Pakize Nur Güvenç

Pakize Nur Güvenç
@6Png41
Üniversite- Mezun
Kocaeli
Ankara
Haziran 2026 tarihinde katıldı
Anlar gibi olmuştum; yetmişüç'te bir cuma!
Kâinatın sabit oranlı bir “ontolojik sabite matrisi” ve değişmez bir kozmolojik korelasyon düzeni olduğu varsayımından hareketle; biz insan öznesi ise bu yapıyı, kognitif görecelilik, nörofenomenolojik filtrelenme, algısal seçicilik yanlılığı ve psikodinamik temsil deformasyonları üzerinden sürekli yeniden kodlayan bir “epistemik kırılma aygıtı” gibi işleriz. Böylece dış dünyanın invariantsal (değişmez) oranları, zihnin semiyotik mutasyon kapasitesi, bilişsel çarpıtma mekanizmaları ve hermeneutik çoğulluk üretimi sayesinde, bireysel bilinç katmanlarında farklılaşır; her farklılaşma ise “gerçeklik” adı verilen şeyin yalnızca öznel bir fenomenolojik yorum varyantı olarak yeniden inşasına yol açar. Bu süreçte anlam dediğimiz olgu; dış dünyanın mutlak sabitliğinden değil, öznenin kognitif plastisite düzeyi, algısal entegrasyon eşiği ve psikiyatrik-topolojik bilinç örgütlenmesi içindeki dalgalanmalardan doğan bir tür “bilişsel kümülatif illüzyonizasyon” ürünüdür. Dolayısıyla hakikat, tekil ve sabit bir yapı olmaktan ziyade; sürekli yer değiştiren, nörolojik temsil ekonomileri ile fenomenolojik anlam rejimleri arasında salınan, çok katmanlı bir “epistemik rezonans alanı”na dönüşür.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Pelin Batu gibiyim ve katatonik depresyonum; doldum, boşaldım, peymane miyim? Bir, iki, üç… solipsizm semptomları: stupor, mutizm, postür alma, negativizm, manierizm, ekolali, ekopraksi, balmumu esnekliği, amaçsız ajitasyon, komutlara uymama, beslenmeyi reddetme. Sadece bu sıralar mı, neylerse güzel eyliyor? Elbet göklerden gelen güzel bir karar var. Dante gibi ortasındayız ömrün; kime göre Dante, neye göre orta? Çift şekerli canan! Anlayacağın, ne gelebiliyorum ne gidebiliyorum bu medcezirde; denizlere de saygı duymuyorum. “Sen kim ayırabilir safımızı?” diyorsun ve başka bir şairden ekliyorsun: “pek bağla aşkın zincirini.” Felsefeden bir kavram: kümülatif birikemiyorum. Ego, süperego, G'İD'in!
Felsefenin ontoloji, siyaset, mantık gibi şanlı kolları varken neden estetik ve sanatla ilgilendiğimi sormuştu birkaç kişi. Çünkü çoğu insan sanatla ilgilenmenin zengin hobisinden öte bir şey olmadığını düşünüyor. Öyle ya iyi bir resim ya da heykel ancak ev dekore edebilir. Hala görüyorum bazen yorumlarda “hakikatin peşindeysen, hakikati araştırıyorsan…” şeklinde başlayan ve sanatın hakikatini küçümseyen ifadeler. Ben sanırım kendimi anlatamadım. Hakikat denen bir şey olmadığı ve hayatta katlanabilmenin en iyi yolu sanat olduğu için sanatla ilgileniyorum. Tarkovsky’nin sevdiğim bir sözü var, “Dünya mükemmel olmadığı için sanat vardır.” demişti. Bu sanat 15. yüzyılda resim ve heykeldi. Şimdi ise sinema, şiir, müzik, edebiyat… Yol değişebilir ama örtülü amaç hep aynı diye düşünüyorum. Yaşamı anlamak ve katlanmak. Hakikatperest değilim. Sonsuz deneyim ufukları var benim için yalnızca. Ben bir müzik dinlerken veya bir film izlerken o nesne öznede nasıl bu etkiyi yaratıyor; nasıl özneyi ele geçiriyor; nasıl bazı şeyler bizi büyülerken diğerleri sıradan geliyor; nasıl ortaya haz duygusunu ortaya çıkartıyor ve nasıl kendine yeni bir gerçeklik yaratabiliyor bunları merak ediyorum. Sanat yapıtını ve estetik deneyimi anlamaya çalışıyorum. Anlayayım ki tüm dünya deneyimim tıpkı sanat deneyimim gibi estetikleşsin, yürümek dahi dans etmek kadar zevk versin istiyorum. Sonsuzun değil; yaşamın peşindeyim.🌱 -Pelin Dilara Çolak
"Önemli olan önemli olan şeyleri önemli tutmaktır." -Pelin Dilara Çolak