O zamanlar mutlu cehaletimle gönlümü, hevesli ve özlem dolu göğsümü dolduracak, tatmin edecek birçok zevki bulacağımı sandığım o bilinmeyen dünyaya açılmak isterdim. Şimdi ise o engin dünyadan dönüyorum. (Ah dostum, hem de ne boşa çıkmış ümitlerle, ne yıkılmış planlarla dönüyorum!)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"yolunun üstündeki dağı aşmak zorundaki yolcu gibi, yılmamalı insan. Elbette o dağ olmasaydı, yol çok daha rahat ve kısa olurdu; ama madem dağ var, o zaman onu aşmak gerek!"
Bu dünyada her şey bir saçmalığa dayanır; kendi tutkusu, ihtiyacı dışında, başkalarına yaranmak, para kazanmak, şan şeref ya da benzer şeyler uğruna çalışan insan her zaman budaladır.
Denir ki, Bolonya taşını güneşe koyunca, güneş ışınlarını çeker, geceleyin de bir süre ışıldarmış. O delikanlı da benim için öyleydi. Gözlerinin onun yüzünde, yanaklarında, düğmelerinde ve yakasında iz bıraktığı duygusu, bütün bunları benim gözümde öyle kutsal, öyle değerli hale getirdi ki!
Kalpte kendiliğinden filizlenen küçük sevinçleri yok etmek için şiddet kullanan kimselere lanet olsun. Dünyanın hiçbir armağanı, hiçbir lütfu, bir zalimin kıskanç huzursuzluğunun zehrettiği bir anlık zevkin yerini tutamaz.