Karanlığı dert edenlerden değiliz biz.İnsan kendi etinden,kendi kanından rahatsız olur mu?Bakışların,ruhun,yüreğin yeterince karanlıksa dıştaki karanlık nerede bitmiş,seninki nerede başlamış bir önemi kalır mı?Karanlıkta dalmaz mısın en derin uykuya?O uykuda bulmaz mısın huzuru,şifayı?Bir adın bile yokken,güvenle sarıp sarmalanmış halde hayata akmayı beklerken ananın rahmi de karanlık değil miydi?Ve her şeyin sonunda yine kara toprağa sığınmayacak mısın?Etlerin lime lime dökülürken mezarının karanlığı korumayacak mı artık işe yaramaz bedenini?
Saygın bir bilim dergisinde bizi virüslerle kıyaslayan bir makale gözüme çarpmıştı. "Her iki tür de,üzerinde yaşadığı,beslendiği organizmayı,öldürene kadar sömürür."diye yazıyordu.