Aylin Balboa

Aylin Balboa

Yazar
8.5/10
53 Kişi
·
124
Okunma
·
38
Beğeni
·
5.276
Gösterim
Adı:
Aylin Balboa
Unvan:
Türk Roman Yazarı
Doğum:
İzmit, Türkiye, 1980
1980 yılında İzmit’te doğdu. Öğrencilik yıllarını Ankara’da geçirdi. Çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Halen İstanbul’da yaşıyor. Balık adında bir köpeği var.

(Yayıneviden)
"Yıldızlar, acıdan delirmiş insanların gökyüzüne sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir."
Bir kere çıktığınız eve geri döndüğünüzde artık orası sizin eviniz olmuyor. Size ait eşyalar, size ait hatıralarla dolu olsa da benim evim diyemiyorsunuz. Evim neresi bilmiyordum.
Yanisi gülünecek hiçbir durumu boş geçmiyorum. Böylece katlanıyorum. Görseniz, her tarafım kat izi...
Aylin Balboa
Sayfa 15 - İletişim yay.
Sonra öyle durdum biraz. Bir süre Afrika kıtası yokmuş gibi davrandım.Tekerlek icat edilmemiş, ıspanak sebze değilmiş gibi...Yok sayınca yok oluyor çok şey,her şey değil.
Saçımdaki beyazlar ve yüzümdeki kırışıklıklarla mutlu olmayı deneyecektim. Çünkü onlar beni ben yapan şeylerdi. Buradaydım, yaşadım, âşık oldum, acı çektim.
Aylin Balboa
Sayfa 127 - İletişim Yayınları
Bir civcivim vardı. Koynuma sokup yattım bir gece. Sabah ölüsünü bulduk. Abim geldi. Katilsin artık sen dedi. Katil oldum. İnsan sadece ilk cinayetinde katil olur. Sonrakiler sıfatta bir değişikliğe neden olmaz.
Aylin Balboa'nın an itibariyle tek kitabından bahsederken öncelikle yazardan bahsetmek gerek.

"Belki Bir Gün Uçarız"ı okurken yazar bir anda karşımda belirdi sanki. Aylin hanım bir eline çayını ve diğer eline bisküvisini almış, bisküvisini çayına bana bana anlatıyor. Bacak bacak üstüne atıp koltuğa oturmuş. Klasik takım elbisesini giymiş - şaka şaka klasik takım/etek falan giymemiştir o- eşofmanı üstündedir elbet. (Bu intıba kitabın ortasında oturdu, kitabın sonuna doğru iş yerine takım elbise yerine eşofmanla gittiği için patrondan azar işitme mevzusu beni güldürdü) Neşeli, arada heyecanlı, genelde de rahat ve umursamaz tavırlarıyla anlatıyor yaşadıklarını. Hızlı hızlı konuşuyor tahminimce, hep de güldürüyor beni, tam kahkaha attıracak derken gözlerinden yaşlar süzülüyor; başlıyor ağlamaya, duramıyor siz de başlıyorsunuz ağlamaya... Derken öyle bir espri patlatıyor ki başlıyorsunuz ağlarken gülmeye... Bu nasıl yazar demeyin canım, tam bir kadın işte.

Anlatmaya çalıştığım yazarın doğallığı, samimiyeti. Sırf doğal yazayım diye yazanlardan değil Aylin Balboa, o samimiyeti geçiriyor bence okura. Tek kitabı ve dergi yazılarından gördüğüm bu tarzı, başarılı bir şekilde yazıya aktarıyor.

Ne anlatıyor derseniz net bir bilgi veremeyeceğim. O kadar hızlı konuştu ki, yani sayfaları kitabın akıcılığına dalıp o kadar hızlı çevirdim ki, ne anlattı hatırlamıyorum. Ne anlattığına dair kitaptan kopya çekeyim mesela : "Anlattıklarımı hiç aşk acısı çekmemiş birinin anlamasının imkanı, çekmiş olanlaraysa anlatmamın fazla lüzumu yok. Siz ne yaşadıysanız ben de onu yaşadım." (Sayfa 110) Birbiriyle bağlantılı hikaye veya anılardan oluşan eser, çocukluğundan gençliğine bir kadının duygularını çok iyi yansıtmış. Alıntıda belirttiği gibi kitabın ana konusu aşk. Aşk olmadan hayatta her şey yarım kalır.

Son olarak ne söyleyeceğimi bulamamış olarak yazıma son vermek istiyorum. İyisi mi ben yine yazardan kopya çekeyim:
"Kafası kesilmiş bir tavuğu koşarken düşünün. Düşündünüz mü? Tamam şimdi unutun. Çünkü unutmamız gereken çok şey var." (Sayfa 109)
Kendini nasıl tanımlar insan? Başkalarının dayatmalarıyla yoğurulmuş bir hayat garibesi mi yoksa kendi düşüncelerinin etkisinde yaşama devam etmeye çalışan ölüm makinesi mi? Hangisini seçerseniz seçin kendinizden bir parça bulabileceğiniz bir hikaye. Delirmek için tüm şartlar müsait ama deliremiyoruz. Yaşamın bir gün biteceğini bildiğimiz halde hiçbir şey olmamış gibi hayatımıza devam ediyoruz. Sizce de bir gün belki uçarız değil mi?
Her insan başka bir insanı kaybetmenin acısını yaşamıştır ya da yaşayacaktır. Romanın sahibinin kayıplarına verdiği tepkiler yine hepimizin verebileceği kadar kalp kanatan cinsten. Kitabın anlatımı çok güçlü, konuşma dilinde ve akıcı. Ben kalp Aylin Balboa. Çünkü hemşerilik bunu gerektirir ;)
Çok merak ederek aldığım bir kitaptı. Yazar kendi hayatından kesitleri eğlenceli bir bakış açısı ve dil ile yansıtıyor. Keyif alarak okudum .Kim bilir, belki bir gün uçarız.
Son sayfa bittikten sonra yüzümde tam olarak tarif edemediğim tuhaf bir gülümse varsa işte o kitaplar beni hayata daha da çok bağlıyor.Belki Bir Gün Uçarız histerik bir kitap bence.Bazen sesli gülüp diğer sayfada içimin acıdığı bir kitap oldu.
Kitabı okumadan önce Aylin Balboa ve onun abisi hakkında bilgi sahibi olmanızı öneririm. Bunu bilip okuyunca normalde hissedeceğiniz acının belki 4. kuvvetini falan almış olacaksınız ama bilmeyip okununca da tadı çıkmaz diye düşünüyorum. Akıcı bir dili var ve ara sıra tebessüm ettiriyor. Benzer acıları yaşamış olduğunuzu görüp oh be diyeceğiniz bölümler olabilir. Oh be. Bir ben değilmişim.

"Abiye araba mı çarptı?" Ama insan gerçekten seviniyor, kontrolsüz bir şekilde. Hayır, sevincini gizlemeye de çalışmıyorsun işin ilginci. Hayat öyle güzel oluyor herhalde. "Abiye araba çarptı di mi?" Çünkü evet dersen sevineceğim. Ooh süper. Demek ki contaları yakan yalnız biz değiliz. Hadi bi' çay içip araba tarafından ezilmemiş, o tip acıları hiç bilmemiş, hatta genel olarak hiçbir şey bilmemiş o sıradan ve zavallı insanlara olan nefretimizi masaya yatıralım. Ben çilekli limonata da içebilirim. Çünkü neden içmeyeyim?
Açık sözlülüğünü kelime oyunlarıyla süslemiş Aylin Balboa. Bunu kendimden de iyi bilirim,yazdığım şey en azından edebi olsun'a ithafendir bu hareket.
Onun dışında kitabın içeriğine geldiğinizde, sokak ruhuna sahip serseri mizaclı bir kadının yazdıklarından yaşadıklarını ortak paydada buluşma oranında hissedebiliyorsunuz.
Teneffüs molası kıvamında bir kitaptı benim için. Okunmaya değer görmedim tüm bu yazdıklarımın dışında.
Bazı kitapları, zaman zaman kapaklarına baktığınızda bazen ismi bazen de arka kapak yazısı hoşunuza gittiğinde alır, okursunuz. Bu kitabın adı çok sempatik gelmişti. Arka kapaktan:
“O ağacın altında uzanmaya devam ettim. Yıldızlar aslında nedir size söyleyeyim: Yıldızlar, acıdan delirmiş insanların gökyüzüne sıktıkları kurşunların açtığı deliklerdir. Bilim adamları sürekli yenilerini keşfettiklerini söylüyorlar. Bunda şaşılacak bir şey yok. Yukarısı bir gün dümdüz olacak.”
Yıldızlar için hiç böyle bir tanımlama duymuş muydunuz?
Aylin Balboa’yı Kafa Dergisi Osman Serisi’nden tanıyoruz. Orada güldürüyor, düşündürüyor ve sanki bizimle de dertleşiyor bir taraftan. Belki Bir Gün Uçarız’da da hayatın içinden mizahı ve alaycılıkla süslenmiş cümlelerle kitabın akıcı bir şekilde ilerlemesini ve rahat okunmasını sağlamış.

“Bir de mesela Hidrojen çok delikanlı bir elementtir. Sırf su olsun diye her zaman kendinden 2 verir de 1 veren Oksijene gıkını çıkarmaz. O değil de 2'nin 1 olduğu her yerde kutsal bir şey vardır. Bu mühim. Ama mevzu bu değil.”

Bazen sürprizlerle gülümsetirken, bazen de ah çektiren cümlelerle sizi de kitabın içine alabilmeyi gerçekleştirmiş. Bazen argo kelimelerle süslemiş öyküleri ki aynısına Osman serisinde de görebiliyoruz. Bazen yapmış olduğu yergilerde bile gülümsetmeyi başarabilen bir yazar:
“Ona yaptığım manikürü kendime yapmıyorum lan, doktorlar ölüm döşeğinde dedikçe ben manikür yapıyorum.”

Bir söyleşisinde şöyle söylemiş Aylin Balboa: “Rocky’nin bütün dövüşleri kazanmasının sebebi iyi vurması değil çok güzel dayak yemesi aslında.” Nitekim, seçtiği soyada yakışır bir biçimde kendisi de “Belki Bir Gün Uçarız”da “çok güzel dayak yemeyi” anlatıyor okura. Albert Camus, “Gölgesiz güneş yoktur ve geceyi tanımak gerekir,” demiş. “Belki Bir Gün Uçarız”, çok güzel dayak yemenin ve geceyi tanımanın anlatısı!

"Yeteri kadar fokuslanırsanız istediğiniz her şey olur," diyenlere aldırmayın siz. Biteviye çabalamanız gerekir. Çoğu zaman çabalasanız da olmaz gerçi ama şimdilik bunu görmezden gelelim. Dayanabilmek için birtakım şeyleri görmezden gelmek zorundayız. Fokuslanmakmış. Laflara bak.”

Bu ilk kitabı yazarın, ancak umuyoruz ki son olmasın ve bize hayatın gerçeklerini hep aynı kafayla anlatsın, alay etsin, argo kullansın, güldürsün, düşündürsün ve bize bizi anlatmaya devam etsin.
Ağaç evinde karga besleyen, kafasının muhteşem pırıltılı olduğu tartışılamaz bir kadın. Hikayelerin gerçek olduğunu bilmesem fazla dramatik bulabilirdim ama okurken sürekli boğazında bir düğüm oluşmasından hoşlanmayanların asla sevmeyeceği bir kalemi var. Okumayanlar için Kafa Dergisi'nde yayınlanan Osman yazı dizini tavsiye ederim.
Fazlasıyla yalın bir dil kullanılmıştı kitap da. Hatta kitabı ben yazmışım gibi hissettiğim oldu :) yani o kadar çok 'aa aynı benim gibi' dedirttiriyor idi bazı cümleler. efsaneydi. severek okudum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Aylin Balboa
Unvan:
Türk Roman Yazarı
Doğum:
İzmit, Türkiye, 1980
1980 yılında İzmit’te doğdu. Öğrencilik yıllarını Ankara’da geçirdi. Çeşitli dergilerde yazıları yayımlandı. Halen İstanbul’da yaşıyor. Balık adında bir köpeği var.

(Yayıneviden)

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 124 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 79 okur okuyacak.

Yazarın sıralamaları