Bir şey alacak olsam o alır mıydı acaba? derdim. Bir şey yesem içime sinmezdi. Biri yol sorsa o gösterir miydi diye kafama sormayınca ve içimde o, yol göstermeyince aptal aptal bakardım. Bir güzel şey görsem ona göstermezsem, gösteremediğim için zevk alamazdım güzel şeyden.
Cemile! Cemile! diye hıçkırdım. O iki insana, en yakınım, en sevdiğim insanlara güle güle diyordum. Orada, yerde yatarken ansızın anladım: seviyordum Cemile'yi. Evet, Cemile ilk aşkımdı benim, çocukluğumun aşkıydı.
Cengiz Aytmatov'un okuduğum her kitabı mükemmeldi ama aralarında okurken en çok duygulandığım kitap kesinlikle buydu. Kısacık bir romana ne duygular sığdırmış yazar. Aşkları da bozkırın sonsuzluğu kadar büyük iki gencin hikayesi... Gerçek sevginin, gerçek aşkın, gerçek fedakarlığın ne olduğunu bu kadar iyi anlatan başka bir eser bilmiyorum. Kitabı okudukça içim sevgi ile gözlerim yaş ile doldu. Kesinlikle tavsiye ediyorum herkese