Aysun

Kendinize olan sevginiz bü­yüdükçe, hep daha az... Kendilerini seven insanlar, ne ken­dilerini ne de başkalarını taciz ederler.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kendinizi suçlamayın. Yaşamımızdan kendimizin sorumlu olduğunu ilk hissettiğimiz zaman, bizi suçladıklarını sanırız. Ve suçlama, kendimizi suçlu, hatta hatalı gibi hissetmemize neden olur. Oysa suçlama söz ko­ nusu değildir. Sorumlu olduğumuzu anlamak demek, bize büyük bir armağan verilmiş demektir. Yaşam deneyimlerinin yaratılmasında yardımcı olan güç, onları değiştirebilir de... Biz, kendi durumumuz için bir şeyler yapamayacak kadar güçsüz olmaktan çıkıp, yaşamımıza olumlu kalıplar çizip şekil ve­rebilen insanlar olmaya doğru gidiyoruz. Düşüncelerimizi üret­ ken bir biçimde kullanmayı öğrendikçe, güçlü insanlar oluruz. Bu bize, yaşama karşı koyma, değişiklikler yapma ve yaşam se­viyemizi yükseltme gücü verir.
öfkenizi kovun!Bebekler, öfkelerini "Özgürce" ifade ederler. Büyüdükçe, öf­kemizi biriktirmeyi öğreniriz. Ve öfkemiz, giderek kızgmiığa dönüşür. Bedenimize yerleşir ve bizi yer, bitirir. Geçmiş yıllarda birçok insan gibi ben de kendini haklı bulan, bir kızgınlığın esiri gibi yaşamıştım. "Onların", bana yaptıklarından dolayı, kızgın olmaya hakkım olduğunu düşünüyordum. Kırgınlığa ve kız­ gınlığa bu kadar sıkı sarılmanın, bana asıl olaydan daha fazla zarar verdiğini anlamam uzun zaman aldı. Bağışlamayı red­ dettiğim zaman, acı veren kişi, ben oluyordum. Kalbimin kapısı mühürlenmişti ve kimseyi, hiçbir şeyi sevemiyordum. Ba­ ğışlayıcı olmanın, başka birinin negatif davranışlara göz yum­ mak olmadığını öğrendim. Kızgınlıklarımdan arınmam, esa­ retten kurtuluşum oldu. Kalbimin kapısı açıldı ve özgür olduğumu keşfettim. Bağışlarım, bırakırım ve özgürce uçarım...