Son Akıncılar, Millî Mücadele dönemini ve gönüllü mücadele ruhunu kısa ama dikkat çekici tarihî göndermelerle anlatan bir roman. Kusursuz ya da çok güçlü bir kurguya sahip olduğunu söyleyemem; fakat Bursa’nın işgali, Kazım Karabekir Paşa, Bodrumî Dergâhı dervişleri ve dönemin unutulan bazı ayrıntılarına temas etmesi bakımından değerli buldum. Özellikle genç okurların tarihî hafızamızı diri tutmak adına okuyabileceği, sade ve merak uyandırıcı bir eser. Kitapla ilgili daha ayrıntılı notlarımı blog yazımda paylaştım: hknkr.com/son-akincilar-k...
iyi okumalar
Merhaba arkadaşlar;
Panait Istrati tarafından 1928 yılında Fransızca olarak kaleme alınan Baragan'ın Dikenleri, yalnızca Romanya'nın değil, bütün Balkanların yaşadığı zorlu günleri
Merhabalar,
Adalet, hak ve vicdan kavramları üzerine derinlemesine düşünmek isteyen herkesin kitaplığında bulunması gereken, hacmi küçük ama zihinde açtığı ufuk çok büyük bir eser. Merhum Prof. Dr. Osman Öztürk, Osmanlı'nın ilk medeni kanunu olan Mecelle'nin o meşhur ilk 100 maddesini, yani "Kavâid-i Külliyye"yi (Genel Hukuk Kuralları), günümüz okurunun anlayabileceği harika bir sadelikte şerh etmiş. Kitabı okurken hukukun sadece mahkeme salonlarına hapsolmuş kuru bir kurallar bütünü olmadığını; aslında niyet, ahlak ve vicdanla şekillenen muazzam bir "hayat rehberi" olduğunu fark ediyorsunuz. "Bir işten maksat ne ise hüküm ona göredir" veya "Beraet-i zimmet asıldır" gibi asırlık kuralların modern hukuktaki yansımalarını görmek gerçekten çok ufuk açıcıydı. Toplamda sadece 80 sayfa olmasına rağmen, her satır arasında durup günümüz olaylarıyla kıyaslamalar yapma ihtiyacı hissediyorsunuz. İçindeki bazı eski Türkçe kelimeler okuma akıcılığını zaman zaman hafif düşürse de yazarın o derin medeniyet felsefesini aktarış biçimi bu durumu tamamen telafi ediyor. Sadece hukuk veya ilahiyat öğrencilerinin değil; geçmişin o köklü ve sıcak adalet anlayışıyla yüzleşmek isteyen herkesin okuması, altını çize çize özümsemesi gereken kıymetli bir başucu kitabı.
Blog yazımı da okumak isterseniz, buyrun:
hknkr.com/mecellenin-kull...
İyi okumalar.
Merhaba,
Daha önce farklı bir baskısını okumuştum eserin.
Yusuf Akçura'nın "Üç Tarz-ı Siyaset"i, raflarda duran tozlu bir tarih kitabı değil; bugün bile üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken bir "hayatta kalma" reçetesi. Osmanlı'nın çöküş sancıları çektiği bir dönemde yazılan bu eser; Osmanlıcılık, İslamcılık ve Türkçülük akımlarını romantizmden uzak, tamamen rasyonel ve eleştirel bir süzgeçten geçiriyor.
Akçura'nın "muhtelif cins ve dinlerin kaynaşması mümkün mü?" sorusu bugün bile güncelliğini korurken ; kitabın sonundaki Ali Kemal ve Ahmet Ferit mektupları dönemin fikir ayrılıklarını harika bir şekilde özetliyor. Özellikle Ali Kemal'in "Siyaset hayaller değil; düpedüz kuvvet ve menfaat meselesidir" uyarısı, bugünün sert ve acımasız dünya düzenini okumak için harika bir mercek sunuyor. "Bugüne nasıl geldik?" sorusuna kafa yoran, dünün tartışmalarıyla bugünün politikalarını anlamlandırmak isteyen herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunmalı. Hacmi küçük ama fikri ağırlığı çok büyük bir eser.
Bloğumda daha ayrıntılı yazdım, okumak isterseniz:
hknkr.com/uc-tarzi-siyase...
İyi okumalar!
Üç Tarz-ı SiyasetYusuf Akçura · Türk Tarih Kurumu · 20182,897 okunma
Merhabalar,
Hacimce küçük ama muhtevaca oldukça derin bir eser. Said Halim Paşa, yüzyıl öncesinden günümüz İslam coğrafyasının içinde bulunduğu çıkmaza adeta ayna tutuyor. Kitap, İslam dünyasının geri kalış nedenlerini yüzeysel bahanelerle değil; zihniyet sorunu, eğitim ve sosyolojik temeller üzerinden açıklıyor. Yazarın körü körüne Batı taklitçiliğini eleştirip kendi öz değerlerimizle yeniden ayağa kalkma çağrısı bugün bile tüm güncelliğini koruyor. Bir çırpıda okunup üzerine uzun uzun düşündürten, tespitleriyle ufuk açan çok kıymetli bir eser diyebilirim.
Daha fazlasını bloğumda yazmıştım:
hknkr.com/islam-dunyasi-n...
iyi okumalar.