Uzun zamandır sana bu mektubu yazmak için
cesaretimi toplamaya çalışıyordum. Anlatacak çok şey
olduğunu sanıyordum ama öyle olmadığını şu anda
hayretle görüyorum. Yani var tabii bir sürü şey ama
daha fazlası ne yazık ki içimden gelmiyor. Demek böyle
oluyormuş. Ayrılık tam da buymuş, artık anlatacak bir
şeyinin kalmaması. Şimdi müsaadenle köşeme çekilip
biraz bu duruma üzülmek istiyorum.
. Hiçbir
şeyin değişmemesi bir taraftan konforlu ama öte
yandan çok bunalıyorum. Dertsiz bir hayat
olmayacağını biliyorum da, ben artık başka dertlerle
boğuşmak istiyorum Osman.
Seni
görmeden yaşayamayacağımı sandığım, kalbimin
ağrısından uyuyamadığım günler çoktan geride kaldı.
Ama yine de, nadiren de olsa, ilginç şeyler oluyor ve
eski alışkanlıklarla ilk iş telefona sarılıp sana anlatma
ihtiyacı duyuyorum. Ayrılığın en kötü tarafı şahidini
kaybetmek sanırım. Birileri bilmeyince, bazı şeyler hiç
yaşanmamış gibi oluyor çünkü. O yüzden izninle biraz
anlatmak istiyorum Osman.
Şimdi tutup da “Beni çok üzüyorsun” falan filan
demeyeceğim. Üzülmek mesele değil çünkü, üzüntülerle
nasıl baş edeceğimi biliyorum. Ama bu kadar çok öfkeyi
ne yapacağımı bir türlü bulamıyorum.