Burada, şimdiye kadar genellikle tek geçerli biçim olarak kabul edilenle doğrudan doğruya çelişen bir dizi aile biçimiyle karşılaşıyoruz. Geleneksel düşünce, yalnızca tekeşli evliliği, bunun yanı sıra bir erkeğin çokkarılılığını, olsun olsun bir kadının çokkocalılığını biliyor ve ahlakçı bir cahile yakışır biçimde davranıp pratiğin, resmî toplumun buyurduğu bu sınırları sessizce ama utanmadan ihlal ettiği konusunu susarak geçiştiriyor. Buna karşılık, ilkel durumların incelenmesi bizi erkeklerin çokkarılılık, kadınların da çokkocalılık yaşadığı ve bu yüzden ortak çocukların da eşlerin hepsine birden ait kabul edildiği durumlara götürüyor; bu durumlar da yine tekeşli evlilikle birlikte tamamen ortadan kalkana dek, bir dizi değişiklikten geçmişlerdir. Bu değişiklikler, ortak evlilik bağının kapsadığı ve başlangıçta çok geniş olan çemberin gitgide daraldığı ve sonunda yalnızca, bugün hakim olan tekeşli çifte yer verecek tarzda gerçekleşmişlerdir.
Morgan böylelikle, ailenin tarihini geriye doğru kurarken, bir kabile içinde sınırlanmamış cinsel ilişkinin hüküm sürdüğü, öyle ki her kadının her erkeğe ve her erkeğin her kadına eşit ölçüde ait olduğu bir ilk durum hakkında meslektaşlarının çoğunluğuyla görüş birliğine varıyor.