıfında belirtilen görevlerde yukarıdaki fıkra uyarınca çalıştırılanlar için, işin geçici şartı aranmaz.)

    Bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır.

    Ancak, yabancı uyrukluların; tarihi belge ve eski harflerle yazılmış arşiv kayıtlarını değerlendirenlerin mütercimlerin; tercümanların; dava adedinin azlığı nedeni ile kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde avukatlarını, (....) (2) kadrolu istihdamın mümkün olamadığı hallerde, Bakanlar Kurulunca tespit edilecek esas ve şartlarla tabip veya uzman tabiplerin; Adli Tıp Müessesesi uzmanlarının; Devlet Konservatuvarları sanatçı öğretim üyelerinin; İstanbul Belediyesi Konservatuvarı sanatçılarının; Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir.

    Ek fıkra - (Ek : 5/7/1991 - KHK - 433/1 md.; Mülga : 27/12/1991 - KHK - 475/11 md.)

    C) Geçici personel:

    Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Dairesinin ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.

    D) İşçiler:

    (A), (B) ve (C) fıkralarında belirtilenler dışında kalan kişilerdir. Bunlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.

    Dört istihdam şekli dışında personel çalıştırılamıyacağı:

    Madde 5 - (Değişik: 23/12/1972 - KHK- 2/1 md.)

    Bu Kanuna tabi kurumlar, dördüncü maddede yazılı dört istihdam şekli dışında personel çalıştıramazlar.

    BÖLÜM: 2

    Ödevler ve Sorumluluklar

    Sadakat:

    Madde 6 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/1 md.)

    Devlet memurları, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına sadakatla bağlı kalmak ve milletin hizmetinde Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını sadakatla uygulamak zorundadırlar. Devlet memurları bu hususu "Asli Devlet Memurluğuna" atandıktan sonra en geç bir ay içinde kurumlarınca düzenlenecek merasimle yetkili amirlerin huzurunda yapacakları yeminle belirtirler ve özlük dosyalarına konulacak aşağıdaki "Yemin Belgesi" ni imzalayarak göreve başlarlar.

    Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına, Atatürk İnkılap ve İlkelerine, Anayasada ifadesi bulunan Türk Milliyetçiliğine sadakatla bağlı kalacağıma; Türkiye Cumhuriyeti kanunlarını milletin hizmetinde olarak tarafsız ve eşitlik ilkelerine bağlı kalarak uygulayacağıma; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyip, koruyup bunları geliştirmek için çalışacağıma; insan haklarına ve Anayasanın temel ilkelerine dayanan milli, demokratik, laik, bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilerek, bunları davranış halinde göstereceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ederim.

    Tarafsızlık ve devlete bağlılık:

    Madde 7 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/2 md.)

    Devlet memurları siyasi partiye üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti, kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar; görevlerini yerine getirirlerken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep gibi ayırım yapamazlar; hiçbir şekilde siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere katılamazlar.

    Devlet memurları her durumda Devletin menfaatlerini korumak mecburiyetindedirler. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına ve kanunlarına aykırı olan, memleketin bağımsızlığını ve bütünlüğünü bozan Türkiye Cumhuriyetinin güvenliğini tehlikeye düşüren herhangi bir faaliyette bulunamazlar. Aynı nitelikte faaliyet gösteren herhangi bir harekete, gruplaşmaya, teşekküle veya derneğe katılamazlar, bunlara yardım edemezler,

    Davranış ve işbirliği:

    Madde 8 - Devlet memurları, resmi sıfatlarının gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki davranışlariyle göstermek zorundadırlar.

    Devlet memurlarının işbirliği içinde çalışmaları esastır.

    Yurt dışında davranış:

    Madde 9 - Devlet memurlarından sürekli veya geçici görevle veya yetişme, inceleme ve araştırma için yabancı memleketlerde bulunanlar Devlet itibarını veya görev haysiyetini zedeleyici fiil ve davranışlarda bulunamazlar.

    Amir durumda olan devlet memurlarının görev ve sorumlulukları:

    Madde 10 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/3 md.)

    Devlet memurları amiri oldukları kuruluş ve hizmet birimlerinde kanun, tüzük ve yönetmeliklerle belirlenen görevleri zamanında ve eksiksiz olarak yapmaktan ve yaptırmaktan, maiyetindeki memurlarını yetiştirmekten, hal ve hareketlerini takip ve kontrol etmekten görevli sorumludurlar. Amir, maiyetindeki memurlara hakkaniyet ve eşitlik içinde davranır. Amirlik yetkisini kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslar içinde kullanır. Amir, maiyetindeki memurlara kanunlara aykırı emir veremez ve maiyetindeki memurdan hususi bir menfaat temin edecek bir talepte bulunamaz, hediyesini kabul edemez ve borç alamaz.

    Devlet memurlarının görev ve sorumlulukları:

    Madde 11 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/4 md.)

    Devlet memurları kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.

    Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde israr eder ve bu emrini yazı ile yenilerse, memur bu emri yapmağa mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.

    Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.

    Acele hallerde kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır.

    Kişisel sorumluluk ve zarar:

    Madde 12 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/5 md.)

    Devlet memurları, görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek ve kendilerine teslim edilen Devlet malını korumak ve her an hizmete hazır halde bulundurmak için gerekli tedbirleri almak zorundadırlar.

    Devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından rayiç bedeli üzerinden ödenmesi esastır.

    Zararların ödettirilmesinde bu konudaki genel hükümler uygulanır. Ancak fiilin meydana geldiği tarihte en alt derecenin birinci kademesinde bulunan memurun brüt aylığının yarısını geçmeyen zararlar, kabul etmesi halinde disiplin amiri veya yetkili disiplin kurulu kararına göre ilgili memurca ödenir.

    Kişilerin uğradıkları zararlar:

    Madde 13 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/6 md.)

    (Değişik birinci fıkra 6/6/1990-3657/1 md.) Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. Ancak, Devlet dairelerine tevdi veya bu dairelerce tahsil veya muhafaza edilen para ve para hükmündeki değerli kağıtların ilgili personel tarafından zimmete geçirilmesi halinde, zimmete geçirilen miktar, cezai takibat sonucu beklenmeden Hazine tarafından hak sahibine ödenir. Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır.

    12 nci maddeyle bu maddede belirtilen zararların nevi, miktarlarının tespiti, takibi, amirlerin sorumlulukları ve yapılacak işlemlerle ilgili diğer hususlar Başbakanlıkça düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.

    Mal bildirimi:

    Madde 14 - Devlet memurları, kendileriyle, eşlerine ve velayetleri altındaki çocuklarına ait taşınır ve taşınmaz malları, alacak ve borçları hakkında, özel kanunda yazılı hükümler uyarınca, mal bildirimi verirler.

    Basına bilgi veya demeç verme:

    Madde 15 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/7 md.)

    Devlet Memurları, kamu görevleri hakkında basına, haber ajanslarına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç veremezler. Bu konuda gerekli bilgi ancak bakanın yetkili kılacağı görevli illerde valiler veya yetkili kılacağı görevli tarafından verilebilir.

    Askeri hizmet ile ilgili bilgiler özel kanunların yetkili, kıldığı personel dışın da hiç bir kimse tarafından açıklanamaz.

    Resmi belge, araç ve gereçlerin yetki verilen mahaller dışına çıkarılmaması ve iadesi:

    Madde 16 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/8 md.)

    Devlet memurları görevleri ile ilgili resmi belge araç ve gereçleri, yetki verilen mahaller dışına çıkaramazlar, hususi işlerinde kullanamazlar. Devlet memurları görevleri icabı kendilerine teslim edilen resmi belge, araç ve gereçleri görevleri sona erdiği zaman iade etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk memurun mirasçılarına da şamildir.

    BÖLÜM: 3

    Genel Haklar

    Uygulamayı isteme hakkı:

    Madde 17 - Devlet memurları, bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayınlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tesbit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler.

    Güvenlik:

    Madde 18 - Kanunlarda yazılı haller dışında Devlet memurunun memurluğuna son verilmez, aylık ve başka hakları elinden alınamaz.

    Emeklilik:

    Madde 19 - Devlet memurlarının, özel kanununda yazılı belirli şartlar içinde, emeklilik hakları vardır.

    Çekilme:

    Madde 20 - Devlet memurları, bu kanunda belirtilen esaslara göre memurluktan çekilebilirler.

    Müracaat, şikayet ve dava açma:

    Madde 21 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/9 md.)

    Devlet memurları kurumlarıyla ilgili resmi ve şahsi işlerinden dolayı müracaat; amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet ve dava açma hakkına sahiptirler.

    Müracaat ve şikayetler söz veya yazı ile en yakın amirden başlayarak silsile yolu ile şikayet edilen amirler atlanarak yapılır.

    Müracaat ve şikayetler incelenerek en kısa zamanda ilgiliye bildirilir. Müracaat ve şikayetlerle ilgili esas ve usuller Başbakanlıkça hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.

    Sendika kurma:

    Madde 22 - (Mülga: 23/12/1972 - KHK-2/5 md.; Yeniden düzenleme: 12/6/1997 - 4275/1 md.)

    Devlet memurları, Anayasada ve özel kanununda belirtilen hükümler uyarınca sendikalar ve üst kuruluşlar kurabilir ve bunlara üye olabilirler.

    İzin :

    Madde 23 - Devlet memurları, bu kanunda gösterilen süre ve şartlarla izin hakkına sahiptirler.

    Kovuşturma ve yargılama:

    Madde 24 - Devlet memurlarının görevleri ile ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılması ve haklarında dava açılması özel hükümlere tabidir.

    İsnat ve iftiralara karşı koruma:

    Madde 25 - Devlet memurları hakkındaki ihbar ve şikayetler, garaz veya mücerret hakaret için, uydurma bir suç isnadı suretiyle yapıldığı ve soruşturma veya yargılamanın tabi olduğu kanuni işlem sonucunda bu isnat sabit olmadığı takdirde, merkezde bu memurun en büyük amiri, illerde valiler, isnatta bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını Cumhuriyet Savcılığından isterler.

    BÖLÜM: 4

    Yasaklar

    Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı:

    Madde 26 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/10 md.)

    Bu Kanunun 21 nci maddesi ile hükme bağlanan hakkın kullanılmasında birden fazla Devlet memurunun toplu olarak söz ve yazı ile müracaatları ve şikayetleri yasaktır.

    Devlet memurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır.

    Grev yasağı:

    Madde 27 - Devlet memurlarının greve karar vermeleri, grev tertiplemeleri, ilan etmeleri, bu yolda propaganda yapmaları yasaktır.

    Devlet memurları, harhangi bir greve veya grev teşebbüsüne katılamaz, grevi destekliyemez veya teşvik edemezler.

    Ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı:

    Madde 28 - (Değişik: 30/5/1974-KHK-12;Değiştirilerek kabul:15/5/1975-1897/1 md.)

    Memurlar Türk Ticaret Kanununa göre (Tacir) veya (Esnaf) sayılmalarını gerektirecek bir faaliyette bulunamaz, ticaret ve sanayi müesseselerinde görev alamaz, ticari mümessil veya ticari vekil veya kollektif şirketlerde ortak veya komandit şirkette komandite ortak olamazlar. (Görevli oldukları kurumların iştiraklerinde kurumlarını temsilen alacakları görevler hariç).

    Memurların üyesi oldukları yapı, kalkınma ve tüketim kooperatifleri ile kanunla kurulmuş yardım sandıklarının yönetim ve denetim kurulları üyelikleri görevleri ve özel kanunlarda belirtilen görevler bu yasaklamanın dışındadır.

    Eşleri, reşit olmayan veya mahcur olan çocukları, yasaklanan faaliyetlerde bulunan memurlar bu durumu 15 gün içinde bağlı oldukları kuruma bildirmekle yükümlüdürler.

    Hediye alma, menfaat sağlama yasağı:

    Madde 29 - Devlet memurlarının doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemeleri ve görevleri sırasında olmasa dahi menfaat sağlama amacı ile hediye kabul etmeleri veya iş sahiplerinden borç para istemeleri ve almaları yasaktır.

    Denetimindeki teşebbüsten menfaat sağlama yasağı:

    Madde 30 - Devlet memurunun, denetimi altında bulunan veya kendi görevi veya mensup olduğu kurum ile ilgisi olan bir teşebbüsten, doğrudan doğruya veya aracı eliyle her ne ad altında olursa olsun bir menfaat sağlaması yasaktır.

    Gizli bilgileri açıklama yasağı:

    Madde 31 - (Değişik: 12/5/1982 - 2670/11 md.)

    Devlet memurlarının kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri görevlerinden ayrılmış bile olsalar, yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır.