Tam yaz dizisi tadında bir kitap ile geldim. Rsye giren, tatlı ve eğlenceli bir kitap okumak isteyen herkes bakabilir.
Babaları lise, anneleri üniversitesi arkadaşı olan aynı gün doğup 22 yaşına kadar hiç ayrılmamış ikili birden 8 yıl bir küslükle ayrı kalırlar. Bu dönemde Akgün Tan Acar avukatlık kariyerinde yükselişler yaparken Efla ismini tüm ülkeye tanıtıp en iyi kadın oyuncu olur.
Yıllar sonra, bir olayla tekrardan bir araya gelen eski arkadaşların geçmişlerini ve şu anlarını okuyup neden ayrıldıklarını ve nasıl yeniden bir araya geldiklerini okuduk.
Kitabı çok sevdim ben ya. Böyle tam yaz aylarında okunan wattpad kitabı ya da yaz dizisi tadındaydı. Alaçatı sahneleri, gençlikleri, ergenlikleri, çocuklukları her şeyleri kendilerine özgüydü.
Ha karakterler kusursuz mu? Kesinlikle değillerdi. Gerçek iki insan gibi hatalar yapıp o hataları sonradan fark ettiler ve sonradan onu düzeltmeye çalıştılar.
Yazarın kalemini önceden okuduğum için biliyorum ve okurken sıkılmadığım, beni içine çeken bir kaleme sahip. Kalemini de kurgularına iyi yedirebiliyor. Yazı punto bir tık küçüktü onun dışında aşırı tatlı ve güzel bir kitap.
𝑲𝒐𝒏𝒖𝒔𝒖:
Öğretmenlik yaptığı özel okul aynı zamanda babasına aitti ve babasının üzerine yıkılan borçlardan dolayı da okul tehlike altındaydı. Eden ekstra geceleri de çalışmaya başlıyor ve yeni çalışmaya başladığı yerin patronu aynı zamanda öğrencisinin babası çıkıyor
Hem babasına yardım etmek isteyip hem de veliler ile aşk yaşanmaz kuralına uyup kötü adamdan uzak durmaya çalışır kadın karakterimiz... Ama istediği kadar uzak dursun ilk andan itibaren aralarında bir çekim olur.
𝒀𝒐𝒓𝒖𝒎𝒖𝒎:
Kitabın ilk yarısı ve son yarısı arasında bence fark var. İlk yarısı bildiğimiz klişe bekar baba-öğretmen kadın konusu işlenmişti. Sanırım bi tık uzun okumamın nedeni de buydu. (Araya giren final haftam ve bayramı unuttum galiba? Hahha) ama yarısından sonra kitap kendini okutturdu, yeni olaylar ve artık işin içine bir tık aksiyon ile sırları sokmuştu. Bu kısımda merak duygumu uyandırdığı için bir gecede okudum kalan yerleri.
Yazarın kalemi sadeydi. Okurken zorlamıyordu ama bence eksik yanları da vardı. İlk gözüme batan paragraflardı... Paragraflar bence bazı yerlerde çok kısa kesilmiş ve bu bir iki yerde değil kitabın tamamında yapılmıştı. Kitapta uzun paragrafa rastalamak neredeyse zordu. Yazar o an ki duyguyu, olayı böyle vurgulamak istemiş gibi ama çok fazla olunca da bence bir tık dozu aşmıştı.
İkincisi ise Trent'in "benim gibi kötü adamlar..." diye olumsuz yorumlarının çok fazla olması. Evet, Trentin geçmişi çok kötü ve kötü bir adamdı.
İyi bir baba, iyi bir evlat ama yanlış bir babanın elinde heba olunmuş bir çocuk. Ben bu kısımları sürekli okumak yerine kendim gözlemleyip okumak isterdim. Bir yerde artık Trentin kafasına vurasım geldi. Tamam en kötü sensin şimdi git de bu kadını kaçırma...
Ve Eden... Kesinlikle cesur yürek.. Ben Trenti görsem arkama bakmadan kaçarım. Kimsenin