Sıkı Emerson okurlarından Nietzsche, 1887 yılı ağustos ayının defterlerinde sanat üzerine “Estetika” başlığıyla uzunca bir not düşer ve “şeylere bir başkalaşma ve bolluk kattığımız ve bize kendi bolluğumuzu ve yaşam arzumuzu geri yansıtana dek onları işlediğimiz durumlar”ı sıraladıktan sonra, “bu başkalaşmayı ve bolluğu sergileyen şeylerle karşılaştığımızda hayvansal varoluşumuz tüm bu keyif durumlarının dayandığı alanların harekete geçmesiyle yanıt verir – ve hayvansal sağlığın ve arzuların bu son derece incelikli nüanslarının karışımı da ‘estetik durum’dur” der; birkaç paragraf sonra da ekler: “Sanat bize hayvansal canlılık durumlarını hatırlatır; bir yandan canlanan bedenselliğin imgeler ve istekler dünyasına doğru çoğalması ve taşmasıdır, diğer yandan yoğunlaşan yaşamın imgeleri ve istekleri yoluyla hayvansal işlevin ateşlenmesidir – yaşam duygusunun yükselmesi, buna yönelik bir uyarım.”
Nietzsche’nin yetkin sanat üzerine söylediği bu sözleri, Emerson’ın sınırsız esinler sunan ve bizi daima “aldığından daha iyi bırakan” yazı sanatı için de geçerli saymamamız için bir neden göremiyorum.