Altschmerz

Altschmerz
@ACan4
18 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Asıl önemli olan, kölelerin aileye dahil edilmesi ve baba tahakkümüdür; bu yüzden bu aile biçiminin en mükemmel tipi Roma ailesiydi. Familia sözcüğü başlangıçta, günümüz küçük burjuvasının duygusallıktan ve aile çekişmelerinden oluşturduğu ideale işaret etmez; Romalılarda, başta bu evli çiftle ve çocuklarıyla bile değil, yalnızca kölelerle ilişkilidir. Famulus ev kölesi demektir ve familia bir adama ait kölelerin toplamı anlamına gelir.
Sayfa 44·Kitabı okudu
Reklam
Ayrıca Bachofen, ''ortak evlenme'' ya da ''bataklık çiftlenmesi'' adını verdiği şeyden tekeşli evliliğe geçişin esasen kadınlar yoluyla gerçekleştiğini öne sürerken kesinlikle haklıdır. Ekonomik yaşam koşullarının gelişmesiyle, yani eski komünizmin sarsılmasıyla ve nüfus yoğunluğunun artışıyla birlikte, geleneksel cinsel ilişkiler eski orman-kökenli naif karakterlerinden ne kadar uzaklaştıysalar, kadınlara karşı bir o kadar aşağılayıcı ve baskıcı davranmaya başladılar; kadınlar da bir tür kurtuluş olarak inatla bekâreti koruma, yalnızca bir erkekle bir süreliğine ya da kalıcı olarak evlenme hakkını istemeye başladılar. Erkekler gerçek grup evliliğinin güzelliklerinden vazgeçmeyi akıllarına bile getirmezdi, bu ilerleme sırf bu sebeple bile erkeklere bağlanamazdı. Ancak kadınlar tarafından çiftlenme evliliğine geçiş yapıldıktan sonradır ki, erkekler katı bir tekeşliliği uygulayabildiler. Elbette yalnızca kadınlar uğruna.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Burada, şimdiye kadar genellikle tek geçerli biçim olarak kabul edilenle doğrudan doğruya çelişen bir dizi aile biçimiyle karşılaşıyoruz. Geleneksel düşünce, yalnızca tekeşli evliliği, bunun yanı sıra bir erkeğin çokkarılılığını, olsun olsun bir kadının çokkocalılığını biliyor ve ahlakçı bir cahile yakışır biçimde davranıp pratiğin, resmî toplumun buyurduğu bu sınırları sessizce ama utanmadan ihlal ettiği konusunu susarak geçiştiriyor. Buna karşılık, ilkel durumların incelenmesi bizi erkeklerin çokkarılılık, kadınların da çokkocalılık yaşadığı ve bu yüzden ortak çocukların da eşlerin hepsine birden ait kabul edildiği durumlara götürüyor; bu durumlar da yine tekeşli evlilikle birlikte tamamen ortadan kalkana dek, bir dizi değişiklikten geçmişlerdir. Bu değişiklikler, ortak evlilik bağının kapsadığı ve başlangıçta çok geniş olan çemberin gitgide daraldığı ve sonunda yalnızca, bugün hakim olan tekeşli çifte yer verecek tarzda gerçekleşmişlerdir. Morgan böylelikle, ailenin tarihini geriye doğru kurarken, bir kabile içinde sınırlanmamış cinsel ilişkinin hüküm sürdüğü, öyle ki her kadının her erkeğe ve her erkeğin her kadına eşit ölçüde ait olduğu bir ilk durum hakkında meslektaşlarının çoğunluğuyla görüş birliğine varıyor.
Sayfa 16·Kitabı okudu
''Aile'' diyor Morgan, ''etkin unsurdur; asla durağan değildir, toplum alt bir koşuldan daha yüksek bir konuma ilerledikçe o da alt bir biçimden daha yüksek bir biçime doğru ilerler. Buna karşılık, akrabalık sistemleri edilgindir; yalnızca uzun zaman aralıklarında ailenin zamanın akışı içinde yaptığı ilerlemeyi kaydeder ve ancak aile kökten değiştikten sonra kökten değişir.''
Sayfa 15·Kitabı okudu
8/10
·236 syf.··
2020 1. kitabı
·
29 günde okudu
·
Okunma: 28 Temmuz 2020 17:38
Kitap kesinlikle aile ve özel mülkiyetin tarihi ile ilgili çok ciddi detayları barındırıyor. Genel bir bakışla insanlık yaşantısının günümüz dünyasına evrilmesi sürecindeki en önemli yol ayrımları bu kitapta mevcut. Bu yüzden kitabı herkesin okumasını tavsiye etmiyorum. Daha doğrusu gerçekten konu hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin okumasını tavsiye ediyorum aksi takdirde kitaptan sıkılmanız çok uzun sürmeyecektir. Şüphesiz kitabın değindiği her konu önemli ve ufuk açıcı ancak ailenin tarihi ile ilgili bahsedilenler kesinlikle kitabın en can alıcı noktasını oluşturuyor. Engels ataerkinin yükseliş tarihini aktarırken kadınlara karşı oluşan değersizleştirme hatta köleleştirme politikalarını eleştirmeden bırakmıyor. En çok da özel mülkiyetin erkeklerin eline geçmesiyle yani bir nevi kapitalizmin başlangıcıyla kadınların eski saygınlıklarını, erkeklerin ise eski ''pasifliklerini'' kültürel değişim süreciyle kaybettiklerini anlatan Engels, erkeklerin toplumdaki yükselişlerini de bu konuya bağlıyor. Dahası eski komünal yaşantıyı anlatırken kapitalist düzene geçiş sürecindeki detayları bir kapitalizm eleştirisi olarak sunuyor. Galiba bu kitapla ilgili kafa karıştıran noktalardan biri devlet yapısının ortaya çıkışı konusunda ilk devlet yapılanmasının görüldüğü uygarlık olan Sümerler yerine Yunanistan'ın ( Atine Devleti) incelenmesi. Aslında bu konuda bir kafa karışıklığı yaşanmasına gerek yok. Engels'in, devletin çıkışını aslında soyların oluşturduğu kabileler ve zamanla bu kabilelerin birbirleriyle olan kültürel etkileşimi sonucunda ihtiyaç duyulan yasaları yürürlüğe sokan bir zümrenin ortaya çıkmasıyla ilişkilendiriyor. Bu zümre aristokratlardır. Kaldı ki aristokrasi kelimesi ilk defa Atina'da ortaya çıkmıştır. Yani Engels'in Yunanistan'ı incelemesindeki asıl amaç
Ailenin Özel Mülkiyetin ve Devletin KökeniFriedrich Engels · İş Bankası Kültür Yayınları · 20191,685 okunma
Reklam