DİJİTAL LABİRENT
Mert, yeni taşındığı şehirde çevre edinmek için birkaç farklı uygulamadan üç farklı kişiyle yazışıyordu: Deniz (sanatsever bir mimar), Eda (doğa tutkunu bir veteriner) ve Selin (sıkı bir polisiye okuru).
Bir akşam iş çıkışı yorgun argın eve geldiğinde, telefonuna üst üste bildirimler düştü. Kahvesini yudumlarken hızlıca cevap vermeye başladı. Ancak dikkati dağınıktı.
İlk Hata: Deniz’e (mimar olan), "Bugün klinikte çok vaka var mıydı, yoruldun mu?" diye sordu. Deniz’den gelen cevap kısa ve netti: "Mert, ben bina çiziyorum, kedi tedavi etmiyorum. Hatlar karıştı galiba?"
İkinci Hata: Paniğe kapılan Mert, durumu toparlamak için Eda’ya yazmak isterken Selin’e (polisiye okuru) gitti: "Hafta sonu o sergiye mutlaka gidelim, modern sanat konuşuruz." Selin’in cevabı gecikmedi: "Sergi mi? Ben yeni çıkan seri katil romanını okuyacağız sanıyordum. Sanırım senin 'modern sanatın' başka bir pencerede kalmış."Mert, telefonun ekranına yansıyan o üç noktaya bakarken derin bir iç çekti. "Her şeyi mahvettim," diye düşündü. Ama sonra, dürüstlüğün en iyi kaçış yolu olduğuna karar verip riskli bir hamle yaptı.
Üçüne de aynı anda, ama bu sefer doğru pencerelere şu mesajı gönderdi:
"Çok özür dilerim. Şehirde yeni olduğum için herkesle tanışıp çevre edinmeye çalışırken tam bir dijital sakarlık yaptım. Mesajları karıştırdım. Eğer bu komik hatamı affederseniz, kendimi affettirmek için bir kahve ısmarlamak isterim. Tabii eğer hâlâ mimar, veteriner ve okur olduğunuzdan eminsek! :)"
Sonuçlar beklediği gibi olmadı ama şaşırtıcıydı:
Selin (Polisiye Okuru): "Bu karmaşa tam bir 'suç mahalli' gibiydi ama itirafın orijinaldi. Kahveyi içeriz ama hesabı 'suçlu' öder."
Deniz (Mimar): "Dürüst olman güzel ama ben planlı insan severim Mert. Mimari hatası olan binalar çöker. Sana bol şans!"