K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1197 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Lâiklik neden önemli
Bir çağdaşlaşma ideolojisi olarak Kemalizm açısından laik­lik, demokrasi anlamındaki cumhuriyetçiliğin de, milliyetçiliğin de, devrimciliğin de ve hatta halkçılığın da ön koşulu olduğu için bu ölçüde önem taşımaktadır. Demokrasinin ön koşuludur; çünkü laiklik olmadan gerçek bir düşünce özgürlüğü, gerçek bir özgür seçim olamaz. (Bütün dünyada özgürlük ve demokrasi rüzgarlan eserken, baskı rejimleri birbiri peşi sıra yıkılırken, bundan en az etkilenenin -laikliği kabul edememiş- Müslüman ülkeleri oluşu rastlantı mıdır?) Milliyetçiliğin ön koşuludur; çünkü laiklik olma­yan yerde önem taşıyan öğe ulus değil, inananların oluşturduğu "ümmet"tir.(Bu anlayış içinde örneğin Arap ve İranlı, Müslüman Türk ile aynı toplumun bir parçası sayılırken, Hıristiyan Türk olan Gagauzlar [Gökoğuzlar], Türkçe konuştukları ve çok daha ortak kültürel özellikler taşıdıkları halde "yabancı" sayılacaklardır.) Devrimciliğin ön koşuludur; çünkü laikliği kabul etmemiş bir toplumda bilimin ve çağın gereklerinin gerisinde kalmış kurum­lan değiştirmenin tartışılması bile genellikle olanaksızdır. Halkçı­lığın ön koşuludur; çünkü din temeline dayalı bir devlette ağırlığı ve önceliği olan halk değil, dinsel seçkinlerdir.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ekononide devletçilik
Türkiye başlangıç aşamasında devletçiliğin iki büyük yara­rını gördü: Bir yanda, özellikle altyapı ve sanayi yatırımlan sa­yesinde oldukça hızlı bir ekonomik büyüme gerçekleştirilirken; öte yanda, sanayileşmenin devlet eliyle oluşumu sayesinde, Türk işçisi Batı'daki örnekleri gibi, insancıl olmayan koşullar içinde birkaç kuşağının feda edildiğini görmedi. 1929-1939 arasında­ ki on yılda dünya sanayi üretimi yüzde 19 artarken, Türkiye'de sanayi üretimi artışı yüzde 96'yı buldu. Sovyetler Birliği ve Ja­ponya dışında hiçbir ülke, bu alanda Türkiye'den daha hızlı bir büyüme sağlayamadı.
Dünyayı sarsan 1929 ekonomik bunalımı ise, liberal ekonomi politikalarının tam bir başarısızlığını vurgu­luyordu. Kemalizm, ülkeyi kalkındırmak, halkı çağdaş uygarlık düzeyine ulaştırmak için "devletçilik" ilkesini benimsedi. Böyle­ce hem üretim arttırılacak, sanayi gerçekleştirilecek, hem de hak­ça bir dağıtım yapılacak ve ekonomik gücü kullanan bir sınıfın halkı ezmesine olanak verilmemiş olacaktı.
Kema­lizmin bu sürekli devrimcilik anlayışını benimsemeden, sadece Mustafa Kemal'in sağlığında gerçekleştirdiklerinin bekçiliği ile yetinenleri "Kemalist" ya da Atatürkçü saymak olanaksızdır.
Kemalizm'in sürekli devrimi M. Kemal
"Devrim, Türk milletini son yüzyıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek medeni ge­reklere göre ilerlemesini temin edecek yeni kurumları koymuş olmaktır."