Botan akcan

Botan akcan
@Adar49_
Fark etmek acıydı ama gerekliydi..
Yok
Yok
Almanya
Varto
Kasım 2024 tarihinde katıldı
Bak nasıl bir devirde yaşıyoruz. Aşk, Dostluk, alaka, hepsi yok olmuş, sözcükler anlamsızlaşmış.Bu hareketsiz suratları ve tahtadan yontulmuş şekilleri göremiyorum. İnsan oğlu gerçekten de çıldırmış.!
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendi içinde bir mucize sayılmaz mıydı? Mutluluğa ulaşma baskısı bazen zulüm hâlini alıyordu. Sanki mutluluk herkesin ulaşabileceği ve ulaşması gereken bir şeymiş gibi, bu uğurda verilecek en küçük bir taviz dahi bireyin kendi kabahatiymiş gibi. Başarısız insanlar hayatta sadece tek bir şey için mücadele ediyordu: başarmak. Ama başarılı insanlar da sadece o başarıyı sürdürebilmek için çırpınıyordu. Koşmak ve yerinde saymak arasında fark gibiydi bu; koşmak her hâlükârda bıktırıcıydı. Ama en azından koşarken değişilen yerler, görülen manzaralar vardı. O kadar yalnız hissediyordu ki bazen, bir tomar kirli çamaşır gibi göğsüne çöküyordu yalnızlık. Arkadaşlık, yani yapayalnız bir dünyada yaşanan yalnızlık hissini azaltacak bir başka kişiyi bulmak… Kendi içinde bir mucize sayılmaz mıydı bu? Aptal değildi. Fakat daha on iki yaşındayken bile hayatın bir hayal kırıklığından ibaret olduğunu anlamıştı. Çevresindekiler için de eninde sonunda bir hayal kırıklığı olacağını çoktan çözmüş gibiydi. O yorgunluk, o erken yaşta çökmüş bezginlik… Bazı şeyler kırılır, bazı kırılanlar onarılır. Ama çoğu zaman fark edersin ki kırılan her ne olursa olsun, hayat ya da kalp, telafi için yeniden şekillenir. Ve bu şekillenme de aslında bir başkalaşımdır. Kendini parlak renkte bir şişeden dökülmüş, yere saçılmış ama hâlâ sıvı hâlinde kalan bir şey gibi hissediyordu bazen. – İnsanlar ne ara bu kadar benzeşmişti birbirine? – “Bu sana müstahaktır,” dedi kafasındaki ses. “Olmadığın biri gibi yapmanın, başkalarından bir eksikliğin olmadığını düşünmenin cezasıdır bu.” – Her sabah uyandığında, dün ruhunun bir parçasını daha kurban ettiğini hissetmek… Nasıl bir şey? İstersen bu metni şiirsel hale getirebilir, ya da daha sade bir dille yeniden düzenleyebilirim. Hangisini istersin?
Biyolojik düzenin insanı kıvrandıran iğrençliği.!
Kafayı sıyırman sadece senin anlayacağın, ve hissedeceğin şekilden Başka bir önem taşıyamayacağıni ve yine ayretten kimse için önem taşımayacağını hatta zerre kadar önem taşıyamacağını öğrendiğin zaman, yada hissettiğin zaman, iliklerine kadar kimsesiz ve yalnız olduğunun acısını, zehir zembelek ve yine nasıl bir çıkmaz olduğunu anladığın zaman, gerçekliğin ve beraberinde getirdiği, geri getirelemez yitirilmişliğin boşluğun acısını yaşadığın zamanları, çokça yaşayacağın anlara denk geleceğin Zamanda, kafayı sıyırtmanın ne olduğunu anlayacaksın hemde çokça hissedercesine.. o zaman varlığının yada kim olduğunun, ve kabullenmekten başka çare olmadığını anlayacaksın dostum. Ve sonrasında koca bir boşluğun ne olduğunu anlayacaksın.! Anladığın zaman içinde yada olduğun konumdan nefret edercesine kaçmak istiyeceksin.. ama gerçekliğin getirdiği durum nefes aldığın sürece sırtında olduğunuda göreceksin.! Alçak ve gerçek arasındaki fark, nefes almanın yaşama ve belirlenen şartlara bağlı olduğunu görmeye başladığın anda, zevk ve arzularının sadece seni koca bir yanılsamaya ve kendi gerçek benliğinden uzaklaştırdığına, ve Aslında sadece daha öncesinde belirlenen bir çizgi roman kişiliği yada bir başrol yada ortasında hiç kimsenin umursamadığı, et ve kemikten ve yine sonu herkes gibi olacak, milyonlarca sene yaşayıp sonrasında kısır bir döngüyle tekrarlayan bir hiç kimse olarcasına umut taşıyıp, aynı sonu yaşayacaksın. Kafayı sıyırtmanın ne olduğunu iyice bir düşün istersen.! Kim olduğunu daha önceden belirleyen ve iyinin kötünün düzenini Kuran, ve yine sonrasında herşeyi belirliyen bir sistemin içinde kendi doğanı, kendini nasıl tanımlayabilirsin?. Kim olduğumuz meçhul.! Kim olmak istediğimizde, başakalarının belirlediği düzgün karekter olmaktan başka yere varamıyor. Kafayı
Bu yaşamsal istekler ve aynı zamanda Bunların beraberinde getirdiği ayakta durabilme mecburiyeti.. insana işlenen en büyük alcakliktir