Aslı Filizci

Puan vermedi·280 syf.··
2019 43. kitabı
Eskiden çiftlik olan ama artık hurdalık olarak kullanılan Kriket Çiftliği'nde bir ceset bulunuyor. Çiftliğin sahibi Eli, çiftliğe girilmesinden şikayetçi. İşleri yokuşa sürüyor. Olayı aydınlatmaya çalışan dedektifimiz Jessica Campell, kadın dedektif olmanın zorlukları ile karşı karşıya bir cinayet çözmeye çalışıyor. Ve bir düzine, öyle ya da böyle birbirleri ile bağlantılı insan topluluğu. Kitap konu olarak güzel olsa da katili tahmin etmek işin büyüsünü kaçırıyor.
Çiftlikteki CesetAnn Granger · Minval Yayınevi · 201747 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·312 syf.··
2019 44. kitabı
Bir çok kişi zaten konuyu biliyor, lise öğrencisi Hannah Baker intihar ediyor. Geriye 13 tane neden içeren 13 kaset bırakıyor. Ve kasetlerin içerisindeki kişilerde sırası ile iletilmesini sağlayarak; neye neden olduklarını, yaptıklarının bir sonucu olduğunu göstermek istiyor. Çok çok çok etkileyici bir dizi ve kitap olup, herkese öneririm.
Ölmek İçin On Üç SebepJay Asher · Artemis Yayınları · 20184,095 okunma

Aslı Filizci

, bir kitap okudu
Puan vermedi·312 syf.··
2019 44. kitabı
Jay Asher
7.4/10 · 4.095 okunma
Gözleri parlamaya başladı. Bütün engelleri aşmakta olduğunu biliyordum. O anda, elimin birini çektim. Bir bardak alarak masanın hemen kenarına koydum. ‘Düşecek,’ dedi. ‘Doğru. Ben de senin o bardağı düşürmeni istiyorum.’ ‘Bardağı kırayım mı yani?’ ‘Evet, kır o bardağı. Görünüşte basit, ama hiçbir zaman anlayamayacağımız korkuları da içeren bir hareket. Sıradan bir bardağı kırmakta ne kötülük olabilir- bunu hepimiz en az bir iki kez yapmışızdır, değil mi?’’ ‘Bardağı kırayım mı?’ diye yineledi. ‘Neden pek?’ ‘Bazı nedenler sıralayabilirim. Ama aslında yalnızca kırmış olmak için.’ ‘Senin yerine mi?’ ‘Tabi ki hayır.’ Masanın kenarında duran bardağa bakıyordu- her an düşebileceğinden kaygılı. ‘Senin de çok iyi bildiğin gibi bu bir geçiş anı’ demek geçti içimden. ‘Yasak olan şey. İnsan, bile bile bardak kırmaz. Bir lokantada ya da kendi evimizde, bardakları masanın kenarına koymayız. Kafamızın içindeki dünya bizi, bir bardağı düşürüp kırmamak için dikkat etmeye zorlar. Bu arada, kaza ile bir bardak kıracak olsak, bunun aslında hiç de önemli olmadığının farkına varırız, diye düşündüm. Garson ‘Önemli değil,’ der; ayrıca, kırılan bardağın hesaba ilave edildiğini şimdiye kadar hiç görmedim. Bardak kırmak, yaşamımızın bir parçasıdır ve bunun için lokantada kendimizi hiç suçlamayız.’ Elimin içiyle masaya vurdum. Bardak titredi, ama düşmedi. ‘Dikkat’!’ dedi, içgüdüsel olarak. ‘Kır şu bardağı,’ diye üsteledim. ‘Kır şu bardağı,’ diye düşündüm içimden. ‘Çünkü simgesel bir hareket bu. Benim kendi içimde bardaktan daha önemli şeyler kırdığımı, bunu yapmaktan da mutu olduğumu anlamaya çalış. Kendi içinde yürüttüğün savaşımı düşün ve şu bardağı kır. Analarımız babalarımız bize bardaklara ve bedenlere özen göstermeyi öğrettiler. Çocukluk tutkularımızın olanaksız olanın alanına girdiğini,
1000Kitap