Merve Demir

Merve Demir
@Abre
Free Palestine
İslam topluluklarında olduğu gibi Avrupa'da da kahve bazı püritan çevrelerde tepki gördü müslümanlıkla özdeşleştirildiği için kafirlerin içeceği, şeytan içkisi gibi nitelemelere maruz kaldı.Onu içenlerin Türkleşeceğinden endişe duyuldu.
Reklam
Türklerin ve dolayısıyla İslamiyet'in Avrupa'daki ilerleyişinin son noktası olarak bilinen 1683 yılındaki Viyana bozgunu kahvenin Avrupa'daki serüveninin de başlangıcı kabul edilmektedir. Savaşın Avusturya lehine sonuçlanmasını sağlayan ve bundan dolayı heykeli dikilen halk kahramanı Kolschitsky'nin dillere destan savunması kadar Türk ordusundan ele geçirdiği kahveyi Avusturya'ya tanıtması ve burada ilk kahvehaneyi açması da önemlidir. Polonya asıllı olan Kolschitsky'nin İstanbul'da bir kahvehanesi vardı. Türk dilini ve yaşantısını yakından tanıyordu. Kuşatmadan mağlup ayrılan Türk ordusu geri dönerken savaş meydanında bir hayli erzak bırakmıştı ve bunların içerisinde 250 kilogram kahve bulunuyordu. Avusturyalı askerler bunları deve yemi zannederek Tuna'ya dökmek isterken Kolschitsky çuvallara el koydu kahveleri mülkiyetine geçirdi. Şehirde açtığı bir kahvehanede bunları değerlendirdi öte yandan Viyana'da bir fırıncı da yine kuşatma sırasında Türklerden ayçöreğini öğrenmişti. Türk çöreğinin eşlik etmesiyle birlikte kahvenin şöhreti günden güne arttı. Buradan öteki ülkelere sıçradı.
Orta Doğu siyaset kültüründe önemli yeri bulunan devlet adamlarının hediyeleşmeleri geleneğini Avrupa ile ilişkilerinde de gösteren Osmanlı bürokratlarının, buradaki muhataplarına sundukları armağanlar arasında kahve başta geliyordu. Mesela sınır meselelerini görüşmek üzere 1740 yılında Rus hududuna giden Türk heyeti, Rus muhataplarına hediye olarak sabun, zeytinyağı,üzüm ve İstanbul yapımı bazı eşyaların yanında Yemen kahvesi vermişlerdi. Rus temsilcileri ise bunların karşılığında kürk kumaş ve çay armağan etmişlerdi.Zira bu tarihlerde Türkler çayı tam olarak bilmiyorlardı.
Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz. Tekvîr/29
Avrupa'da sahte kahve imalatı için arpa,darı, yulaf ve çavdar gibi hububat denenmiş ama istenen kıvam elde edilememişti. Sonunda Hindiba kökünü keşfettiler bu kök suda kaynatıldığında kahvenin rengine çok benzeyen bir sıvı ortaya çıkmaktaydı. Fakat oldukça acı olan bu sıvının tadı kahveye benzemediği gibi kahvenin sağladığı faydalardan da uzaktı. Bununla birlikte hindiba-kahve karışımını satın alan tiryakilerin sayısı inanılmaz boyutlara ulaştı. Hindiba üreticileri 1889 Paris Evrensel sergisinde altın madalya ile ödüllendirildiler.
Reklam