((1- Adem Aleyhisselam dünyaya indirildikten sonra, meleklerin göklerden inip çıktıklarını ve o eski yoldaşlarını gördükçe önceki vatanı olan cennete hasreti artıyordu.
Bunun üzerine Allahü Teâlâ şöyle buyurdu:
"Ey Adem! Her ne kadar yakınlık yurdundan (cennetten) indirilmiş ve ondan uzak düşmüş olsan da ben sana yakınım. Cennetten çıkarıldığın için kalbin kırıksa da bil ki ben kalbi kırık olanların yanındayım. Göklerde tesbih eden meleklerin seslerini dinlemekten geri kalmış olsan da, onun karşılığı olarak sana yeryüzünde evlatlarının günahkarlarının tevbe ederken çıkardıkları iniltileri verildi. Onların iniltileri bana meleklerin tesbihlerinden daha sevimlidir.
Tesbih edenlerin tesbihlerine böbürlenme karışmış olabilir, ama günahkârların inleme ve feryadlarında pişmanlık vardır. Eğer siz (Adem ve Havva) o günahı (yasaklanan ağacın meyvesini yemeyi) işlememiş olsaydınız, sizin yerinize başkalarını yaratırdım. Onlar o hatayı işlerler, sonra af dilerler, ben de onların günahlarını affederdim."
2- Bakara süresi 31. âyette beyan buyurulduğu gibi, Hazreti Allah, Adem Aleyhisselam'a her şeyin isimlerini yani her ilmi öğretmişti. İlmin kemâle ermesi ise ancak o ilimle amel etmekle olur. Cennet ise amel yeri değildir. Ondan dolayı, Adem Aleyhisselam, ilmiyle amel etmesi için yeryüzüne indirildi.
Şeytan da azgınlığı sebebiyle Hazreti Adem'in cennetten çıkarılmasına çalışmıştı. Ama Hazreti Adem'in dünyada ameli üstünlük kazanıp olgunlaştıktan sonra önceki halinden daha güzel bir vaziyette tekrar cennete girip orada ebedî olarak kalacağını bilemedi.
3- Allahü Teâlâ, Adem Aleyhisselam'ı eğer dünyada değil de cennette affedecek olsaydı, sadece onu affetmiş olacaktı. Ama onu dünyaya indirip dünyada affetmekle, onun zürriyetinden olan nice kimseleri de affederek affının