sudan sebeplerle ölmek isteyen ya da ölme arzusu tam olarak açıklanmamış bir karakterin ölüm, toplum, partner gibi temel konular üstündeki duygu ve düşüncelerini yine ölüm isteğindeki yüzeyselliği ile ifade etmesini okumak çoook sıkıcıydı. kitapta ölmeyi yeğleyen kişilere ''hayat süper!'' motivasyonu da verilmeye çalışılıyor fakat ölümü ciddi şekilde düşünen biri, bu kadar sığ bir karakter ile nasıl bağdaşıp da motivasyonu kendine alır? pek anlamış değilim.
haklı olan kişi en güçlü olandır. bu durumda bir paradoks söz konusu, en korkak olanlar aynı zamanda en cesurlar çünkü fikirlerini herkese empoze edebiliyorlar.
birlikte akvaryumdaki balıklar gibi yaşadık: ihtiyacımız olduğunda bize yem attıkları ve canımız istediğinde camın öte yanındaki dünyayı görebildiğimiz için hayatımızdan hoşnuttuk.