Aysun

Bu taktiği şu şekilde kullanın: Niyetinizi yalnızca açığa vurmaya­ rak değil (ketum görünüp insanları şüphelendirmemek için), amaçları­nız ve arzularınız konusunda -ama gerçek olanlar değil- sürekli olarak konuşarak gizleyin. Bir taşla üç kuş vurmuş olacaksınız: Arkadaş g ibi, açık ve güvenilir görüneceksiniz; niyetlerinizi gizleyeceksiniz ve rakip­lerinizi zaman tüketici kaz avına göndereceksiniz.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aslında hiç ilgi lenmediğiniz bir şeyi is­tiyor gibi göründüğünüzde düşmanlarınız yolunu şaşıracak, hesapla­rında her tür hatayı yapacaklardır.
Eğer güç için büyük bir arzu duyuyorsanız dürüstlüğü hemen bir kenara koyun ve kendinizi niyetlerinizi gizleme sanatında eğitin. Bu sanatta ustalaşırsanız her zaman üstün olursunuz. İnsanın niyetlerini gizleme yeteneğinde temel olan, insan doğası hakkındaki basit bir gerçektir: Bizim ilk içgüdümüz her zaman görünüşe güvenmektir. Gördüğümüz ve duyduğumuz şeylerden kuşkulanarak yaşayamayız, sürekli olarak görünüşün bir şeyler gizlediğini hayal etmek bizi yorar ve ürkütür. Bu gerçek, niyetimizi gizlememizi nispeten kolaylaştırır. Ar­ zu eder gibi göründüğünüz bir şeye ya da varmayı amaçladığınız bir hedefe dikkatlerini çekerseniz insanlar bu görünüşü gerçeklik olarak kabul edeceklerdir. Gözleri yem üzerinde odaklanacak, gerçekten ne­ yin peşinde olduğunuzu farketmeyeceklerdir. Baştan çıkarmada birbi­riyle çelişen sinyaller gönderin, arzu etmek ve kayıtsız davranmak gi­bi. Bu şekilde yalnızca onların dikkatini dağıtmış olmakla kalmayacak içlerinde size sahip olma ateşi yakacaksınız.
Çoğu insan açık kitap gibidir. Ne hissettiklerini söylerler, fikirlerini her fırsatta ortaya dökerler, sürekli olarak planlarını ve niyetlerini açık­larlar. Bunu birkaç nedenle yaparlar. Birincisi, insanın duygularından ve gelecek planlarından söz etmesi son derece doğaldır. Dilinizi kon­ trol etmek ve neleri açığa çıkardığınızı izlemek çaba gerektirir. İkincisi, çoğu insan dürüst ve açık olmakla insanların kalplerini kazandıklarına ve iyi niyetlerini gösterdiklerine inanırlar. Oysa çok yanılmaktadırlar. Dürüstlük gerçekte kestiğinden daha çok kan akıtan kör bir alettir. Dü­rüstlüğünüz büyük bir olasılıkla insanları incitir; sözcüklerinizi ayarla­manız, insanlara hissettiğiniz ya da düşündüğünüz acı ve çirkin gerçekler yerine duymak istediklerini söylemeniz daha akıl lıcadır. Daha da önemlisi, kendinizi tamamen açmakla o kadar önceden tahmin edilebilir ve tanıdık gelirsiniz ki, size saygı duymak ya da sizden kork­mak neredeyse olanaksız olur ve güç böylesi duyguları uyandırama­yan insanlara gelmez.
Bismarck kesinlikle yaşamış olan en zeki devlet adamlarından bi­ riydi, strateji ve aldatmada ustaydı. Bu olayda kimse onun ne yapma­ya çalıştığını anlamamıştı. Gerçek niyetini açıklamış olsaydı, şimdi bekleyip daha sonra savaşmanın daha iyi olacağını iddia etseydi bu davayı kazanamazdı, çünkü çoğu Prusyalı o dönemde savaş istiyordu ve yanlış bir şekilde kendi ordularının Avusturya ordusundan üstün ol­ duğunu düşünüyordu. Krala yaltaklansa ve barışı desteklemesi karşılı­ğında başbakanlığı istese yine başarı lı olamazdı. Kral onun hırsına gü­venmez ve samimiyetinden şüphe ederdi. Oysa o hiç de samimi davranmayarak ve yanıltıcı işaretler gönde­rerek herkesi kandırdı, gerçek amacını gizledi ve istediği her şeyi elde etti. Bu, niyetinizi saklamanın gücüdür.