• Ebeveynlik hakkında başladığım okumalarımda ilk kitaptır. Bugüne kadar bizlerin büyütülme şekillerinin, anadan-atadan duyma bazı bilgilerin ne kadar da sorunlu olduğunu anlatıyor. Ebeveynliği doğal, yani içten geldiği gibi tanımlıyor. Bir anneye sürekli söylenen onu yapma, bunu yaparsan çocuk şımarır gibi söylemlerin aslında ne kadar yanlış olduğunu ve yeni doğmuş bir bebekte ileriye dönük yaratacağı travmaları anlatıyor. Doğal ebeveynliği 7 maddede açıklıyor.
    1. Bebekle doğumda bağlanmak: bir komplikasyon olmadığı süre normal doğumla bebeğine kavuşan bir annenin yaşayacağı/yaşaması beklenen temel süreçler.
    2. Emzirmek: anne ve bebek arasındaki en temel hissiyat ve ihtiyaç olan emzirmenin kalıplara sokulmadan, belirli bir takvime bağlı kalmadan bebeğin ihtiyaçları doğrultusunda ve sıklıkta gerçekleştirilmesi.
    3. Bebeği askıyla taşımak: Tıpkı maymunlarda olduğu gibi bebekler "sling" denilen kumaşlarla anne tenine temas haline taşınmasının çocukta yaratacağı güven duygusunun altının çizilmesi.
    4. Bebeğe yakın uyumak: bebeğinizle aynı yatakta uyumanın sürekli söylenilen şımartma fikrinin aksine bebekte yarattığı rahatlama ve güvenli bağlanma duygusu.
    5. Bebeğin ağlamasını dikkate almak: son dönemde pek popüler hale gelen bebek eğitimi/uyku eğitimi konusundaki yanlışlar ve bebeğe yetişkin muamelesi yaparak eğitim vermeye çalışmanın yanlışlıkları.
    6. Denge ve sınırları: Tüm doğal ebeveynlik süreçlerinde anne ve babanın kurması denge ve sınırlar nelerdir.
    7. Bebek eğiticilerine dikkat: Size sürekli nasıl iyi bir anne baba olacağınızı söyleyen, yaptıklarınızı eleştiren kişilere karşı nasıl dikkatli olmanız hakkındaki bölüm.
  • M. Kemal Atatürk tarafından aldatılan din adamlarının Kurtuluş Savaşı'ndaki rolü.

    Türk Tarih Kurumu tarafından basılan kitaptan alıntıladığımız bu diyalogtaki itirafı, M. Kemal Atatürk'ün Nutuk'undan da teyit etmek mümkündür...

    M. Kemal Atatürk Nutuk'ta şöyle demektedir:
    "Gerçek, Osmanlı Saltanatının ve Hilâfetin yıkılmış ve ortadan kalkmış olduğunu düşünerek yeni temellere dayanan, yeni bir devlet kurmaktan ibaretti. Fakat durumu olduğu gibi dile getirmek amacın büsbütün kaybedilmesine yol açabilirdi (...)." [9]

    Yani, amacının büsbütün kaybedilmemesi için durumu olduğu gibi dile getirmemiş. Peki durumun aslı neydi?

    Görünürde düşmandan, ancak gerçekte Osmanlı Devleti'nden, Hilafet makamından, Allahu Teala'nin emri olan Şeriat'tan yani kısaca İslam'dan "kurtulmaktır."

    Açıkça yalan söylediğini itiraf ediyor. Bu hainlik değil de nedir?
    Bu durumda Laikliği ve Kemalizmi; "Millet istedi" denilebilir mi?

    Bu hususta bir Hadis-i Şerif konuyu yeterince izah ediyor...

    Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurmaktadır:

    "Müslüman bir halka, Allah'ın görüp gözetmek üzere idâreci kıldığı hiçbir kul yoktur ki, onları aldatıp (zulmetmiş) olduğu halde ölürse muhakkak Allah ona cenneti haram etmiş olmasın." (Buhârî, Ahkâm 8)

    [9] M. Kemal Atatürk, Nutuk, 6. Bölüm: Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Toplanması, 3. Konu: Hükümetin Kurulması.
  • Türk Edebiyatı’nın minimal öykücüsü Ferit Edgü.

    Ferit Edgü Türk edebiyatında kısacık öykü,minik öykü,küçülerek öykü anlamlarına gelen minimal öykülerin en önemli temsilcisidir. Bazen bir paragraf ile bazen ise bir cümle ile minimal öyküler sunar okuyucuya.(bk:Doğu Öyküleri) Betimlemeden uzak,olabildiği kadar yalın ve abartısız bir dil kullanır.Kelimeleri süslemeden onların gerçekliğini mümkün mertebe aktarır. Düş ve gerçeklik arasında kalan okuyucuyu arafta bırakıp okurdan öyküyü kendisinin tamamlamasını ister. Minimal öykülerin olmazsa olmazı şiirsel anlatımı'da üst düzey ve kendine özgü bir şekilde öykülerine yansıtır.

    Giden Bir Kedinin ardından, yukarıda tanımlamış olduğum Ferit Edgü öykücülüğüne tamı tamına uyuyor.
    Ferit Edgü'nün yayınlanmamış öykülerinden oluşan kitap toplam 6 bölümden ibaret. 34 kısa,kısacık öyküler var kitabın içerisinde.
    Her bir bölüm içinde öykülerin genel teması birbirlerinden farklılık gösteriyor.
    "YALNIZLIK, ÖLÜM,KORKU,KAÇMAK,YAŞAM,DÜŞ,GERÇEK" gibi konular ağırlıklı olarak öykülerin teması niteliğinde.
    İçerisinde fazlaca anı bulunduran öyküler bizi bu yönüyle de bir günlük,defter okuyormuş hissiyatına kaptırıyor.
    Ferit Edgü'yle özdeşlemiş şiirsel anlatım öykülerinde ağırlıklı bir şekilde görülüyor.Öykülerin'de kullanmış olduğu dil yalın, betimlemeden ve süslü kelimelerden uzak olduğu için genel olarak akıcı bir şekilde ilerliyor kitap. Kullandığı kelimeleri olduğunca gerçek bir şekilde sunuyor.

    Öyküler'de ayrıca Ferit Edgü sevdiği,etkilendiği yazarlar,şairler ile ilgili düşüncelerinden de bahsediyor.

    Kafka'dan şöyle bahsediyor;
    "O, ölümden çok yaşamdan;yalnızlıktan çok aşktan; sessizlikten çok gürültüden;şeytandan çok Tanrı' dan; anneden çok babadan korkuyordu."

    Dostoyevski ve Rimbaud içinse;
    "Bir gün gelir, yaşamı karşınıza alır, onunla söyleşmeye başlarsınız. Bunun yaşı yoktur. Rimbaud gibi yirmi yaşında da olabilir bu, Dostoyevski gibi altmışında da."

    Son olarak Borges;
    "Borges, doğruyu söylüyordu, çünkü yaşamının son
    yıllarında hiçbir şey görmüyordu."

    Kitap içerisinde Fabılımsı diyebileceğimiz öykülere'de yer veriyor Ferit Edgü.
    Hayvanları insanlara,insanları hayvanlara dönüştürüyor kendi deyimiyle.
    "Örneğin, kelebek, insana dönüşmeden önce:Tutma beni, diye bağırıyordu. Tutma! Kanatlarım elinde kalacak ve ben rengimle birlikte gizimi yitirip canvereceğim o kaba saba ellerinde."

    Kitap'ta en çok beğendiğim öykü kitaba da adını veren Giden bir kedinin ardından hikayesi oldu. Moşe ile Edgü'nün hikayesini okurken her okurun kendine ait duygular bulabileceği düşüncesindeyim.

    Son olarak cümlelerimi kitabın arka kapağıyla bitirmek istiyorum,tüm kitapseverlere tavsiye ederim,öykülü günler :)

    "Bu kitapta anılar var.
    Öyküler var.Denemeler var,
    Eski günler,yeni geceler var.
    İnsanlar var. Hayvanlar var.
    Hayvana dönüşmüş insanlar var.
    Doğu var. Batı var.
    Kısacası ölüm ve yaşam var."
  • Başkalarının gürültüsünü değil, kalbinin fısıltısını dinle...

    Bu hayat yolculuğunda hiç bir karşılaşma tesadüf değildir.Karşınıza çıkan her insan bir nedenden dolayı çıkar. Ya bizi bir yere götürürler, ya bize bir şeyler öğretirler (Hakan Mengüç).
    Evet Hakan Mengüç ve kitabıyla tanışmam tesadüf değil....
    Bize elmas dolu ceplerimizi (kitabın içinde hikayesi yer alıyor) hatırlatıyor. Var olan ama bir sebeple farkında olmadığımız potansiyelimizi gösteriyor; unuttuğumuz ya da hiç tanımadığımız parçamızla tanıştırıyor. Dengeyi anlatıyor.
    Yaşam bir denge sanatıdır... İpi göğüsleyen değil, ipin üzerinde dengede yürüyen yol almış olur diyor. Arayış yolculuğunda olan herkes için rehber bir kitap.
    Hedefin kitabı bir an evvel bitirmek olmasın, anlamak ve içselleştirmek olsun. Ben anlatmaya hazırım, sen de okumaya hazırsan ikimiz için de güzel bir yolculuk yapacağız demektir.
    Ben güzel bir yolculuk yaptım. Umarım sizlerde yaparsınız.

    Hakan Mengüç'ün YouTube'de videoları var. Hatta kitabı da bölüm bölüm okuyor. İster onun sesinden dinleyin, ister kendi sesinizden...
    Çokta güzel Ney üflüyor...
    Kitapta Sazlıktaki zayıf bir kamışın içli bir Neye dönüşünün yolculuğunu anlatıyor. Ney, insana çok benzer, neyin yolculuğu insanın yolculuğuyla örtüşür diyor.
    İyi bir Ney'in olma süreci 3 yılmış.
    Sazlıktaki kamışın Ney yolculuğu:
    1-Ayrılık
    2-Kabuklardan Kurtulma
    3-Kamış Sabrı Öğreniyor
    4-Ney'in içi delinir ve Hiçlik Başlar.
    5-Ahengin Kaynağı
    6-Başpare ve Destar
    7-Kemale Eren Kamış
    Ben Ney'im son sözünden;
    Kalbi güzel insanlar birbirlerini bulurlar, çünkü herkes kendinde olanı çağırır hayatına.
    Kalbi temiz olanın hikayesi mutlu sonla biter.

    Hikayenizin mutlu sonla bitmesi dileğiyle, Keyifli okumalar.
  • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği...

    Yaşamlarımızın her saniyesi sonsuz kere yineleniyorsa, İsa'nın çarmıha çivili olduğu gibi biz de sonsuzluğa çivilenmişiz demektir. Bu, insanı dehşete düşürecek bir olasılık. Sonsuza
    kadar yinelenme dünyasında her attığımız adıma dayanılmaz bir sorumluluğun ağırlığı gelir çöker. İşte Nietzsche,
    Sonsuza Kadar Yinelenme düşüncesine bunun için yüklerin en ağırı demiştir (das schwerste Gewicht).
    Sonsuza Kadar Yinelenme yüklerin en ağırıysa, bizim yaşamlarımız
    bu ağırlığın karşısında göz kamaştırıcı bir hafiflik
    içinde belirmektedir.

    Ebru Ince sayesinde okumuş oldum teşekkürler ablacığım :)

    Tomas ve Tereza'nın hayatlarının akışını değiştiren 6 rastlantı. Hiç birimiz belki farkında değiliz hayatın bizler için neler hazırladığının...

    Tomas hep bir merhamet duygusu için de baktı Tereza ya farklı bedenler farklı işler ne aradığını bilmeyen bir ruh halinde..(Tomas seni hiç sevmediğimi bil )

    Tereza annesine benzemekten korkan bir kadın ...
    Sevdiği erkeğin aldatmalarına sadece kaybetme korkusu yüzden katlanması, peki sevgi yada aşk fedakarlık mıdır? Benim kafamı çok kurcaladı...

    Kitap da en çok beğendiğim bölüm; KARENİN'Nİ GÜLÜMSEYiŞİ kısmı... Hayvan sevgisini o kadar güzel anlatmış ki yazar bende hissederek okudum ve iyiki kitabı yarım bırakmamışım yoksa çok üzülürdüm...


    Tümüyle benliksiz bir aşktı bu; Tereza, Karenin'den bir şey istemiyordu; onu sevdi diye karşılığında, kendisini sevmesini bile beklemiyordu. Üstelik hiçbir zaman kendi kendine; insan çiftlerine yaşamı zehir eden soruları da sormamıştı:
    Beni seviyor mu? Benden daha çok sevdiği bir başkası var mı? Benim sevdiğimden daha çok seviyor mu beni? aşkı ölçmek,sınamak, denemek ve kurtarmak için aşka yönelttiğimiz
    bütün bu sorular belki de her şeyin yanısıra aşkı kısaltmaya da yarıyor. Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz, yani karşımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın, ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey (aşk)
    talep etmemizdir.

    Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği
  • İnceleme yerine içindekiler kısmını bırakıyorum, öyle sanıyorum daha fikir verici ve eğer mümkünse başka bir yayınevi tercih edilmeli. bol yazım hatalı ve çeviri noksanı bir basım.

    İçindekiler

    GİRİŞ
    1. Felsefe Nedir?
    2. Niçin felsefeyi incelemeliyiz?
    3. Hangi felsefeyi incelemeliyiz?
    a) Bilimsel bir felsefe : diyalektik materyalizm
    b) Devrimci bir felsefe : proletaryanın felsefesi
    4. Sonuç: Teori ve pratiği birliği
    BİRİNCİ BÖLÜM: MARKSİST DİYALEKTİK YÖNTEMİN İNCELENMESİ
    BİRİNCİ DERS - DİYALEKTİK YÖNTEM
    1. Yöntem nedir?
    2. Metafizik Yöntem
    a) Nitelikleri
    b) Tarihsel anlamı
    3. Diyalektik yöntem
    a) Nitelikleri
    b) Tarihsel oluşumu
    4. Formel mantık ve diyalektik yöntem
    İKİNCİ DERS - DİYALEKTİĞİN BİRİNCİ İLKESİ ; HER ŞEY BİRBİRİNE BAĞLIDIR (KARŞILIKLI ETKİ YASASI VE EVRENSEL BAĞLANTI YASASI)
    1. Bir örnek
    2. Diyalektiğin birinci ilkesi
    3. Doğada
    4. Toplumda
    5. Sonuç
    Kontrol Soruları
    ÜÇÜNCÜ DERS - DİYALEKTİĞİN İKİNCİ İLKESİ ; HER ŞEY DURUM DEĞİŞTİRİR (EVRENSEL DEĞİŞME VE KESİNTİSİZ GELİŞME YASASI)
    1. Bir örnek
    2. Diyalektiğin ikinci ilkesi
    3. Doğada hareket
    4. Toplumda
    5. Sonuç
    Kontrol Soruları
    DÖRDÜNCÜ DERS - DİYALEKTİĞİN ÜÇÜNCÜ İLKESİ ; NİTEL DEĞİŞİKLİK
    1. Bir örnek
    2. Diyalektiğin üçüncü ilkesi
    3. Doğada
    4. Toplumda
    5. Sonuç
    Gözlemler
    Kontrol Soruları
    BEŞİNCİ DERS - DİYALEKTİĞİN DÖRDÜNCÜ İLKESİ ; ZITLARIN SAVAŞIMI (I)
    1. Zıtların savaşı değişikliklerin motor gücü
    2. Diyalektiğin dördüncü ilkesi
    3. Çelişkilerin nitelikleri
    a) Çelişki içtendir
    b) Çelişki yenileştiricidir
    c) Zıtların birliği
    Kontrol Soruları
    ALTINCI DERS - DİYALEKTİĞİN DÖRDÜNCÜ İLKESİ ; ZITLARIN SAVAŞIMI (II)
    1. Çelişkinin evrenselliği
    a) Doğada
    b) Toplumda
    2. Uzlaşmaz karşıtlık ve çelişki
    3. Zıtların savaşı, düşüncenin motor gücü
    Kontrol Soruları
    YEDİNCİ DERS - DİYALEKTİĞİN DÖRDÜNCÜ İLKESİ ; ZITLARIN SAVAŞIMI (III)
    1. Çelişkinin özel niteliği
    2. Evrensel ve özgül ayrılmazlar
    3. Baş çelişki, ikincil çelişki
    Sonuç:
    4. Çelişkinin başlıca yönü ve ikincil yönü
    5. Çelişki üzerine genel sonuçlar : Prudonculuğa karşı Marksizm
    Kontrol Soruları

    İKİNCİ BÖLÜM: MARKSİST FELSEFİ MATERYALİZMİN İNCELENMESİ
    SEKİZİNCİ DERS - MATERYALİST DÜNYA ANLAYIŞI NEDİR?
    1. "Materyalizm" sözcüğünün iki anlamı
    2. Madde ve ruh
    3. Felsefenin temel sorunu
    4. "İdealim" sözcüğünün iki anlamı
    5. Materyalizm ve idealizm teoride olduğu kadar pratikte de birbirinin karşıtıdır
    6. Marksist felsefi materyalizm üç temel çizgi ile ayırt edilir
    Kontrol Soruları
    DOKUZUNCU DERS : MARKSİST MATERYALİZMİN BİRİNCİ İLKESİ ; DÜNYANIN MADDİLİĞİ
    1. İdealist yaklaşım
    2. Marksist ankayış
    3. Madde ve hareket
    4. Doğal zorunluluk
    5. Marksizm ve din
    6. Sonuç
    Kontrol Soruları
    ONUNCU DERS - MARKSİST MATERYALİZMİN İKİNCİ İLKESİ ; MADDE BİLİNÇTEN ÖNCEDİR
    1. Yeni idealist hile
    2. Marksist anlayış
    3. Düşünce ve Beyin
    4. Bilincin iki derecesi
    5. Sonuç
    Kontrol Soruları
    ON BİRİNCİ DERS - MARKSİST MATERYALİZMİN ÜÇÜNCÜ İLKESİ ; DÜNYA TANINABİLİR
    1. İdealizmin son sığınağı
    2. Marksist anlayış
    3. Göreli gerçek ve mutlak gerçek
    4. Teori ve pratiğin birliği
    Kontrol Soruları

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: DİYALEKTİK MATERYALİZM VE TOPLUMUN MANEVİ YAŞAMI
    ON İKİNCİ DERS - TOPLUMUN MANEVİ YAŞAMI MADDİ YAŞAMININ YANSIMASIDIR
    1. Bir örnek
    2. İdealist açıklamalar
    3. Materyalist diyalektik tez
    4. Sonuç
    Kontrol Soruları
    ON ÜÇÜNCÜ DERS - TOPLUMSAL YAŞAMDA FİKİRLERİN ROLÜ VE ÖNEMİ
    1. Bir örnek
    2. Kaba materyalizmin yanılgısı
    3. Diyalektik materyalist tez
    4. Sonuç
    Kontrol Soruları
    ON DÖRDÜNCÜ DERS - BİLİMSEL SOSYALİZMİN ŞEKİLLENMESİ, ÖNEMİ VE ROLÜ
    1. Marksizmin üç kaynağı
    2. Ütopik sosyalizm
    3. Bilimsel sosyalizm
    4. Bilimsel sosyalizmin rolü
    5. Sonuç
    Kontrol Soruları

    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: TARİHSEL MATERYALİZM
    ON BEŞİNCİ DERS - ÜRETİM ; ÜRETİCİ GÜÇLER VE ÜRETİM İLİŞKİLERİ
    1. Toplumun maddi yaşam koşulları
    2. Üretim tarzı
    3. Üretimi araçlarının mülkiyeti
    4. Üretim tarzının değişimi ve toplumlar tarihinin anahtarı
    5. Sonuç
    Kontrol Soruları
    ON ALTINCI DERS - ÜRETİM İLİŞKİLERİ İLE ÜRETİCİ GÜÇLERİN NİTELİĞİ ARASINDA GEREKLİ UYGUNLUK YASASI
    1. Üretici güçler, üretimin en hareketli en devrimci öğesidir
    2. Üretim ilişkilerinin üretici güçler üzerindeki karşı etkisi
    3. Gerekli uygunluk yasası
    4. İnsan eyleminin rolü
    Kontrol Soruları
    ON YEDİNCİ DERS - KAPİTALİZMDEN ÖNCE SINIF SAVAŞIMLARI
    1. Tolplumun kökenleri
    2. Sınıfların çıkışı
    3. Köleci ve feodal toplumlar
    4. Burjuvazinin gelişimi
    Kontrol Soruları
    ON SEKİZİNCİ DERS - KAPİTALİST TOPLUMUN ÇELİŞKİLERİ
    1. Kapitalist üretim ilişkileri : kapitalist üretim ilişkilerine özgü çelişkiler
    2. Kapitalist toplumda gerekli uygunluk yasası
    3. Proleteryanın sınıf savaşı, üretim ilişkileri ile üretici güçler arasındaki çelişkiyi çözme yöntemi
    4. Sonuç
    Kontrol Soruları
    ON DOKUZUNCU DERS - ÜSTYAPI
    1. Üstyapı nedir?
    2. Üstyapı temel tarafından oluşturulur
    3. Üstyapı aktif bir güçtür
    4. Üstyapı doğrudan doğruya üretime bağlı değildir
    5. Sonuç
    Kontrol Soruları
    YİRMİNCİ DERS - SOSYALİZM
    1. Üretim ve paylaşım
    2. Sosyalizmin ekonomik temeli
    3. Sosyalizme geçişin objektif koşulları
    4. Sosyalizmin temel yasası
    5. Sosyalizme geçişin subjektif koşulları
    6. Sonuç
    YİRMİ BİRİNCİ DERS - SOSYALİZMDEN KOMÜNİZME
    1. Komünist toplumun ilk aşaması
    2. Komünist toplumun üst aşaması
    3. Sosyalizmde üretici güçler ve üretim ilişkileri
    4. Sosyalizmden komünizme geçişin koşulları
    5. Sonuç
    Kontrol Soruları