“Faşist devletin en temel koşullarından birisi, “tek partili” bir yapının oluşturulmasıdır. Tek partili yapı, devlet erkini tamamen ele geçirebilmenin, tüm diğer projeleri, farklı düşünceleri diğer bir ifadeyle muhalefeti bastırabilmenin hatta yok edebilmenin tek yoludur. İkinci olarak, “parti ile devlet bütünleştirilir” . Tüm devlet görevlerine faşist parti üyeleri atanarak, devletin tüm işlevleri partiye aktarılarak, parti ideolojisi ile devlet ideolojisi aynılaştırılarak adeta parti devlet içinde ayrı bir devlet haline getirilip, yasama ve yürütmenin dışında yargı da partinin tekeline alınır.
Bireye ve bireyciliğe açıkça düşman olan faşizm, bireyi kendi başına bir değer olmaktan uzaklaştırarak onu toplumun organik bir parçası haline getirmeye çalışır. Bunu, devlet ile bütünleşmiş parti aracılığıyla, eğitimden güzel sanatlara, edebiyattan eğlence biçimlerine kadar sivil hayatın tüm alanlarına nüfuz ederek tek tip yaşayan, tek tip düşünen, tek tip eğlenen insanlardan oluşmuş, total bir toplum yaratarak gerçekleştirir. Böylece, tüm toplum, dış etkilerden uzak tutularak, kontrol altındaki basının verdiği süzülmüş ve değiştirilmiş haberlerle bilgilendirilerek, devlet-parti tarafından sürekli denetlenebilecektir...”