K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1196 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Atatürk "askeri" bir sistem kurmak niyetinde değildi. Daha gencecik bir subay iken, İttihat ve Terakki'nin ünlü Selanik Kongresi'nde, "ya üniformamızı bı­rakın ya da siyaseti" diye haykırmıştı. Kurduğu devlette orduyu siyaset dışında tutmak için bilinçli bir tutum izledi. Kralların ve sivil cumhurbaşkanlarının bile törenlerde üniforma giydikleri bir dönemde, iki istisna dışında, savaş meydanlarında kazanmış ol­duğu mareşal üniformasını bile taşımadı. Halkın karşısına hep Sivil çıkmaya özen gösterdi.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ş.S.Aydemir; "M. Kemal'den başka şans yoktu"
Kemalizmi gereği gibi değerlendirebilmek için, oluştuğu or­tamı iyi bilmek ve gözden uzak tutmamak gerekir. O ortamı Şev­ket Süreyya Aydemir güzel özetliyor: "Toplum hayatı, bir ilkçağ ilkelliği içindeydi. Türk milleti perişanlığın, fakirliğin, çaresizliğin en ilkel düzeylerinde yaşı­yordu. Halk cahildi, bakımsızdı, sefildi. Memleket yolsuz, iş­siz, asayişsiz bir düzensizlik içinde bunalıyordu. Sonu gelmez savaşlar, İstiklal Savaşı'nda olduğu gibi millet için, millet ya­rarına da yapılmamıştı. Yüzyıllarca Anadolu ve Rumeli halkı, bizden olmayan, bizim olmayan yabancı ve uzak ülkelerde boş yere eritilmiş, gitmişti. Tarım en ilkel bir sürünüş gibiydi. Sanayi yoktu. Derebeylik, ayan, eşraf, mütegallibe nizamı alabildiğine köklüydü. Şeyhlik, müritlik, hacılık, hocalık, efsunculuk yaygın­dı. Tekkeler, zaviyeler çöküntü halinde, fakat ayaktaydı. Dağlan eşkıya sarmıştı. Bu bel vermiş yapının ve ilkel hayatın yeni bir düzene yönelişi için, Gazi Mustafa Kemalin şahsiyetinden başka bir ümit yoktu." Toplum, Batı'da çağdaşlaşmanın itici gücünü oluşturan iki temel sınıftan da yoksundu: Ne gerçek anlamıyla bir kentsoylu (burjuvazi) sınıfı vardı, ne de örgütlü bir işçi sınıfı. Dışarı ile ilişki içerisinde ticaret yaşamında etkili olan kesim ise, daha çok Müslüman olmayan azınlıklardandı. Ve işgalci güçlerle işbirliği yaptıkları için, Kurtuluş Savaşı'nın sonunda çoğunluğu ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.
"Atatürk diktatör müydü?" sorusunun yanıtını, kendisi ölü­münden üç yıl önce vermişti: "Ben diktatör değilim! Benim gü­cüm olduğunu söylüyorlar. Evet, bu doğrudur. Benim isteyip de yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü ben zoraki ve insafsız­ca davranmak bilmem. Bence diktatör ötekilerin iradesini ezen kimsedir. Ben, gönülleri kırarak değil, gönülleri kazanarak hük­metmek isterim."
M. Kemal Atatürk
"Düşünce akımlarına karşı düşünceye dayanmayan güçle karşılık vermek, o akımı yok etmedikten başka; herhangi bir ki­şiyle, herhangi bir insanla konuşulduğu zaman, onun herhangi bir düşüncesini güç zoruyla reddederseniz o direnir. Direndikçe kendi kendini aldatmakta daha çok ileri gidebilir. Bu nedenle dü­şünce akımları, baskıyla, şiddetle, kuvvetle reddedilemez. Tam tersine güçlendirilir. Buna karşı en etkin çözüm, gelen düşünce akımına, karşı bir düşünce akımı vermektir."
Tarih boyunca bütün devrimler "kanlı" olmuştur. Ama insan­lık tarihinin rastladığı en "köklü" en "cüretli" devrimlerden birisi olan Kemalist Devrim, inanılmayacak ölçüde az kan dökülerek gerçekleştirilmiştir. Bunun iki nedeni olduğunu söyleyebiliriz: Birinci neden, Mustafa Kemal'in -hemen tüm umutların tüken­miş olduğu bir noktada- ulusal bağımsızlığı sağlarken kazandı­ğı "büyük" saygınlıktır. İkinci neden ise; demokratik, iyimser, doğruların anlatılarak insanların kazanılabileceğine inanan bir düşünce yapısına sahip olmasıdır.