“… Evet. Küçük ölüm. Bu yüzden orgazm anında hissedilen kendinden kopuş, ölüme yakın deneyimler yaşayan insanların tarif ettiği duygunun birebir aynısıdır. … Ürkütücü bir şekilde büyüleyici."
'Starbucks logosundaki denizkızının çift kuyruğu var,’ diye yakınmıştı Langdon. ‘Bu da demek oluyor ki, o bir denizkızı değil, siren. Denizcileri kendine çekerek kaza yaptıran ve sonunda ölmelerine neden olan baştan çıkarıcı kötü bir dişi! Frappuccinolarını ölümcül bir deniz canavarıyla süslemeden önce ikonografi araştırması yapmayı ihmal eden bir firmaya güvenemem. … İyi bir bardak kahveyi ancak bir sembolog mahvedebilir.”
Sırların Sırrı, Dan Brown’un o bildik entelektüel atmosferini Prag’ın gotik dehlizlerine taşıdığı, "kurgu karakterler dışında her şey gerçektir" iddiasıyla okuyucuyu yine araştırmaya sevk eden bir eser. Robert Langdon bu kez simyacıların ve gökbilimcilerin başkentinde, "İnsanlık kendi tanrısı olabilir mi?" sorusunun peşine düşerken, bilim ve mistisizmin sınırlarında dolaşıyor. Kitap, Noetik bilimden kuantum fiziğine, tarihi gerçeklerden kolektif bilince kadar doyurucu bir kültürel hazine sunsa da, Langdon’ın önceki maceralarına kıyasla biraz daha geri planda kaldığını ve hikayenin Katherine Solomon karakteri üzerinden daha baskın ilerlediğini söylemek mümkün.
Yazarın İslam dünyasına teğet geçen tavrı ve kader ile bilimsel irade arasındaki gelgitleri, kurgunun finalinde okuyucuyu o beklenen vurucu etkiden biraz mahrum bırakıyor. Amerikan pragmatizmi ile kadim sırlar arasında sıkışan final, zihin yönlendirmeleri ve dijital ölümsüzlük gibi yakıcı meseleleri masaya yatırsa da, serinin bir hayranı olarak artık Langdon’ın mutlu bir emekliliğe ayrılma vaktinin geldiğini düşünüyorum. Yine de Prag’ın büyülü atmosferinde geçen bu kovalamaca, içerdiği zengin dipnotlarıyla okunmaya değer bir macera vaat ediyor.
Bir film gibi...
Daha fazlası için bloğumda yazdım:
hknkr.com/kitap-inceleme-...
iyi okumalar.
Sırların SırrıDan Brown · Altın Kitaplar · 20253,985 okunma