Aisha

görünüşe gore benim kıymetimı ancak hayatından çıktığım zaman anlıyorsun ki bu hiç de iyi bir özellik değil.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnsanlar şehir gibiydi. Bazı kötü yönleri var diye bütün şehirden nefret etmezdiniz. Sevmediğiniz yanları, birkaç tane tehlikeli ara sokağı ve mahallesi olabilirdi ama bit şehri yaşanır kılan şey iyi yönleriydi.
"Aşktan korkmak yaşamıdan korkmaktır ve yaşamdan korkan herkes dörtte üç ölmüş demektir," diye yazmıştı Bertrand Russel
İnsan nasıl ölümü kıskanır ki
Nora kedi dostu için acılı ve yaslı olması gerektiğini biliyordu -öyleydi de- ama içinde başka bir duygu daha olduğunu fark etti. Voltaire'in o dingin ve huzurlu -acıdan tamamen yoksun- haline bakarken, karanlıkta belirmeye başlayan ve kaçışı olmayan başka bir his daha vardı içinde. Kıskançlık.
Ama kendini yalnız hissediyordu. Nora yalnızlığın, temelinde anlamsızlık yatan bir evrende insan olarak var olmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu bilecek kadar varoluşçu felsefeye hâkimdi ama onu gördüğüne sevinmişti.