"Niye beyazlara büründün?
Kefen ve gelinlik. Birbirinin aynı olan iki giysi. Dinle bak! Ölürken yaşamak; yaşarken ölmek; savaşırken teslim olmak ve teslim olurken savaşmak zorunda kalıyorsun, değil mi?
Benim yolumda, bütün karşıtlıklar aynı anda verilir ve karşıt hedefler için aynı araç kullanılır.
...
İnsanlar karşı ateşler yakarlar, bir yangını söndürmek için bir başka yangın çıkarırlar, demek istiyorum."
Deborah, dünyanın o korkunç kargaşa okyanusunda, boğulmuş kişilerin hala beti benzi sararmış, soluğu kesilmiş bir haldeyken, gene bu okyanusa dönüp bir kez daha, bir kez daha, bir kez daha denemesine yol açan ne gibi bir şey var acaba, diye merak etmekten başka bir şey yapamadı.
"e quio quio quaru ar Yr aedat
temoluqu 'braown elepr' kyryr..."
(Tüylü kanatlarımla süzülüyorum
ve şarkılar söylüyorum uykunun uçurumları üzerinde...)