Bir kimsenin ta ki Kur'an'dan lezzet alıncaya dek Kur'an'ı tedebbür etmeye harcaması gerekir.Ondan lezzet almaya başladığında artık Kur'an onun için bir alışkanlık ve dost olur. Onun rahatına ve lezzetini başka bir şeyde bulamaz bir kimsenin arkadaşıyla, bir alimle, eşiyle veya sevdiği bir kimseyle oturmaktan lezzet aldığı gibi bir takım kimselerle de Kur'an'da bu lezzeti bulur,Öyle ki Kur'an artık onun için her şeyden daha sevimli ve Kuran'ı okumak onun için her şeyden daha lezzetli olur.Bir çok insan bu lezzeti alır bazısı da alamaz. Her kim bu lezzeti alırsa Kur'an'ı sever,onu okumayı sever ve onun kıraatinden lezzet alır öyle ki artık vaktini Kur'an'sız geçirerek ziyan etmez. Sonrasında onun için tedebbür melekesi hasıl olur. Tedebbür hasıl olduğunda da gözler yaşarmaya başlar. Sonrasında bir de Kur'an'la arasına bir Ülfet oluşur ki bu hayatta ondan daha azim bir şey yoktur.
Ey insan ölüm senin hakikatindir. Sendeki herşey ölüme benziyor, uykun ölüm, hastalığın ölüm,ömrünün bir merhalesinden başka bir merhalesine geçişin ölüm. Gençlik çocukluğun ölümü, yaşlılık gençliğin ölümüdür. Sen hayattan çok ölüme benziyorsun. Tüm bunlara rağmen hala ebedi kalacakmışsın gibi zannediyorsun, oysa hastalıklar bedenine sona doğru yaklaştığını haykırmakta...