491

İnandıklarımızı korudukça üstünlük bizde olacaktır. M. Kemal Atatürk Not; Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi
1186 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
İsmet Paşa'ya Topkapı da sopalı saldırı girişimi
CHP kafilesinin yurt gezilerini sürdürmesiyle iktidarın aldı­ğı önlemler de, sertleşmeye ve kanun dışı yollara kaymaya baş­lamıştı. İsmet Paşa'nın bu geziler sırasında verdiği demeçlerin yayınlanmasına yayın yasağı getirilmişti. Amaç ana muhalefet partisini etkisiz kılmak; halka ülke gerçeklerinin anlatıl-a-mama­sını sağlamaktı. İzmir gezisinden sonra uçakla İstanbul'a gelen İsmet Paşa Topkapı taraflarına geldiğinde bir grup eli sopalı cani tarafından arabasının önü kesilmişti. İstanbul Valiliği güya İsmet Paşa'nın can güvenliğini korumak için sıkı önlemler almış, bu bağlamda polis ve askerleri görevlendirmişti. Fakat Topkapı ön­lerinde İsmet Paşa'nın arabasını durdurup yolunu kesen Valiliğin güvenlik amacıyla görevlendirdiği polis komiseri Celal Kosa­va'ydı! Polis Komiseri Celal Kosava'nın İsmet Paşa'nın araba­ sının yolunu kesmesiyle birlikte, eli sopalı cani grup arabanın etrafını sararak "Paşa öleceksin! Tekbir getir!" diyerek saldırıya geçmişti. İsmet Paşa arabasından indi. Ve kendisini korumaya gelen Binbaşı Kenan Bayraktar'ın tabancasını çekerek askere, "Süngü tak!" emri verdi. Bunun üzerine saldırgan kalabalık şaşkınlıkla duraksadı ve sonra da dağıldı. (Burada da yine Yunan askerlerinin yapamadığını Demokrat Partililer yapıyordu.) Bu olaydan sonra basın toplantısı düzenleyen İsmet Paşa, saldırıların, devlet güçlerinin hoşgörüsüyle gerçekleştiğini belir­tip bu gibi olayların ancak hastalıklı toplumlarda görüldüğünü dile getirmişti.
491
#306475458
Reklam
Uşak da İsmet Paşa'ya saldıran Demokrat Partililer
İktidarının güç kaybetmesiyle birlikte Adnan Menderes'in İsmet Paşa'ya duyduğu hastalıklı nefret günden güne iyice artı­yordu. İktidarının gücünü artırmak için İsmet İnönü'yü etkisiz­leştirme girişimlerine başlanmıştı. İsmet Paşa'nın TBMM kürsü­sünden yapmış olduğu bir konuşmadan rahatsız olan bazı DP'li milletvekilleri, İsmet Paşa'nın dokunulmazlığının kaldırılmasını öneren bir Başbakanlık tezkeresi sunmuştu. Adnan Menderes ve Demokrat Partililer, CHP'nin güçlenmesini istemiyorlardı. İsmet Paşa'nın çıktığı yurt gezilerinde provokasyonlar düzenlenmeye başlamıştı: Demokrat Parti il başkanının, Uşak tren istasyonun­ da, elindeki çay bardağını CHP heyetine fırlatmasıyla büyük kar­gaşa ve kavgalar yaşanmıştı. Bu kargaşada başına gelen bir taşla İsmet Paşa yere düşüp yaralanmıştı. (Kurtuluş savaşında Yunan­lıların yapamadığını Demokrat Partililer yapıyordu) Saldırıların arkasında iktidarın eli ve yönlendirmesi olduğu­nu iyi bilen İsmet Paşa Manisa'da yaptığı konuşmada şunları dile getirmişti: "Uşak'ta himaye altında istasyonda toplanan mütecavizler, benim hayatıma kastetmek için harekete geçmişlerdir. Muhalefet aleyhine Ehli Salip (haçlılar) isnadı ve muhalefeti karınca gibi ezmek tavsiyesi, gece sabaha kadar Ankara'da tertiplenerek tat­bikata konmuştur. Azınlıkta olan iktidar, nihayet kaba kuvvetle bir dehşet idaresi kurarak vatandaşları insan haklarından mah­rum yaşatmaya karar vermiş görünüyor." Uğradığı, DP'liler tarafından yapılan saldırılara aldırmayan İsmet Paşa yurt gezilerini kararlılıkla devam ettirdi. Ve Gazian­tep gezisi sırasında kararlılığını şu şekilde dile getirdi: **"Kanun yolundan çıkmış olanlar, haklarını korumak kararın­da olan hür vatandaşlar karşısında, mutlaka mağlup olacaklardır. Vatandaşlarımızın hizmeti uğrunda seve seve can vermeyi,
491
#306475521
Toprak Reformu
Osmanlı devletinde başlatılan ve Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar gelen, çiftçinin ve köylünün üzerinde bir büyük yük teşkil eden 'Aşar' vergisinin kaldırılmasına rağmen ağalık düzeni ve topraksızlık yüzünden köylünün yaşam şartlarında bir düzelme sağlanamıyordu. Ülkede üretimi artırmak ve köylüyü kalkındır­mak ihtiyacına karşılık Toprak Reformu Yasası düşünülmüştü. Milli Şef döneminde bu yasa tekrar gündeme geldi. Çiftçiyi topraklandırma kanunu 14.5.1945 tarihinde çıktı ve 15.6.1945'de 4753 sayılı Resmi Gazetede yayınlandı. Bu kanunun en önemli ve devrimci tarafı hiç şüphesiz 17. madde idi: "Topraksız veya az topraklan olan ortaklar ve kiracılar veya tarım işçileri tarafından işlenmekte bulunan arazi, o bölgede 39. madde gereğince dağı­tılmaya esas tutulan şartlarıyla yukarıda yazılı çiftçi ve işçilere dağıtılmak suretiyle kamulaştırılır. Sahibine bırakılacak arazi 15 dönümden aşağı olamaz. Bu madde hükmünün uygulanmasında 15. ve 16. madde hükümleri işlemez. Geçici mevsim işçileri hak­kında bu hüküm uygulanamaz."
491
17. Madde kaldırılmıştır.
Medine Sözleşmesi ile başlatılan sistemin, belli bir dönem için geçerli olduğu, daha sonra uygulana­ madığıdır. Medine'nin farklı inanç grupları arasında yer alan 'müşrikler', yani puta tapanlara sözleşme ile birlikte tanınan özgürlük, daha sonra ortadan kaldırılmıştır. Medine'den gelen Tevbe suresi, bu konudaki anlaşma hükmünün iptalini açıkça anlatmaktadır. 'Al­lah ve Resulünden, antlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır' diye başlayan sure, dört ay içinde Allahın bir olduğunu kabul etmedikleri takdirde öldürüleceklerini bildirmektedir. Tevbe suresinin 2. ayetin­de bu süre açıkça belirtilmiştir. 'Dört ay yeryüzünde dolaşın, bilin ki siz, Allahı aciz bı rakamazsınız ve Allah, kafirleri rezil edecektir.' Müşriklerin tevbe etmeleri ve İslama dönmeleri halinde öldürülme­lerine gerek yoktur. Ancak İslamı kabul etmeyenlerin öldürülmeleri Kur'an'da emredilmektedir. 'Haram aylar çıkınca Allaha ortak ko­şanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekat verirlerse yollarını serbest bırakın.' (Tevbe Suresi/5.)
Prof. Dr. Nur Serter, Dinde Siyasal İslam Tekeli, 1997, s. 97-101.·Kitabı okudu
491
#305762178