Kendinizi suçlamayın.
Yaşamımızdan kendimizin sorumlu olduğunu ilk hissettiğimiz
zaman, bizi suçladıklarını sanırız. Ve suçlama, kendimizi suçlu, hatta hatalı gibi hissetmemize neden olur. Oysa suçlama söz ko
nusu değildir. Sorumlu olduğumuzu anlamak demek, bize büyük bir armağan verilmiş demektir. Yaşam deneyimlerinin yaratılmasında yardımcı olan güç, onları değiştirebilir de... Biz, kendi durumumuz için bir şeyler yapamayacak kadar güçsüz olmaktan çıkıp, yaşamımıza olumlu kalıplar çizip şekil verebilen insanlar olmaya doğru gidiyoruz. Düşüncelerimizi üret
ken bir biçimde kullanmayı öğrendikçe, güçlü insanlar oluruz. Bu bize, yaşama karşı koyma, değişiklikler yapma ve yaşam seviyemizi yükseltme gücü verir.
öfkenizi kovun!Bebekler, öfkelerini "Özgürce" ifade ederler. Büyüdükçe, öfkemizi biriktirmeyi öğreniriz. Ve öfkemiz, giderek kızgmiığa dönüşür. Bedenimize yerleşir ve bizi yer, bitirir. Geçmiş yıllarda
birçok insan gibi ben de kendini haklı bulan, bir kızgınlığın esiri gibi yaşamıştım. "Onların", bana yaptıklarından dolayı, kızgın
olmaya hakkım olduğunu düşünüyordum. Kırgınlığa ve kız
gınlığa bu kadar sıkı sarılmanın, bana asıl olaydan daha fazla zarar verdiğini anlamam uzun zaman aldı. Bağışlamayı red
dettiğim zaman, acı veren kişi, ben oluyordum. Kalbimin kapısı mühürlenmişti ve kimseyi, hiçbir şeyi sevemiyordum. Ba
ğışlayıcı olmanın, başka birinin negatif davranışlara göz yum
mak olmadığını öğrendim. Kızgınlıklarımdan arınmam, esa
retten kurtuluşum oldu. Kalbimin kapısı açıldı ve özgür
olduğumu keşfettim. Bağışlarım, bırakırım ve özgürce uçarım...