Aysun

Birçoğunuz bana, "Ne kadar genç ve canlı görünüyorsun," ya da "Yaşlandığım zaman sizin gibi sağlıklı olmak istiyorum," dediniz. Bu kitapta, bunun için neler yaptığımı sizinle paylaşacağım. Bana göre sıradaki adım, düşüncelerinizi değiştir­mektir. Bedeninize sevgiyle davranmanın ve iyi beslenmenin üzerine odaklanan bir yaşam biçimine geçmektir. Her zaman yeni şeyleri öğrenmekten hoşlandım ve bana dokunan her elin şifa verdiğine inandım. Çok iyi işler yapan harika insanlar tanıdım ve onlardan öğren­ diklerimi dünyanın geri kalanıyla sık sık paylaşıyorum. Örneğin yıllar önce, fiziksel olarak var olmayan Abraham'ın öğretilerini sunan Esther ve Jerry Hicks ile tanıştım. İnanılmaz bir iş yapıyorlardı ama sadık izleyici kitleleri çok kısıtlıydı. Olabildiğince fazla insanın onları tanımasını istedim; bunu yapmak iki yılımı aldı ama şimdi, on yıl sonra, izleyici kitlesi tüm dünyayı kapsıyor.
Reklam
Ben Nelere İnanırım? • Yaşam aslında çok basittir. Ne verirsek onu alırız. Aklımızdan geçen her düşün­ce, geleceğimizi yaratır. • Bu yalnızca bir fikirdir ve her fikir değişebilir. Sağlık konusunda da böyle olduğu­na inanıyorum. • Bedenimizde hastalık denilen her şeyi biz yaratıyoruz ve fikirlerimizi değiştirip bunu yok etme gücüne sahibiz. • Olumsuz düşüncelerden ve kırgınlıklardan sıyrılmak, "tedavisi olanaksız" sağlık koşullarını bile yok eder. • Ne yapacağınızı bilmediğiniz zamanlarda sevgiye odaklanın. • Kendimizi gerçekten sevdiğimiz zaman, sağlığımız da dahil yaşamımızda her şey yolunda gider.
Ancak çok geçmeden sağlığımın ve yaşamımın gidişatını değiştiren bir şey keş­ fettim: Aklımızdan geçen her düşüncenin, geleceğimizi yarattığını öğrendim. Bu küçücük fikir yaşamımın yönünü değiştirdi. Eğer aklımda huzur, sağlık ve uyum yaratabilirsem, aynısını kendi bedenimde ve kendi dünyamda yaratabileceğimi an­ladım.
Kendimi kontrol sahibi gibi hissetmiyorsam orada burada koştu­rup sorunları çözmeye ve düşmanlarımı yenmeye çalışmanın ne anla­mı var? Neden onları yönetmek yerine hep olaylara tepki vermek zo­rundayım?" diye sormalısınız kendi kendinize. Cevap basittir: Sizin güç hakkındaki fikriniz yanl ış. Saldırgan eylemle etkin eylemi karıştırı­yorsunuz. Ve çoğu kez en etkin yöntem geri durup sakince beklemek ve hızlı kazanılan bir zafer yerine uzun dönemli güç için oynayarak di­ ğerlerinin sizin kurduğunuz tuzaklarla düşkırıklığına uğramalarına izin vermektir.
Şunu unutmayın: Gücün özü inisiyatifi elde tutmak, diğerlerinin si­zin hareketlerinize tepki vermelerini sağlamak, rakiplerinizi ve etrafınız­ daki leri savunma halinde tutmaktır. Diğer insanların size gelmelerini sağladığınızda birdenbire durumu kontrol eden kişi haline gelirsiniz. Ve kontrol sahibi olan güç sahibidir. Sizi bu konuma getirmek için iki şey olmal ıdır: Duygularınıza hakim olmayı ve asla öfkenin etkisi altın­da kalmamayı öğrenmelisiniz; ancak bu arada insanların zorlandıkla­rında ve yem atı ldığında öfkeyle tepki vermek gibi doğal eğilimleri üzerinde oynamalısınız. Uzun vadede diğerlerinin size gelmelerini sağlamak her türlü saldırganlık aracından daha güçlü bir silahtır.
Reklam