belli ki hiçbir zaman olmayacaktı; ne kadar çabalasa da, bir şeyler eksik kalmaya mahkûmdu. neden çabalıyordu; biten bu hikâyeye? bir şekilde yalnız kalacaktı; her yolun bitiminde onu bekliyordu. neden hep aynı boşluğa çarptığını, neden her defasında aynı issızlıkta uyandığını bir türlü anlamıyordu. zaten hep böyle mi olurdu? bilmiyordu. zihnindeki sorular birer kurşun gibi ağırlaşırken, cevapların imkânsızlığı karşısında soldu. kelimeler boğazında düğümlendi; anlatmaya değer gördügü ne varsa anlamsızlaştı. bütün gürültüsünü içine hapsetti ve sustu. bu suskunluk, daha ziyade kimsesiz kalmış bir itirazın sessiz çığlığıydı. sızısı kaldı geriye.