SEMRA

SEMRA
@ARMES33
Kendi dünyası içinde mutlu olan , içinden geldiği gibi konuşan..
Öğretmen
Lisans
Mersin
İstanbul, 9 Eylül
22 okur puanı
Nisan 2026 tarihinde katıldı
Ne mi kaldı elimde ? Kırılmış hevesler ,Yarım kalmış hayaller ve yanlızlığa esir bir hayattt......
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kimseyi mükemmel olduğu için sevmezsin sen sevince O mükemmel olur.
Konuşuyoruz ama Anlaşamıyoruz
Eray ve Selin, akşam yemeğinde karşılıklı oturuyorlardı. Masada her şey kusursuz görünüyordu: taze ekmek kokusu, hafif bir müzik ve özenle hazırlanmış yemekler. Ancak aralarındaki sessizlik, odadaki müzikten daha yüksek sesliydi. "Günün nasıl geçti?" diye sordu Eray, gözlerini tabağından ayırmadan. Selin derin bir nefes aldı. "Yorucuydu. İş yerindeki o projeyi biliyorsun, yine her şey üst üste geldi. Kendimi çok bunalmış hissediyorum." Eray hemen atıldı: "Bence o kadar büyütmemelisin. Planlı çalışırsan her şey yetişir. İstersen sana bir Excel tablosu yapalım, önceliklerini sıralarsın." Selin kaşığını yavaşça masaya bıraktı. "Ben plan istemiyorum Eray. Sadece... yorulduğumu ve biraz desteğe ihtiyacım olduğunu söylüyorum." "E ben de destek oluyorum işte, çözüm sunuyorum!" dedi Eray, sesindeki şaşkınlığı gizleyemeyerek. "Neden her yardım teklifimi bir saldırı gibi algılıyorsun?" Selin başını iki yana salladı. "Mesele yardım etmen değil. Mesele, ben 'canım yanıyor' dediğimde senin bana 'yara bandının markasını' anlatman. Ben duyulmak istiyorum, sen ise dosya kapatmak istiyorsun. Konuşuyoruz Eray, kelimeler havada uçuşuyor ama bir türlü aynı noktada buluşamıyoruz." Eray sustu. Selin’in kastettiği şey bir mantık problemi değil, bir duygu paylaşımıydı. O an anladı ki; aynı dili konuşmak için kelimeler yetmiyordu, bazen sadece susup karşıdakinin kalbindeki yorgunluğu hissetmek gerekiyordu. O akşam yemekten sonra Eray çözüm üretmeyi bıraktı. Sadece yanına oturdu ve "Anlıyorum, gerçekten zor bir gündü," dedi. İlk kez o akşam, kelimeler azalırken anlaşmak çoğalmıştı. Bu hikayeyi derinleştirmemi isterseniz bana şunları söyleyebilirsiniz: Hikayenin sonunu değiştirelim mi? (Daha dramatik veya daha umutlu?) Karakterlerin mesleklerini veya ilişkilerini (arkadaş, kardeş, iş ortağı)
GİTTİ,,,
Odanın içindeki sessizlik, dışarıdaki sağanaktan daha gürültülüydü. Masanın üzerinde duran iki kahve fincanından birinden hâlâ dumanlar yükselirken, diğeri çoktan soğumuştu—tıpkı aralarındaki o son konuşma gibi. "Gitmek zorundayım," demişti adam, sesi bir fısıltıdan farksızdı. Kadın, pencerenin buğusuna parmağıyla belirsiz şekiller çizerken sadece başını sallayabildi. Kelimeler boğazında birer cam kırığı gibi dizilmişti; ne yutabiliyordu ne de dışarı atabiliyordu. Valizin tekerleklerinin antrede çıkardığı o mekanik ses, evin içindeki tüm anıları söküp götürür gibiydi. İlk taşındıkları günkü gülüşmeler, mutfakta paylaşılan sabahlar ve geleceğe dair kurulan o devasa hayaller... Hepsi o küçük valizin içine sığmıştı sanki. Kapı hafifçe aralandı. Dışarıdan gelen soğuk hava, içerideki son sıcaklığı da alıp götürdü. Adam eşikte bir an duraksadı, bir şeyler söylemek ister gibi arkasına baktı ama vazgeçti. Kapı kapandığında çıkan o tok ses, bir hikayenin son noktasıydı. Kadın masaya döndü. Soğuyan kahve fincanını eline aldı. Fincanın kenarındaki dudak payı, şimdi aşılması imkansız bir uçurum gibi görünüyordu. Gözünden düşen tek bir damla, masanın üzerine bırakılan anahtarın soğuk metaline çarptı. Artık o anahtarın açabileceği hiçbir kapı kalmamıştı.
Kitap
seni kitap koklar gibi seviyorum buna eminim. çünkü ben çok sahaflar gezdim sana kavuşabilmek için