K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1197 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Milliyetçilik, aynı topraklar üzerinde benzer koşullan payla­şan insanların, dışa karşı korunma ve dayanışma gereksinmele­rini karşılayan bir ideolojidir. Toplum içindeki çıkar çatışmaları­na alet edildiğinde tutucu, toplumun dışa karşı ortak yararlarını savunmak için kullanıldığında ilericidir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kemalizm'in milliyetçilik anlayışı
Kemalist milliyetçilik anlayışının dışa yönelik hedefi, "çağ­daş uluslar topluluğunun eşit haklara sahip bir üyesi olmak"tır. Sadece siyasal bağımsızlıkla yetinmeyen, ekonomik bağımsızlı­ğı da içeren bir "tam bağımsızlık", bu hedefin ayrılmaz bir par­çasıdır. Kemalist milliyetçiliğin içe yönelik hedefi ise çağdaş bir ulus yaratmaktır. Bu ulus, ne "ırkçı" ne de "ümmetçi" bir anlayışı yansıtmaktadır. Atatürk'e göre ulus, ne din ne de ırk temeline dayanır; ulusu yaratan temel öğe, ortak tarih o ortak tarihin ürünü ortak dil ve sonuç olarak ortak kültürdür. Atatürk, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı ilk konuşmalardan birinde Türk, Kürt, Laz, Çerkez herkesin birlikte bir bütün oluşturduğunu vurgula­mış, Kurtuluş Savaşı sırasında hep "Türkiye Milleti" deyimini kullanmıştır. Daha sonralan karmaşık bir etnik yapıdan kendine güvenen çağdaş bir ulus yaratmak için çaba gösterdiğinde de, örneğin "Ne mutlu Türk olana" dememiş, "Ne mutlu Türk'üm diyene" demiştir. O'nun için "Türk" Anadolu topraklan üzerin­de "kederde, kıvançta" dayanışma içinde olan insanların "ortak" adıdır. Orta Asya'daki Türk, o milliyetçilik çerçevesinde yer al­mazken, Anadolu'nun tüm insanları, etnik kökenine bakılmaksı­zın ulusun bir parçası sayılmaktadır. Atatürk "Medeni Bilgiler" kitabında şöyle demiştir: "Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir."
Kemalizm içinde "milliyetçilik", bir yandan ulusal bağım­sızlığın sağlanması, öte yandan da çağdaşlaşma gereksinimlerini karşılamaya yönelik ideolojik bir öğe oluşturuyordu. Çağdaş bir toplum olmak için önce ulus olmak, uluslaşma aşamasından geç­miş olmak gerekiyordu.
Kemalizmin önünde iki aşamalı bir amaç vardı: Bağımsızlık ve çağdaşlaşma.
Mustafa Kemal, liberalizm ve sosyalizmden yararlanarak Türkiye'nin koşullarına göre oluş­turmaya çalıştığı devrimci ideolojinin dogmalaşma olasılığını önlemeye çalışmıştır, ideolojik kalıplaşmanın hızlı bir değişim süreciyle bağdaşmayacağını vurgulayarak, bir anlamda "sürekli devrimcilik" anlayışının öncülüğünü yapmıştır. Bazılarının ileri sürdüğünün tersine, Kemalizmin ideolojisi vardır, ama "öğreti"si (doktrini) yoktur.