İslami ilim geleneğinde şu söz meşhur olmuştur: "Sen ilme her şeyini vermedikçe, o sana bir kısmını bile vermez."
Bunun en önemli yolu ise zaman konusundaki hassasiyettir.
Nitekim Ebu Davud Sünen'inde Cabir b. Abdullah'tan şöyle rivayet etmiştir: "Bir yolculuğa çıktık. Bizden birine bir taş isabet etti ve başını yardı. Adam sonra ihtilam oldu (rüyalandı). Arkadaşlarına sordu, "Benim için teyemmüm ruhsan bulabiliyor musunuz?" dedi. Onlar "Suya güç yetirdiğinden senin için bir ruhsat göremiyoruz." dediler. Adam gusletti ve hastalanıp öldü.
Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına gelince bu hadise ona anlatıldı. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem):
"Adamı öldürdüler. Allah onları öldürsün! Bilmiyorlardıysa sorsalardı ya! Cehaletin ilacı sormaktır. Onun teyemmüm etmesi
ve yarasının üzerine bez sarıp üzerine mesh etmesi, sonra bedeninin diğer kısmını yıkaması yeterliydi."
...
Muhammed aleyhisselamın bunu içtihat kapsamına almamasına ve beddua etmesine dikkat etmek gerekir. Bu lafız, hali ihmal ederek fetva vermenin haramlığına delil olur.