Her şey Allah'ı anar yavrularım," diye başlardı dedem anlatmaya.
"Ağaçlara yeşilini, göğe mavisini, bülbüllere ötüşünü veren Allah'tır.
İnsana can özünü bahşeden, hayatı ikram eden de Allah'tır.
Öyle olunca her şey Allah der. Her şey Allah'ı anarak huzur bulur.
Çok dikkatli dinlersen kalbin bile Allah Allah diye atar.
Bütün bunlara rağmen kanat açmaya çalışıyorum; istanbul'da bir serçeyim işte...
...
İstanbul mu kanatlarımın altında; ben mi İstanbul'un kanatları altındayım, çözemedim.
Tek bir nağme, tek bir kalp vurur dudaklarımda.
Taşlama değil; bir temennidir ötüşlerim:
"Seni seveceğim İstanbul."
"Bir lokma ekmek, yüksek mevki için karşındaki cahili metmeye kalkma; çünkü asıl cahillik budur. elinden geliyorsa nefsini yen, iradene sahip ol! İşte, asıl mertlik de böyle olur."