Son Yağmurun Altındaki Sessiz Sözleşme
O gün gökyüzü, sanki olacakları biliyormuş gibi kurşuni bir renge bürünmüştü. İkimiz de yolun sonuna geldiğimizi biliyorduk, ama bunu dile getirmek için ikimizin de sevdiği o eski parka gitmeyi bekledik. Ne bağırış çağırış vardı ne de suçlamalar. Sadece, yaşanmış güzel günlere duyulan derin bir saygı...
Birlikte son kez o banka oturduğumuzda, hafif bir çiseleme başladı. Cebinden küçük, kurutulmuş bir papatya çıkarıp avucuma bıraktın ve dedin ki:
"Bazı hikayeler bitmek için yazılır, ama bu onları daha az değerli yapmaz. Gidiyorum, ama seni sevdiğim o ilk halini hep bir emanet gibi kalbimde saklayacağım."
Ayrılık o an bir kopuş değil, iki yabancının birbirine en içten dileklerini sunduğu bir törene dönüştü. El sıkıştık; bu ne bir "hoşça kal"dı ne de bir "elveda". Sadece, "birbirimizde bıraktığımız izler için teşekkürler" demekti. Ben sağa, sen sola yürüdün. Yağmur şiddetlendi ama içimdeki o son bakışın sıcaklığı beni üşütmedi.ALINTI