Sizi mutlu etmek elimde olsaydı, sizi mutlu ederek öcümü alırdım sizden! Ama bu gücü insana kısır bir duygu olan dostluk veremez; aşk başarabilir bunu ancak.
Aşkın bu kadar kusurundan sonra bir de dostluğu dışlamak gibi bir kusuru mu var? Kendisinden daha tatlı duygular beklediğiniz bir kadının yalnızca dostluğunu kabul edemez misiniz?
Akşam hiçbir günahın acısını duymadan uyuyup, sabahleyin vicdanında hiçbir ağırlık olmadan uyanması kadar büyük bir zevk olabilir mi? Sizin mutluluk dediğiniz şey haz özleminin verdiği coşkudan, tutkuların kopardığı fırtınadan başka bir şey değil ve bu öyle bir fırtına ki, kıyıdan bakıldığında bile korkunç... insan nasıl göze alabilir bu fırtınaları?