Bir gün, iki kâşif açık bir alanda karşılaşırlar ve etraflarında birçok çiçeğin bulunduğunu fark ederler. Kâşiflerden biri, bu çiçeklerin böyle büyüyebilmesi için mutlaka bir bahçıvanın onlarla ilgilenmiş olması gerektiğini öne sürerken, diğeri bunun kendi kendine meydana geldiğini, bir bahçıvana gerek olmadığını savunur.
Hangisinin doğru olduğunu görmek için bahçıvanın gelmesini beklemeye karar verirler.
Hangisinin doğru olduğunu görmek için bahçıvanın gelmesini beklemeye karar verirler. Aradan uzun bir süre geçer, ancak bahçıvan gelmez.
İnançlı kâşif, "Belki de görünmez bir bahçıvandır," diyerek iddiasını savunmaya devam eder. Bunun üzerine etrafı dikenli tellerle çevirir, tellere elektrik verir ve birinin yaklaşıp yaklaşmadığını algılamak için çevreye köpekler yerleştirir. Ancak geçen onca zamana rağmen, herhangi bir bahçıvanla karşılaşmazlar.
Yine de inançlı kâşif inancından vazgeçmez ve şöyle der: "Belki de o bahçıvan, dokunulamayan, elektrik çarpmayan, kokmayan ve ses çıkarmayan bir bahçıvandır. Gizlice bu bahçeyle ilgileniyor olabilir, olamaz mı?"
Şüphecinin yanıtı ise nettir: "O halde başlangıçtaki iddiandan geriye ne kaldı? Görünmez, dokunulmaz ve hayal ürünü olan o bahçıvanının, hiç var olmayan bir bahçıvandan farkı nedir?"
İgnostisizm, agnostisizmin "yeterli delil bulunana kadar Tanrı'yı askıya alma" düsturuna sahip bir versiyonudur ve bu, Apateizm ile karıştırılmamalıdır.